Kör dövüşü deyin, ya da cephe çatışması… Gürültünün tam ortasında hakem var. Hakem kararları, önce futbol oyun kurallarıyla, sonra futbolun felsefesiyle, derken vicdan muhasebesiyle… Adalet terazisi ile tartışılıyor.

Fenerbahçe-BTC Yeni Malatyaspor maçı…
“Sportif Kaptan Müdür” Emre ile Gökhan Töre birlikte bir hava topuna yükseliyorlar… İki futbolcunun sadece omuz teması (nizami şarj) var… Emre yere düşüyor. Hakem Ali Şansalan Gökhan’a ikinci sarı kartı çıkarıyor… Kırmızı! Malatyaspor 10 kişi kalıyor. Yüzde yüz yanlış bir karar. Ortada faul bile yok.
Vicdani reflekslerle yaklaşıyoruz olaya: “Emre bu ligin en tecrübeli futbolcusu.. Hepsinin abisi. Faul bile olmadığını hakeme söylemeliydi… Hem de kart çıkmadan önce söylemeliydi!”
Bu ikinci sarıdan kırmızılar VAR protokolunun kapsamına alınmalı. Gökhan Töre, ceza alacak. Malatyaspor zaten 10 kişiyken son dakika golüyle yenildi, şimdi iki hafta ceza alırsa takımı küme düşebilir. Gökhan’a ceza verilmemeli.
Benim de katıldığım bir görüş… Üstelik geçmişten örneklerimiz de var : 2005’de Samsunspor kalecisi Kerem İnan’ın Fenerbahçeli Mert Nobre’ye yaptığı penaltıdan sonra gördüğü kırmızı kart… 2007’de Beşiktaş kalecisi Rüştü’nün ceza alanı dışında topa elle müdahale ettiği için (!) hakemin verdiği ihraç kararı… PFDK tarafından “aşikar ve yanlış karar” kapsamında değerlendirilmiş, cezaya yer olmadığı kanaatiyle geçeriz sayılmıştı.
Peki, sadece Gökhan mı ikinci sarıdan kırmızı gören? “Başka haksız kararlar da var: Başakşehir’in Galatasaray maçında Visca’nın, Trabzonspor’un Göztepe deplasmanında Guilherme’nin yanlış sarı kartlarla kırmızı görüp ihraç edilmesi de adaletsizlik değil mi? Onlar ceza aldı, Gökhan da haklı- haksız, cezasını çekmeli!.”

Tartışmalar uzuyor, bitmiyor.
Olay yine VAR odasıyla hakem arasındaki iletişim sorununda düğümleniyor.
Baştan beri, ikinci sarı ve kırmızı kart uygulamasının VAR Protokolu kapsamına alınmasını öneriyorum. Buna karşı çıkan hakem hocası dostlarım şunu söylüyor: “O zaman ilk sarı karttaki hataların da protokol kapsamına alınması tartışılmaya başlar. Oysa bu işin başka çaresi var!..”
Dostlarımın anlattığına göre, VAR odasındaki hakemler maçı izlerken, seyirci kıvamında sürekli yorum yaparlar. Bunlar uyarı değil, hakem tepkileridir. Örneğin kart gösterilmesi gerektiren hareket için “Kontrolsuz girdi” dese, sahadaki meslektaşı bunu duyacak ve kendiliğinden “ikinci sarıyı” gösterebilecektir. VAR’dan gelen “Dikkatsiz...” yorumu da kartsız faul için hakemin işine yarayabilir.
Bu bir dayanışma örneğidir… Protokolun dışında maçın akışında duyulabilecek sözler…
Kulağa fısıldar gibi… Yapan var, yapmayan var… Hepsi yapsın! Kimseye yazık olmasın!

Sergen’in duruşu

Sergen Yalçın, Beşiktaş’ta iyi işler yapıyor… Açık sözlü kişiliği, futbol bilgisi ve düzgün davranışları övgüye değer. Geçen hafta 10 kişi kalmış Konyaspor’a karşı oynadıkları futbol için yorum yapmak istemedi. Bal yapmayan arı yeteneğinin de işe yaramayacağını anlatıp tüm futbolcuları uyardı.
Sergen Yalçın, gençlere forma ve oyun süresi verirken, önümüzdeki sezon transfer yapmadan uzun vadeli gençlik yatırımı bekleyenleri de aydınlattı: “Biz her zaman şampiyonluğa oynarız. Beşiktaş uygun transferler yaparak kadrosunu güçlendirecektir.”
Duyduğuma göre Başkan Ahmet Nur Çebi ile Teknik Direktör Sergen Yalçın, transfer konusunda tam bir anlaşma sağlamışlar. Çebi, hocaya her türlü desteği vereceğini söylemiş. Tabii, işin bir de BIRAKMAM boyutu var. Beşiktaşlılardan 20 Tl’lik selamlar bekleniyor.

İki önemli kitap

Türk Siyasal Yaşamında Hüsamettin Cindoruk
Hukukçu ve siyasetçi olarak tarih sahnesinde rol almış değerli büyüğümüz “hasta” ölçekli Galatasaraylıdır. Ama gençlik yıllarında taraftarı olduğu Gençlerbirliği’nde kafasına göre top oynayan Hadi’yi de anlatır. Ordonat teğmeniyken askeriye takımlarında futbol oynamış, vücut yapısına bakanlar onu “Mehmetçik” Basri Dirimlili diye çağırırlarmış. İBB başkanlığına aday olduğu kampanyada şehrin gençlerine bol saha- bol salon sözleri vermiş, İslam (Çupi) tarafından da eleştirilmiştir. Hayatında spora da yer ayıran Cindoruk kitabını araştırmacı Kaan Gaytancıoğlu yazmış. Her kütüphaneye yakışan referans kitap. Okumanızı öneririm.
Lütfen kulağıma söyle

Galata Sarayı Efendileri/ Son Baskı

Milliyet okurlarının yakından tanıdığı “haberci” arkadaşım Halil Özer, ilkini 2004’de yayınladığı kitabının 2020 versiyonunda Galatasaray’ın gelmiş geçmiş tüm başkanları ve ille de hocası Fatih Terim’le yazdığı tarihe tanıklık ediyor. Çok dramatik olaylar, matrak hikayeler, Kopenhag’da polis refakatinde dövülmelerimiz de var... Hele Fatih Terim’in İtalya’ya gidiş haberindeki “bekletme” gazetecilik dersi… Kitaptan: Günün birinde “Who is Ökkeş” diye yazmışım, Ökkeş’in Galatasaray’daki işi bitmiş. Eline sağlık… Ben neymişim be Halil!

 Lütfen kulağıma söyle