TFF Genel Kurulu, 28 Temmuz’da Ankara’da toplanacak. Pandemi nedeniyle oluşan gecikmeleri de kapsayacak biçimde Başkan Nihat Özdemir ve yönetim kurulunun Mayıs 2021’den bu yana yaptıkları harcamalarla yeni bütçe tasarısı oylanacak…TFF Genel Kurulu, 28 Temmuz’da Ankara’da toplanacak. Pandemi nedeniyle oluşan gecikmeleri de kapsayacak biçimde Başkan Nihat Özdemir ve yönetim kurulunun Mayıs 2021’den bu yana yaptıkları harcamalarla yeni bütçe tasarısı oylanacak…Genel kurulda harcamaların ibra edilmesi, yeni bütçenin de onaylanması bekleniyor.Ama daha “temel” bir mesele var.İki farklı otorite, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Kamu Denetçisi’nin uyarıları, uzunca bir süredir çözümlenmemiş, değiştirilmemiş biçimde tozlu dosyalar halinde neredeyse uyuyor.Sorun Tahkim Kurulu’nun oluşumunda düğümleniyor… Türkiye Futbol Federasyonu’nun kuruluşuyla ilgili 5894 Sayılı Yasa’nın 6. Maddesine göre “Tahkim Kurulu, bu kanun uyarınca bağımsız ve tarafsız bir zorunlu tahkim mercii olup TFF’nin en üst hukuk kuruludur ve TFF Statüsü ile ilgili talimatlarda belirtilen nitelikteki uyuşmazlıklar ile ilgili nihai karar merciidir.“TFF Satüsü’nün 61. Maddesi Tahkim Kurulu’nun oluşumunu düzenliyor. Buna göre “Tahkim Kurulu TFF Başkanının teklifi ve yönetim kurulunun kararı ile en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip hukukçular arasından seçilecek bir başkan ve altı asıl ve altı yedek üyeden oluşur. Üyelerin belirlenmesinde FİFA ve UEFA’nın kuralları esas alınır.”AİHM yazısında kurulun özgür ve bağımsız üyelerden oluşması için seçimle işbaşına gelmesi ya da göreve başlarken yemin etmesi gerektiği anlatılıyor. Kamu Denetçisi’nin değerlendirmesinde ise alınan kararların açık ve şeffaf biçimde açıklanması isteniyor. Ama konu TBMM’nin ilgili komisyonunda “TFF Kamu kuruluşu değildir” açıklamasıyla taça çıkıyor.Tahkim Kurulu’nun bugünkü haliyle hem FİFA ve UEFA önünde, hem de iç hukukumuzda, Anayasa Mahkemesi önünde kabul edilebilir, geçerli bir pozisyonu bulunmuyor. Tahkim Kurulu kararlarının İstinaf Mahkemeleri ya da Yargıtay gibi üst mahkemelere taşınabilmesi öneriliyor. Öte yandan yıllardır yığılan ve karara bağlanan şikayet dosyalarından da etkilenerek FİFA’nın Türkiye Futbol Federasyonu’na önerisi özetle şöyle: “Öyle bir kurul oluştur ki CAS gibi sağlam olsun. Oluşan yeni Tahkim Kurulu’nun kararları da, bizdeki CAS-İsviçre Federal Mahkemesi gibi bir üst hukuk otoritesinin denetimine açık olsun.” Aksi takdirde bugüne kadar kaybedilmiş ve tazminat kararına bağlanmış üç davanın sayısı artabilir. İçerde alınan kararlar AİHM’de duvara çarpabilir.    Sorunun çözülmesi 5894 sayılı yasanın 6. Maddesinin değiştirilmesi ve TFF statüsündeki 61. Maddenin yeniden düzenlenmesine bağlı.Bu işler hiç de zor değil. İşin yasa tarafı iyi anlatıldığı takdirde zaman kaybedilmeden en ideal biçimde bir madde değişikliğiyle TBMM’de çözümlenebilir. Sonrasında 28 Temmuz genel kurulu da statüyü oylayıp onaylayabilir ve düğümler çözülmüş olur.Peki, olur mu dersiniz? Açıkçası çok umutlu değilim. TFF’nin bu konuda duyarlı ve hazırlıklı olduğunu sanmıyorum. Ancak konuştuğum hukukçular, yakın gelecekte sorunların daha da yoğunlaşacağını belirterek “acele edilmesi gerektiğini“ dile getiriyor.Üstüme düşeni yazdım. Şimdi top TFF’de!

N’oldu Nihat Abi

TFF Başkanı Nihat Özdemir’i aradım. Gündemde tartışılan konularla “hukuk” yazımın ayrıntılarını konuşmak , “Başka ne var ne yok?” diye sormak istiyordum. Her aramamda telefonu açan ya da mutlaka dönerek arayan centilmen Başkan, bu defa şöyle karşıladı beni : “ Merhaba. Şimdi ben senin hatırını, sağlığını sorayım.. Sen de bana hatır sor ve telefonu dostça kapayalım.”
Hoppalaa… “Ne oldu Sayın Başkan” dedim, “Sizi üzecek, kıracak bir yanlış mı yaptım?” “Hayır, estağfurullah, senin payın yok denecek kadar, yani yok!” dedi.
Peki ne olmuştu? Başkan medyaya demeç ve bilgi vermiyordu. Belki birileri fena halde canını sıktı. Olabilir. Ama bu “Küstüm, konuşmuyorum” tavrı hiç de doğru değil. Kendi adıma çok üzüldüm. En kötü iletişim, iletişimsizliktir. Nihat Özdemir de bunu çok iyi bilir.
İşin şöyle bir yanı da var : Nihat Bey sustuğuna göre, belki de çok önemli kararlar arifesinde. Kişisel de olabilir, kurumsal da. Artık aklınıza ne gelirse… Konumuz her türlü spekülasyona açıktır arkadaşlar. Hayır, olasılıkları sıralamayacağım. Bilen varsa söylesin, yazsın… Dinleyelim, okuyalım, öğrenelim.

Neredesin Dorukhan?

Dorukhan Toköz, Beşiktaş’la gemileri yaktı… Şampiyonluk kutlamasında “Gidiyorum bütün aşklar yüreğimde” şarkısıyla sahneye çıktı. Kimseyle kavga etmeden, Başkan Çebi’yi, yöneticileri ve Sergen Hoca’yı üzerek yeni ufuklara uçtu. Onu Milli takımda da yeterince izleyemedik. Malum, gruptan çıkamadık. Fenerbahçe’ye gideceği yolundaki haberler sezonla birlikte sona erdi. İki, üç gün öncesine kadar La Liga’dan iki kulübe gideceği yazılıyordu. Dün baktım, bilgi yok. Umarım, menajerinin de çabasıyla iyi bir kulübe gider… Olmazsa o pişman olur, biz üzülürüz.

Ghezzal ve Rosier

Beşiktaşlı yöneticiler gerçekçi olmalı. Oyalanarak, taraftarı oyalayarak zaman kaybedip bu transferleri çözemezlerse hayal kırıklığı “kırıcı” tepkilere neden olabilir. Bu işin çözülmesi zor. Bir olasılığı da ortaya koymaları gerekiyor: O futbolcular dönmeyebilir. Ama dünyanın sonu değil.