Her kriz döneminde olduğu gibi, korona sürecinde de özellikle sportif fırsatların kaçırılmaması gerektiğini düşünüyorum.
Bu fırsatlardan en büyüğü, popüler refleksler ya da tepkilerle rüzgara kapılmadan aklın öngördüğü kararları alabilmektir. Tıpkı savaş yıllarında olduğu gibi, yaşadığımız günlerde de liderlerin alacağı keskin ve sert “radikal” kararlar olabilir. Çözüm formüllerini beğenmeyebiliriz. Ama onlar kendi kariyerlerini ve karizmalarını riske atarak acı reçeteyi yazıp uygularlar. Savaşların çoğu böyle zafer öyküleriyle anlatılır.
Şu sıralarda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey akıl ve cesarettir.
Özellikle futbolda, kulüplerimizde. Öncelikle Fenerbahçe’de!.
Fenerbahçe, Ali Koç’un başkanlığındaki ilk iki yılı travma yaratacak büyük hayal kırıklıklarıyla yaşadı, yaşıyor.
Hayal kırıklığının temel nedeni “Para bizde. Bilgi de bizde. Biz çözeriz.” anlayışıdır. Danışmayan, dinlemeyen, bakmayan ve görmeyen anlayış.
O anlayışın çöktüğünü hep birlikte gördük. Sosyal medya rüzgarlarının da kulüp yelkenlerine fazla enerji taşımadığını anladık.
Şimdi olayları analiz edip duygudan ve popülizmden uzak “acil ve akil” kararlar almanın zamanı. O kararlarda, yabancı hocaya dayalı senaryolar hayaldir. Hayaller de kırılgandır.
Sadede gelelim. Fenerbahçe Aykut Kocaman’a bir celp pusulası göndermelidir.
Biliyorum, aşırı kontrolculuğundan savunma futbolu oynattığı iddialarından kurtaramayız Aykut Kocaman’ı. Yine de açıkça ve hakça söylemeliyim ki Aykut Kocaman, Süper Lig’in ağır başlı, reklamsız, gürültüsüz, ciddi hocalarından biridir. Takım oyununu, disiplin futbolunu, kadro uyumunu gözeterek başarılı olmuştur hep. Fenerbahçe taraftarını da memnun edememiştir bir türlü. Burada bir haksızlık olduğunu da düşünüyorum.
Aykut Kocaman onca savunmacı iddialarına karşılık takımın ikinci olduğu 2017-18 sezonunda 78; şampiyonluk kazandığı 2010-11 sezonunda 84 golle en fazla gol atan ekip olduğunu gösterdi. Ezber sloganlardan vazgeçmek gerekiyor.
Öte yandan Fenerbahçe’nin yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Mevcut kadroyu ligin son haftalarında tanıyıp finansal koşullara uygun transfer hazırlığı yapmak için çok uygun bir zaman.
Aykut Kocaman’ın görevden ayrılma kararları kırıcı öykülerle dolu. Son ayrılışında günlerce bekletilip gönderilmesi de saygı noksanlığı olarak bir yere not edilmeli.
Şimdi ön yargıyı, kırgınlığı ve küskünlüğü bir yana bırakıp cesaretle karar verme zamanı.
Aykut hocanın ciddiyetine, ağır başlılığına ve “sıkıcı” oyununa ihtiyaç var.
Haydi, biraz sıkılalım!

Şansal’a not: Sevgili dostum, biz gazeteciler, birbirimizin peşinden gitmeyi sevmeyiz, bilirsin... Bir hafta önce tasarladığım bu konuyu Pazartesi senin imzanla okuyunca atlamış (!) oldum. Yine de “akıl için yol birdir” diyerek peşinden yazıyorum. Eline sağlık.

Bay Fair Play

Konya Derbentspor’un kalecisiydi. Bir maçta topun kaleye girip girmediği konusunda tartışma çıktı. Hakem kaleci İsmet Karababa’ya sordu, o da yanıt verdi : “Goldü hocam!” Takımının yenilgisi ve küme düşme sıkıntısına yol açan bu duruma rağmen ne kendisi, ne de yöneticileri asla pişman olmadılar, geri adım atmadılar. İsmet Karababa örnek spor yaşamını kitaplaştırmış: Bay Fair Play… Eline sağlık kardeşim.

Fi Hasadı Yapan Kadınlar

Spor yazarı, grafiker ve ressam dostum Mehmet Ali Diyarbakırlıoğlu, korona günlerinde hayalleriyle anılarını renklerle buluşturmuş. Bravo M.Ali… Futbol tablolarını da görmek üzere!

Olimpiyat, karantinada

Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları, sporun dev ülkeleri, dev (!) spor adamları ve uyanık bir hukukçunun taktik çalışması sonucu gelecek yıla ertelendi. İki haftadan beri bakıyorum da, kimse bu duruma duyarlı değil.
Amerika, Avustralya, İngiltere, Fransa, Kanada ve küçük kardeş Norveç ile World Athletic Başkanı Lord Coe’nun başını çektiği grup bence anlamsız bir panik havasıyla oyunlar ertelenmediği takdirde, Tokyo 2020’yi boykot edeceklerini açıkladılar. Uluslararası Olimpiyat Komitesi köşeye sıkıştı. Oyunları erteleme kararı alsa, milyar dolarlık tazminat davalarıyla karşılaşabilirlerdi. IOC Başkanı Thomas Bach, cin bir politikayla Japonya Başbakanı Şinzo Abe’yi izleme kararı aldı. Abe panik halindeydi. Bir anda ertelenme taleplerini kabul etti. Thomas Bach da karar uydu. Bu kararı alırken video konferansta kendisini bekleyen yönetim kurulunu da çalımlamış oldu.
Olimpiyat Oyunları, iki dünya savaşından sonra ilk kez kazaya uğradı. Temmuz’a kadar zaman vardı. En az bir ay beklenebilirdi, olmadı. Şimdi erteleme nedeniyle zarara uğrayan sponsorlar, olimpiyat köyünü satın alan büyük emlak şirketi, dava açmanın eşiğinde. Oyunlara 12 milyar 300 milyon dolar harcayan Japonya korkulu günler yaşıyor. IOC ise davacılarla Japonya’yı baş başa bırakarak aradan sıyrılmış olacak.
Bir de Dick Pound adlı şarlatan var… Hiçbir yetkisi olmadığı halde, iki gün önceden erteleme haberini “sallayarak” verdi ve tutturdu. Çok yazık oldu, olimpizm unutuldu.

Bein Sports : Ödeme yok!

Futbol liglerinin tek yayıncısı Bein Sports, önceki gün TFF’ye bir yazı göndererek Nisan ayında ödemesi gereken 200 milyon TL civarındaki yayın hakkı taksitini ödeyemeyeceğini bildirdi. Şirketin yazısında gerekçe olarak abone kayıpları, lig maçlarının ertelenmesi ve tüm futbol etkinliklerinin durdurulması gösterildi.