Futbolu, futbolun içinden gelenler yönetsin!

Son yıllarda parlatılarak hayata katılan önemli bir iddia... Bir çok yeterlilik aşamasını, standardı aşarak, atlayarak futbolda önemli pozisyonlara seçilen eski futbolcular var.

Hayır, onlara karşı değilim. Futbola verdikleri emekleri, adanmışlığı saygıyla karşılarım. Bulundukları yerlere ne kadar yakışıyorlar? Bu sorunun yanıtı da tartışılmalı. Ama asıl takıldığım nokta antrenörlük... Tolunay Hoca’dan aldığım bilgiye ve Teknik Adamların Eğitimi ve Sınıflandırılması Talimatı’na göre antrenörlüğe geçişin de “öğrenim” belgesi aranmadan “yumuşatıldığını”, “kolaylaştırıldığını” görüyorum. Oysa SYO ya da Spor Bilimleri Fakültesi’nde 4 yıllık eğitimle diploma alan antrenörler, mesleğe Pro Lisansla değil, Grassroots B lisansı ile katılabiliyorlar.

Bu durumda skor tabelası Alaylılar 3-Mektepliler 1 olarak belirleniyor.

Kısacası Kurslara katılıp UEFA Pro Lisansı alarak yetkili antrenör statüsü elde eden “hocalar” Türk futbolunun en ağır yükünü taşıyorlar. Hemen her soruna çare bulmaları isteniyor. Bu haklı bir talep mi? Hiç sanmıyorum. Peki çare olabilirler mi? Bilmiyorum!

Bilim, koronavirüs nedeniyle öncelik statüsüyle hayatımıza girdi ya, ben de bilime başvurdum. Marmara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi’nden dostum Prof. Dr. Turgay Biçer’le konuştum. Ortada önemli yanlışlar olduğunu söyledi : “- Antrenör eğitiminde diploma istenmemekle deneyim merkeze alınmaktadır. Üniversitede 440 saat futbol antrenörlüğü dersi alan mezunlar, ancak C kategorisi diploması almaktadır.Bu eşitsizlik giderilmeli, basamaklar arttıkça üniversite şartı getirilmelidir. Teknik direktörlük üst düzey kurmay ve önderlik yetkinliklerine gerek duyulan bir mesleki konumdu. Başarı kavramı sadece maç kazanmanın ötesindedir. Kulüp, ilişki yönetimi, finans ve ekonomi bilgileri, ekip çalışmasına yatkınlık da ayrıca aranmaktadır. Bu farklılıklar ve eşitsizlikler sonradan lisans tamamlama ile aşılmıştır. TFF Üniversite işbirliği ile PRO Lisans antrenörlerine “soft skill” denen bu beceriler uzaktan eğitimle verilebilir.”

Kimseyle alıp veremediğim yok. 50 yılı geride bırakan deneyimlerimle “deneyimin” bilgiye fark atarak öne çıkarılmasını doğru bulmuyorum. TFF bu işi bilimin ve pratiğin ortaklığıyla değerlendirmelidir.

Korona ilhamlari...Ibretleri...

Fatih Terim: Hastaneden çiçek gibi mesajlar vererek evine döndü: ”Bu sınavdan çok şey öğrenerek çıkacağım. Daha çok kıymet bilecek, aileme ve sevdiklerime daha çok vakit ayıracağım. Daha çok affedecek, daha az üzülmeye çalışacağım.” Teşekkürler Fatih Hocam, geçmiş olsun.Fatih Terim: Hastaneden çiçek gibi mesajlar vererek evine döndü: ”Bu sınavdan çok şey öğrenerek çıkacağım. Daha çok kıymet bilecek, aileme ve sevdiklerime daha çok vakit ayıracağım. Daha çok affedecek, daha az üzülmeye çalışacağım.” Teşekkürler Fatih Hocam, geçmiş olsun.Yusuf Günay: “Kesinlikle evden çıkmayalım. Sokaklar biraz boş kalsın. Korkularımızı da kontrol edelim. Korona paronoyaya dönüşmesin.”Mars ve Kars.: “Bi de uzayda yaşam izleri arıyorsun. Taa Mars’a gitmeyi düşlüyorsun. Ama bak, Vali izni olmadan Kars’a bile gidemiyorsun.”Yan odadaki eşime: “Seni özlemeyi özledim!”Koronadan karlı çıkan:  MHK Başkanı Zekeriya Alp ve hakemler Kitap önerim: Sina Akşin/ Kısa 20.Yüzyıl Tarihi (Hem de 575 sayfa : - ))

AIPS’ten sanal ama gerçek bir hamle

Dünya Spor Yazarları Birliği AIPS, Koronavirüs ile ilgili önemli bir atılımla dünyanın dört köşesindeki Genç Spor Gazetecisi programının mezunlarına bir mesaj yayınladı: “Koşullar, yeni, farklı ve istisnai. Ancak bu meslek pek çok kötü senaryodan kurtuldu. Kriz bittiğinde spor devam edecektir. Spor gazeteciliği de kilitlenemez. Sadece bazı sosyal medya yayınlarının, sporcuların yaptıklarını yeniden üretmesini beklersek, ölüm sertifikamızı gazeteci olarak imzalarız. Herkes içerik oluşturabilir. Ancak bize anahtar hikayeleri anlatanlar fark yaratacaktır. Sanal ama çok gerçek hikayeler.. Çünkü sosyal mesafe uzaktan öğrenmeyi durduramıyor.”

İstatistik sayılarla sürekli kafa şişirmek değil görevimiz. Biraz özen göstererek daha yaratıcı işler yapabiliriz.

İşte özlediğim maç

12 Mart Perşembe… Kızım Dr.Ayla, meslektaşı Cem Payaslı, hep birlikte Medipol Başakşehir  Kopenhag UEFA Kupası maçına gittik. Süper Lig’de bulamadığımız keyfi orada yaşadık. Çok zor bir müsabaka izledik. Sonunda Visca’nın penaltı golüyle kazanan M.Başakşehir oldu. TFF Başkanı Nihat Özdemir, kulüp başkanları, Milli Takım’ın işbaşındaki ve önceki hocalarıyla birlikte Başkan Göksel Gümüşdağ’ın konuğu olarak çok sıcak ve dost bir atmosferde ağırlandık.12 Mart Perşembe… Kızım Dr.Ayla, meslektaşı Cem Payaslı, hep birlikte Medipol Başakşehir  Kopenhag UEFA Kupası maçına gittik. Süper Lig’de bulamadığımız keyfi orada yaşadık. Çok zor bir müsabaka izledik. Sonunda Visca’nın penaltı golüyle kazanan M.Başakşehir oldu. TFF Başkanı Nihat Özdemir, kulüp başkanları, Milli Takım’ın işbaşındaki ve önceki hocalarıyla birlikte Başkan Göksel Gümüşdağ’ın konuğu olarak çok sıcak ve dost bir atmosferde ağırlandık.Tüm futbolseverler oradaydı. Hem de ellerinde Türk bayrakları, üstlerinde geceye özel tişörtleri ya da takım formalarıyla oradaydılar. Maçın başından sonuna kadar susmadılar, şarkılar, sloganlar birbirini izledi. Fatih Terim Stadı’nda seyirci rekoru kırıldı. Futbolun hayatımızdaki bir çok renk ve sesle birlikte geri planda kaldığı, ertelendiği bir dönemde işte bu maçı özlüyorum ben. Dönüşümüzün de tüm statlarda aynı biçimde “muhteşem” olmasını diliyorum.Bu arada… Başkan Göksel Gümüşdağ’la da dün görüştüm. Hasta yatağında, yorgun sesiyle telefonuma yanıt verdi. Öğrendiğime göre doktorlar Başkan’ı tedavi ederken, Başkan da futbolumuzu ve kulüplerimizi tedavi edecek finansal ve yapısal çözümleri araştırıyordu. Okuyor, not tutuyor, kulüp CEO’su Mustafa Eröğüt’ten bilgi alarak önemli hamlelere hazırlanıyordu. Şunu da bildireyim: Göksel Başkan’la eşi Müge Hanım, aynı hastanenin aynı katında ayrı odalarda tedavi ediliyor. Birbirlerini görmeleri, ziyaret etmeleri yasak. Her odanın doktoru ve hemşireleri farklı kıyafetlerle çalışıyor. 12 yaşındaki Sena da aile büyükleriyle birlikte umut ve merakla anne-babasını bekliyor. Tüm insanlarımıza “geçmiş olsun” dileklerimizle.