351milyon 892 bin 555 euro… Türkiye Futbol Federasyonu’nun dün açıkladığı takım harcama limitleri ve yüzde 15 limit aşımı payının toplam değeri.
21 takımlı Süper Ligimizde, kesenin daraldığını, alım gücünün zayıfladığını gösteren sayılar bunlar.
Önceki yıllarda sadece 2-3 dişli (!) kulübümüzün gerçekleştirdiği bol rakamlı, bol fotoğraflı, bol imzalı transfer harcamaları yukarıdaki değerlerle ölçülüyordu.
Bugün, durum öyle değil. Hele pandemi sonrası hiç değil. Kesenin ağzı açılamıyor. Açılsa da para, gönüllerdeki gibi akmıyor. Kesenin ağzı daraldı, iyice daraldı.
Futbolun kuralı şu: Almak için satacaksın. Satamazsan, elden çıkaramazsan, avucunu yalarsın.
Peki iyi bir durum mu bu?
Bence çok iyi bir durum.
Memleket ekonomisinde üretime, ihracata, alım-satıma, istihdama ve vergiye önderlik etmiş, iyi roller almış yönetici dostlarımız, artık kılı kırk yarmak zorundalar… Kendi şirketlerini nasıl yönetiyorlarsa, kulüpleri de öyle yönetecekler. UEFA Finansal Fair Play ilkeleri, hem sınırlama, hem de yaptırımlar getirdi. Maliyenin yapmakta zorlandığı değişiklikleri, sporun kendi organizasyonları ve yönetmelikleriyle kendiliğinden yürürlüğe giriverdi.
Yaklaşık 2 milyar 882 milyon lira harcayabilecek kulüplerimiz. Piyasadaki daralma, elbette başka formülleri gündeme getirecek: Kiralama ya da takas formüllerini. Kiralama işleri, zaten son birkaç yıldır ligimizin en geçerli formülüydü. Şimdi takas yöntemi gelişiyor. Eski yıllarda denenmiş, kontrolsüz harcama döneminde unutulmuş bir yöntem. İşe yarıyor mu? Eh, işte!
TFF, takım harcama limitlerinin Kulüp Lisans ve Finansal Fair Play Talimatı çerçevesinde belirlendiğini, başvuru halinde bu limitlerin artırılabileceğini açıklıyor. Hiç kuşkunuz olmasın, artırılacaktır. Ben buna “profesyonel şımarma payı” diyorum. Zengin (!) ailenin, sevimli ve şımarık çocuğuna karşı “Haydi bakalım” kredisi… En çok da yüzde 15 ama… Fazlası yok! Bu bütçelerle meydan okuyan hayal kadrolar kuramazsınız. Kadro mühendisliği akıl istiyor. Uyum istiyor, emek istiyor. Süper Lig bitti, şimdi yeni bir süreç başlıyor..
Deveyi hendekten atlatma süreci… Hayırlı harcamalar arkadaşlar!

Duydum ki…
Emre ÇOLAK, 1 milyonluk alacağı için İspanya’dan haciz işlemi yaptırınca, Mustafa Cengiz yönetimi Galatasaray’ın kapılarını kapatmış. Levent Tüzemen anlattı.
Ömer Ali ŞAHİNER, Beşiktaş’a transferi için kulüpteki 700 bin euro tutarındaki alacağından vazgeçmeye hazır olduğunu bildirmiş. Şampiyonlar Ligi heyecanı ve kariyer hesabı, haklı!
Erol BULUT ekibiyle geliyormuş. Transferde istediği futbolcuları bildirmiş. Bir bölümüyle kendisi konuşmuş. Alanyaspor’a veda etmiş.Tamam da… Fenerbahçe Spor Kulübü henüz resmi bir açıklama yapmadı. İmza töreni de yok.
Espanyol Kulübü, pandemi nedeniyle La Liga’dan düşme kuralının bu yıl uygulanmamasını istemiş. Üzülmesinler, bize gelsinler. Süper Lig’de oynayabilirler :))
Umut NAYIR, Tyler BOYD, Beşiktaş’ın Alanyaspor’a teklif ettiği iki futbolcu. Onlar kabul görmeyince Fatih Aksoy’u göndermişler. Meraklısına duyurulur.

Sergen Yalçın’ın ateşle imtihanı
Beşiktaş, tarihinin en zor yolculuklarından birine çıkıyor. Transferi 10 Ağustos’a kadar bitirmek, 25-26 Ağustos’ta Şampiyonlar Ligi ikinci ön eleme maçını oynamak, 15,16 Eylül’deki üçüncü ön eleme hakkını elde etmek istiyorlar. Sonra da sırada play-off (22,30 Eylül) maçları var.
Sergen Yalçın’ın ateşle imtihanı diyebiliriz bu sürece… Kolay değil, ucunda en az 35 milyon euroluk bir gelir bekliyor Beşiktaş’ı. Bu zamanda az mı? Başkan Çebi’ye sorun, gülerek dişlerini gösterir size.
Sergen Yalçın yönetimle uyum içinde. İki taraf da ne istediğini biliyor. Kadronun mümkünse seçilip alınabilenlerle tamamlanması, hazırlık kampının eksiksiz başlaması ve eleme maratonunda stratejik hesapların gerçekleşmesi. Çok zor bir süreç. Beşiktaş başarırsa, Sergen Yalçın kahraman olur. Herkes desteklemeli.