Majesteleri Pazar’ı bekliyor

Hepimiz faniyiz, ölümlüyüz. O nedenle hayalimizde ne varsa ömür boyu beklemeden, yılları birbirine eklemeden gerçekleşmesini isteriz. Majesteleri II. Elizabeth de öyle... 1966’da Dünya Kupası’nı İngiltere Kaptanı Bobby Moore’a verdiğinde 40 yaşındaydı. Bugün 95 yaşında. 55 yıldır bekliyor Kraliçe.. Ülkesinin takımına bir kupa daha vermek için… 25 yıl önce bir fırsat doğmuştu… İngilizler Almanlar’ı yenebilseydi final oynayacaklar, Kraliçe de heves ve coşkuyla Wembley’e gidecekti. Olmadı, Gareth Southgate’in kaçırdığı penaltıyla İngiltere yarı finalde elendi. O penaltıyı kaçıran oyuncu dün yine Wembley’de “Üç Aslan”lı takımın patronu olarak final tutkusuyla Danimarka’yı elemenin hesaplarını yapıyordu.
Danimarka’nın penceresinden bakarsak… UEFA’ya karşı inanılmaz öfkeliydiler. Eriksen’in, Finlandiya maçının ilk yarısı biterken kalbinin durmasıyla müthiş sarsıldılar… Sağlıkçıların anında ustaca müdahalesiyle duran kalp çalıştırılmış, arkadaşları hastaneye kaldırılmıştı. O sırada UEFA organizatörleri devreye girdi :” Ya şimdi oynayın, ya da yarın. Bu maç ertelenemez” diye baskı yaptılar. Sonra da “Danimarkalı oyuncular oynamak istedi”diye pazarlandı bu haber. Danimarka oynadı ve yenildi. İkinci maçta da oynadı ve yenildi. Üçüncü maçta Rusya’yı yenip 3 puanla gruptan çıktılar. Bu da ilk maçtan beri öfkesi ve dayanışma örnekleriyle Wembley’e kadar yürüyen Danimarka’nın öyküsü.
Güzel bir yarı final mücadelesi izledik… İki takım da topa basmadan, ağırdan alıp kasmadan, iki kale arasında harika git-gel’lerle başımızı döndürdüler. Top İngiltere’deydi (58/42)… Baskılı görünen de ev sahibiydi ama Danimarka da topu kazandıktan sonra inanılmaz geçişlerle çok çabuk gol pozisyonlarına giriyordu. Look Shaw’un 30. dakikada yaptığı faul, kaleye 25 metre uzaktan serbest vuruş kazandırmıştı Danimarka’ya. Oyunun başından beri gole en sıcak adam olarak dikkatimi çeken Damsgaard inanılmaz güzel bir vuruşla barajın üzerinden aşırttı topu. Aylardır gol yemeyen Pickford topu gördü, uzandı, serçe parmağıyla ancak dokunabildi ama çelemedi. Wembley’de çoğunluk susmuş, konuk Danimarkalılar coşmuştu. Yine de darbeyi çabuk atlattı İngilizler… 39’da Saka’nın sağda yerden kale ağzına gönderdiği topu bizim eski Fenerbahçeli Kjaer, Sterling’den önce çevirmek istedi. Yapamadı, kendi kalesine attı.
Sonrasında İngiltere ve Danimarka normal sürenin bitiş düdüğüne kadar bol faullü, bol şutlu bir oyunla golü aradılar. Hakçası İngiltere biraz daha ağır basıyordu ama kaleci Schmeichel ile Danimarka’nın çoklu savunma anlayışı bu baskıya iyi dayandı. Ve bir gece önceki İtalya-İspanya maçı gibi dünkü de uzadı.
102. dakikada maçın en delici adamı Sterling, Danimarka ceza alanında Jensen tarafından düşürüldü. Evet, penaltıydı. Harry Kane’in vuruşunda top Schmeichel’den dönerken yüreği hoplayan Southgate’in “Sen de mi Harry” dediğini duyar gibiydik. Ama top Harry’nin ayağına geldi yine. Uzandı, vurdu ve… İngiltere finale uzandı. Danimarka oyundan düştü.
Majesteleri II.Elizabeth Pazar’ı bekliyor şimdi. Southgate 25 yıl sonra aklandı. Yazık, 5 büyük ligin dışında kalan Danimarka, “ötekiler”in sesi olacaktı, olmadı. Ama onlar da alkışı hak ediyorlar.