Geri Dön

“Televizyon büyük bir silah”

TRT’nin yeni dizisi “Aşkın Kanunu”nda rol alan Beste Bereket: “İnsanların ortak olarak baktıkları bir kutu var. Bunu en verimli şekilde kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Televizyon büyük bir silah bence, hem iyiye hem kötüye doğru götürebilir”

“Televizyon büyük bir silah”

Beste Bereket ilk sinema filmi “Türev” ile Altın Portakal alarak sağlam bir giriş yapmıştı sinema kariyerine. Televizyon izleyicisinin hafızasındaysa kalıpların dışındaki güzelliğiyle yer edindi. Şimdi yeni dizisi “Aşkın Kanunu”yla karşımızda. Bir yandan da eğitimini aldığı tiyatroya devam ediyor bu sezon yeni bir oyunla.

Bereket ile “Seyirciye iyi gelecek, bir rahatlama alanı olacak” dediği dizisinden, yeni oyunu “III. Richard”dan ve ciddi şekilde eğitimini aldığı wing chun’dan konuştuk.

“Aşkın Kanunu”nda biraz maço kız Atiye karakteriyle karşımızdasınız...

Çok dişil tavırlar ve özellikler göstermeyen bir karakter, evet. Aslında sadece polis olmasından ileri gelen bir şey değil bu, belki de biraz öyle bir yapıya sahip olduğu için polis olmayı tercih etmiş. Tavırlarında çok fazla incelik ve nezaket bulunmayan ama sonuçta uygun şartlar ve dertlerle karşılaştığında hemen bir kadına dönüşebilen bir karakter.

Nasıl seçiyorsunuz teklifleri? Buna neden evet dediniz mesela?

Ben TMC ile daha önce “Sessiz Fırtına” diye bir dizide çalışmıştım. Yapımcı, kanal, yönetmen, ekip önemli... Artık herhangi bir şeyin büyük bir parçası olmaktansa güzel bir bütünün küçük parçası olmak beni mutlu eder hale geldi.

Yan rollerden biri değil mi?

Aynen öyle. Emniyet ve mahalle olarak iki kanaldan ilerliyor. İki polis memurunun, Ceyda Düvenci ve Mustafa Üstündağ’ın karakterlerinin aşk hikayesi. Fakat emniyetin içinde başka aşk hikayeleri de olacak. Daha zıt ve enteresan çiftler olacak. Hem mahallede hem emniyette farklı farklı “aşkın kanunları” olacak.

Her oyuncunun söylediği gibi dizi sektörü vahşi bir hal aldı. Çok ciddi bir rekabet var. Seyirci bu dizi savaşları arasında “Aşkın Kanunu”nu neden tercih etsin?

Bir seyirci olarak şunu söyleyebilirim; içinde yaşadığımız dünyanın ve ülkenin gerçeği dışında algımızı yönelttiğimiz herhangi bir şeyin bizi daha karanlık, daha mutsuz, daha depresif olmaya değil birazcık yüzümüzü güldürmeye, aydınlatmaya yönelik şeyler olmasını tercih ediyorum. Ben seyirci olsam bu yüzden izlerdim.

“İki saat izledik seni, anlatsaydın o zaman!”

Okula girerken aklınızda olan tiyatroya da devam ediyorsunuz değil mi bir yandan? Bu sezon “III. Richard”ı oynuyorsunuz...

Evet. Cef Tiyatro ile Erdem Akakçe’nin ortak bir prodüksiyonu. Erdem Akakçe III. Richard’ı oynuyor. Dünyada defalarca oynanmış bir oyun. İnsanlık devam ettiği sürece aynı var oluş mücadeleleri devam edeceği için oyun da bir şekilde eskimeyecek. III. Richard deyince herkes doğal olarak konuya çok hakim olması gerektiğini sanıyor; İngiltere’deki “Güller Savaşı”, o dönem tahttaki isimler... Ama öyle değil, yönetmenimiz oyunu sadeleştirmeyi tercih etti.

Krallar, İngiliz asilleri havada uçuşuyor diye çekinmesin yani izleyici, gitsin oyuna. Siz hangi karaktersiniz?

Lady Anne karakterini oynuyorum. III. Richard’ın hem kocasını hem babasını öldürdüğü bir kadın. Yasdöneminde nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde III. Richard’ın evlenme teklifini kabul ediyor. Bu acıdan sonra olabilecek en ufak şefkat ve iyi niyet göstergesinde kendini bırakmış bir kadınhaline gelmiş.Büyük acılar insanın muhakeme yeteneğini yitirmesine neden olabiliyor. Oyunu sahnelendiği iki saat içinde değerlendirmeliyiz diye düşünüyorum. Şu da çok garip geliyor bana çünkü; “Aslında biz bu oyunda şunu anlatmak istedik”. E o zaman anlatsaydınız. Biz bilet aldık, geldik buraya, iki saat sizi seyrettik... O sürede anlatsaydınız!

“Aynaya bakınca kendimi zayıf görmüyorum”

Yemekle aranız nasıl? Zayıf olduğunuz için sıklıkla duyduğunuz bir sorudur eminim.

Aslında yemek yapmayı da yemeyi de seviyorum. Bu ara biraz daha kilo verdim ama. Yaz başında 2.5 ay bir vejetaryenlik deneyimi yaşadım. Jumbo Burger’de bir jumbo burger yiyerek bozdum. Çok üzülüyorum. Gerçekten fikri olarak et yemek istemiyorum ama etçil bir insan olduğumu kabul ediyorum, ben bir Antakyalıyım;
ne kadar uzak durabilirim ki etten!

Genetik mi zayıflığınız?

Ben aynaya bakınca kendimi zayıf görmüyorum aslında. Annem-babam, kardeşim yapılı insanlardır. Bir tek ben varım böyle minyon. Benimle yemek yiyen insanlar da “Çok yiyorsun” diyor mesela ama çok hareketli bir insanım.

Neler yaparsınız mesela?

Her gün mutlaka bir saat yürüş yapıyorum, hava şartları uygunsa. Pilates yapıyordum ama bıraktım.

Sizinle ilgili şaşıracağımız bir şey söyleyin bize.

Birkaç senedir ara verdim ama kung fu yapıyordum, wing chun ustası Emin Boztepe’yle çalışıyordum. Devam edebilsem çok iyi olacak.7-8 sene önce Aslı Tandoğan sayesinde başladım. Kadınlariçinçok uygun bir spor.

“İnsanlara biraz daha algıları açıcı bir şeyler izletebiliriz”

Konservatuvar mezunusunuz
değil mi?

Tiyatro bölümünden mezunum. Okula girerken “Aman Allahım ben dizilerde oynayacağım” gibi bir algım yoktu. Tabii ki dizide tiyatro izleyicisinden sayıca daha fazla insana ulaşıyoruz. İnsanlara birazcık rahatlatıcı ya da algıları biraz daha açıcı bir şeyler seyrettirebiliriz açıkçası. Bu benim görevim değil, TV sektörü ile ilgili bir şey ama kalben öyle bir noktaya gitmesini istiyorum. Aile içi eğitim, okulda eğitim tamam da bu ülkedeki insanların ortak olarak baktıkları bir kutu var. Bunu en verimli şekilde kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Televizyon büyük bir silah bence, hem iyiye hem kötüye doğru götürebilir. Stratejik olarak iyiye doğru götürmesi için çaba göstermeliyiz.

25 Şubat 2020 Magazin Haberleri Bülteni25 Şubat 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber