Nihayet, galibiyet... Van Gaal’den sonra bir türlü kendini toparlayamayan ve bizden beter hallere düşen Hollanda’yı yenmek - kimse dudak büküp küçümsemesin - yine de Basketbolcularımız’ın İtalya zaferi kadar “kıymetli” bir başarıdır bence. Fatih Terim’i de kutlayalım ter döküp koşan, hüner gösterip coşan futbolcularımızı da.

Başarı kıymetli... Çünkü, hayal kırıklığı yaratan oyunların, skorların, hataların ve beceriksizliklerin faturasını topluca kestiğimiz Milli Takım, itibarını ve iddiasını kaybetmiş, “ezik” bir duruma düşmüştü. Bırakın oynamayı, ayakta durmak bile zordu böyle ortamda... Neyse ki hayal kırıklıkları karşısında kendi içine dönerek birbirine sarılan, dayanışmanın en iyi örneklerinden birini veren Milli Takım, aradığı şefkati ve desteği Konya seyircisinden buldu. Hem de fazlasıyla. Bu maçlar İstanbul’da oynandığı zaman, tribünlerde ya sessiz tiyatro seyircileri (!) oluşuyor, ya da kör fanatizmden beslenip dünyayı kulüp renkleriyle algılayan taraftarlar... En küçük hatada inanılmaz öfkelerle rakip takımdan gelen çocuklara sallayan, küfür ve alay edenleri unutmayalım. TFF ve Federasyon, Konya seçimiyle en azından bu sevgisiz öfkeden kurtarmıştır Milli Takım’ı.

Maça bakarsak... Terim, çok doğru bir on birle başladı maça. İyi seçilmiş, çalışmış ve hazırlanmış takımın yapısı, kazanmaya kararlı, aç ve istekli bir kişilik yansıtıyordu. Robbensiz de olsa futbol geleneği, kültürü, kadro yapısı ne olursa olsun Hollanda’nın takımca değeri böylesine hücum ağırlıklı bir seçimi arızaya uğratabilirdi. Hayret!.. Oyunun hiçbir anında, sahanın hiçbir bölgesinde sıkıntı yaşamadı çocuklar. Savunma sağlam, çabuk ve etkiliydi. Kaleci Volkan en az iki golü ustaca önledi. Orta alanda Selçuk, Ozan... Arda, Hakan Ç., Oğuzhan olağanüstü çabuk, becerili ve fırsatçıydılar. Fırsatları akılla hazırlayıp beceriyle gole çevirdiler. Hollanda bizim ligdeki ustaları Sneijder ve Van Persie ile oyunu kuruyor, kurcalıyor, ancak topa sahip olduğu halde o topu golle sonuçlanan bir beceriyle kullanamıyordu.

Oğuzhan ve Arda’nın golleri zamanında, sıkıntı yaratmadan geldi. Maç boyunca baskı altında fırsatları kullanamayan Burak Yılmaz ise Caner’in asistiyle pastaya çileği koydu. Sonradan oyuna katılan Volkan Şen, Mehmet Topal ve Olcay da kusursuz katkıda bulundular, unutmayalım.
Milli Takım’ın dünkü maçta eleştirilmesi gereken yönü, 5 sarı karttı. Pozisyon gereği kartlara sözüm yok da... Hakemle tartışmaya ne gerek var, yapmayın be çocuklar!