Geri Dön

Sanal pistlerin yıldızıydı gözünü F1’e dikti

E-Spor’da sürüş yetenekleri ve hızıyla dikkat çeken Cem Bölükbaşı, Borusan Otomotiv Motorspor takımıyla gerçek pistlere transfer oldu. GT4 Avrupa Şampiyonası’nda yarışan Bölükbaşı, ”En büyük hedefim Formula 1 pilotu olmak” diyor.

Sanal pistlerin yıldızıydı gözünü F1’e dikti
Seyhan Akıncı / seyhan.akinci@milliyet.com.tr

 

Henüz 4 yaşındayken iki tekerlekli bisikletteki hızıyla dikkat çekmiş Cem Bölükbaşı. Ailesi enerjisini boşaltması için onu önce motokrosa yönlendirmiş. Ardından 6 yaşında Türkiye Şampiyonu olduğu motokrosun onun için tehlikeli olabileceğine karar verince de soluğu kartingde almış Bölükbaşı. Bugün 21 yaşında ve Borusan Otomotiv Motorsport adına GT4’te yarışıyor. 17 yaşında henüz ehliyeti yokken Formula 4 testine çıkabilmesi için oturduğu simülatörde gösterdiği başarı yarış dünyasının dikkatini çekti. Sponsorluk bütçesini karşılayamadığı için gidemediği yarışlar ona sanalda bugün başında olduğu kariyeri inşa etme fırsatı verdi. Bu hafta sonu Nürburgring’de yarışan genç pilotla sanaldan gerçek pistlere geçiş hikayesini ve F1 hayallerini konuştuk.

Sanal pistlerin yıldızıydı gözünü F1’e dikti

- Sanal pistlerden gerçek pistlere transfer hikayenizi dinleyebilir miyiz?

17 yaşımda Formula 4 testine çıkmam gerekiyordu fakat ehliyetim dahi yoktu. Daha önce hiç otomobil kullanıp kullanmadığımı sorduklarında hayır dedim. Ehliyetim de olmadığı için önce simülatöre oturmam gerektiğini söylediler. Profesyonel bir simülatörde tüm gün boyunca yarışacağım araçla, yarışacağım pistte tur attım. Test sürüşüm çok iyi geçmişti ve birkaç takımdan teklif almıştım şampiyonada yarışmam için. O dönem sponsorluk bütçesini karşılayamamıştık. Bu sebeple geçen yıla kadar gerçek yarışlara katılamadım. Simülasyon zevkliydi, oradan devam etmeye karar verdim. I-Racing platformunda antrenman yaptım ve orada Dünya Şampiyonası’na çıktım. Orada 60 bin kişi arasında ilk 20’ye kaldım. 2017’de Formula 1 kendi e-spor şampiyonasını duyurunca bir anda e-Spor kavramı ortaya çıktı. Bu alanda profesyonel bir şampiyona ilk defa o yıl yapıldı ve ben dünya 5’incisi oldum. Gerçek pistlere geçene kadar yaklaşık iki bin yarış yaptım ve bu tecrübeyi gerçek pistlere aktarabilme şansı yakaladım. Kariyerim biteceğine hiç olmadığı kadar yükselmiş oldu. 

- Genç yaşta hedefinizi çok net bir şekilde belirlemişsiniz. Tam orada da Borusan Otomotiv ile yollarınız kesişmiş...

Simülasyonda iyi olan bir yarışçı gerçek otomobilde de iyi olabilir mi sorusu sadece Türkiye’de değil bütün dünyada merak ediliyordu. Fakat kimse riske girip elini taşın altına koymuyordu. Geçen yıl Borusan Otomotiv Motorsport takımı benimle temasa geçti. Biz GT4 Avrupa Şampiyonası’ndayız, bir yarışta bizimle yarışmanı istiyoruz dediler. Orada ikinci yarışımda ikinci olup podyuma çıkınca 2020 sezonunda benimle devam etme kararı aldılar. Böylece bu yıl ilk yarış sezonuma çıkmış oldum. Sanaldan çıkılarak profesyonel bir yarışçı kariyeri yapılabileceğini gösterdiğim ve bu konuda öncü olduğum için mutluyum. 

- Gerçek piste çıktığınız ilk yarışta neler hissettiniz?

Vakit çok kısıtlıydı. Perşembe günü piste geldim, cumartesi sabahı yarışa girdim. Otomobile ilk oturduğumda biraz farklıydı tabii. Sanalda belki 300 km hızla gidiyorsunuz ama gerçekte bu hızlar aynı değil. G kuvveti ve arabayı hissetme boyutu da apayrı. Ama ne kadar yakın olduğunu da görmüş oldum. Sanki sanal gerçeklik gözlüğü takmışım da orada yarışıyormuşum gibiydi. Rakiplerle aradaki farkı kapatmamı sağlayan da buydu.

“BİR SPORCU OLARAK İDOLÜM FEDERER”

- Yarışçı kimliğinizi bir kenara bırakacak olursak, Cem Bölükbaşı başka neler yapar, nelerden hoşlanır, nasıl vakit geçirir?

Yarışçı kimliğim neredeyse bütün kimliğim aslında. Hedefim F1 pilotu olmak olduğu için yaptığım her şey de kendimi o alanda geliştirmeye dönük. Yarışmıyorsam, spor yapıyor oluyorum. E-Spor kısmı hâlâ devam ediyor. İkisini bir arada götürmem gereken bir dünyada yaşıyorum. Hâlâ günde 4 saat simülasyonda vakit geçiriyorum. Kitap okumayı severim ama orada da Nadal, Federer gibi başarılı sporcuların biyografi ya da otobiyografilerini okuyorum.

- Federer ve Nadal hangi yönleriyle ilginizi çekiyor?

Nadal’ın kendini adayışı... Federer ise kort dışındaki kimliğiyle, centilmenliğiyle, hayatı yaşayışıyla bir sporcu olarak idolüm. Çok örnek aldığım bir insan. Nadal ya da Federer arasında birini seçmem ama hangisi olmak istersin diye sorsanız herhalde Federer olmayı tercih ederdim. Federer bana daha uyumlu biri gibi geliyor. Ben daha sakinim, Nadal biraz daha çılgın.

- Bu sakin yanınız size yarış esnasında avantaj sağlıyor mu?

Ne kadar sakin olursanız olun yarış hafta sonunda sakin olmuyorsunuz. Sakinim diyen de kendini kontrol ettiği için dışarıya sakin görünüyordur. Ben de dışarı sakin görünüyorum ama inanın bana sakin değilim. İnanılmaz heyecanlıyım. Bu heyecanı bir şekilde pozitife çevirmeniz gerekiyor. Her şey kaskı takana kadar aslında. Kaskı taktığınız anda her şey bitiyor ve kendinizi bir başınıza buluyorsunuz. Her şey o kadar hızlı oluyor ki başka bir şey düşünecek vaktiniz bile olmuyor.

“İSTANBULPARK’IN GERİ GELMESİ BÜYÜK AVANTAJ”

- GT4’teki bir saatlik yarışta pilot değişimi de yaşanıyor. Ekip arkadaşınız Yağız Gedik’le nasıl bir ilişkiniz var?

Yağız hem çok yakın arkadaşım hem de abim gibi. Benden yaşça büyük ve daha tecrübeli. O ekip işini benden çok daha iyi biliyor. F1’dan farkı lastik değişimi değil pilot değişimi olması. Yarış paylaşılıyor, ilk kısımda ben yarışıyorum sonra Yağız ya da tam tersi. Normalde otomobilin ayarları tek bir pilota göre yapılır, benim ve Yağız’ın istedikleri konusunda ortak nokta bulup sürüş stilimizi ona göre ayarlıyoruz.

- Peki, genç bir pilot olarak hedefleriniz neler?

Hedefim en üst kademede profesyonel bir yarışçı olmak. En büyük hedefimse gerekli sponsorluklar olursa Formula 1 pilotu olmak. Ne yazık ki sizin elinizden geleni yapmanızın yetmediği bir dünya F1, sponsorlukların da olması gerekiyor. Ben F1’e gidebileceğime inanıyorum ve bunun için kendimi geliştiriyorum.

- Kasımda 9 yıl aradan sonra Formula 1’in bir ayağı İstanbulPark’ta koşulacak. Profesyonel bir yarışçı ve bir Türk olarak ne hissediyorsunuz?

İlginç bir yıl oluyor. Eskiden takvimde olan pistlerin birçoğu bu yıla özel geri geldi. İstanbul’un geri gelmesi büyük bir avantaj. Umarım sadece bir defalık olmaz ve tekrar F1 takviminde yer alır. Ama sadece pisti getirmektense bir pilot yetiştirmeye evrilirse bu olay ve bir Türk pilotu İstanbulPark’ta yarışma şansı bulabilirse pisti takvime dahil etmekten çok daha başarılı bir iş olur. Sadece Türkiye’de değil her yerde bir sporu sevdiren bir sporcu, bir kahraman oluyor. Türkiye’de motorsporlarına ilgi yok dendi ama şu anda GT4 yarışında YouTube’dan yayınlanan yarışları bile 20 bin kişi izliyorsa ilgi var demektir.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber