Oyunu ve dayanışmayı yeniden öğrendik Teşekkürler korona

Korona günlerinin “normale dönüş” aşamasında ölümlerin ve toplumun belini büken ekonomik kayıpların yanı sıra kazandıklarımızı da kayıt altına almak gerektiğini düşünüyorum.
Özellikle sporda!
Sporun temel dinamiği olan “rekabet” sezonun iptal edilmesi, seyircisiz maçlar, uzun süren aralar nedeniyle yumuşadı, sesini ve önceliğini kaybetti, neredeyse unutulur duruma dönüştü.
Olimpiyat oyunlarının 1 yıl ertelenmesi, kota, performans, rekor ve madalya kovalayan sporcuları sakinleştirdi. Kendi sağlıklarını korumak, sınırlı biçimde “yarışmasız” fiziksel çalışmalarla “hazır olmak”, öncelikli kaygılarını oluşturdu. Sakat sporcular tedavilerini tamamlama fırsatı buldular.
Sadece sporda değil, hayatın her alanında insanlar evlerine kapandı. Duygu ve düşünceler, görüş ve anlayışlar, sıradanlıklar ve öncelikler değişti. Korona öncesi tartışmalar, polemikler ve demeç savaşlarıyla günlerimizi dolduran “rekabet” korona sürecinde bir adım geri çekildi. Ortak kaygı ve tasalar unutulmaması gereken bir kavramı yeniden öne çıkardı: “dayanışma”... Toplumu oluşturan birimlerin, duygu, düşünce ve çıkar birliğiyle birbirlerine karşılıklı olarak bağlanmak ve bu konuda birbirlerine destek olmak. Kısacası “Sen/Ben/O” değil “Biz” demek.
Türkiye Futbol Federasyonu’na, Kulüpler Birliği’ne ve Kulüp Başkanları’na bakın. Rekabetin dayattığı hedefi kenarda tutarken ortak çıkarlarını (örneğin yayın hakları ve finansal arayışlar) öne çıkardılar.
Boşuna söylememiş atalarımız: Bir musibet bin nasihatten yeğdir.
O halde teşekkürler korona… Bedeli pahalı oldu… Sarsıldık ama oyunu (hayatı) ve dayanışmayı yeniden öğrendik.

Beşiktaş: 8 hafta sessizlik
Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, kısa ve net konuştu:
”Lig bitene kadar sekiz hafta susuyoruz ve sadece sahadaki oyunu oynuyoruz.”
“Ücret indirimi konusunda yerli yabancı tüm futbolcularımızla saygı çerçevesinde konuştuk ve lig bitene kadar düşünmelerini istedik.”
“Gökhan Gönül ve Caner Erkin bizim oyuncularımız. Lig devam ediyor. Onlarla da sezon bitince konuşacağız.”
“Belki de hiç transfer yapmadan sezonu bitireceğiz. Oyuncu satamazsak, alamayız!”
“-2020-21 sezonuna koronadan yitirdiğimiz Prof.Dr.Cemil Taşçıoğlu adının verilmesini önerdik. Hocamız Beşiktaş’ın üyesi değildi. Tüm sağlık çalışanlarımıza saygı anlamında TFF’na yazı yazdık.”

Yusuf’u, Sörloth’u, Ekuban’ı bul
Korona sonrası ekonominin öne çıktığı, finansal daralmaların ve indirimlerin yaşandığı futbol piyasasında tercihler de yön değiştirecek. Brezilya, Arjantin, Kolombiya ya da Uruguay gibi Latin Amerika ülkeleri yerine İsveç, Norveç, Danimarka gibi İskandinav ülkelerinden ya da Balkanlar’dan, Orta ve Kuzey Avrupa’dan yetenekli, ucuz gençlerin bulunması önem kazanacak. Norveçli Sörloth çok iyi bir örnek.
Bir de Afrikalılar var. Bizim kulüplerimiz, Avrupa liglerinde deneyim kazanmış Afrikalı futbolcuları tercih ediyor. Buna yanlış diyemeyiz. Ama yeni dönemde Afrikalı genç futbolcuları kendi ülkelerinde bulup, Süper Lig’de oynatarak geliştirmek ve endüstriyel liglere satmak daha doğru olacak. Ekuban örneğini iyi değerlendirmek gerekiyor.
Bir de bizim çocuklar: Yusuf Yazıcı, Abdülkadir Ömür, Çağlar Söyüncü, Merih Demiral gibi. Asıl hedef, asıl yatırım alanı alt yapılar, akademiler ve U20 Ligi olmalı. Malum özkaynak düzeni.
Özet: Süperstarlar dönemi bitiyor. Yeni yıldızlar geliyor.

Fevzi Aksoy anısına
Milliyet’teki kapı yoldaşımız Fevzi Aksoy, 3 Mart’ta zatürre tanısıyla her zaman gittiği kliniğe yattı. Bir hafta tedavi gördü ve anlaşıldı ki Hocamız Kovid 19’a yakalanmış. Sultangazi Haseki Hastanesi’ne nakledildi. Tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. 28 Mart’ta vefat etti.Milliyet’teki kapı yoldaşımız Fevzi Aksoy, 3 Mart’ta zatürre tanısıyla her zaman gittiği kliniğe yattı. Bir hafta tedavi gördü ve anlaşıldı ki Hocamız Kovid 19’a yakalanmış. Sultangazi Haseki Hastanesi’ne nakledildi. Tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. 28 Mart’ta vefat etti.Çapa Tıp Fakültesi’nin üç çınarı devrildi koronadan… Prof.Cemil Taşçıoğlu, Prof. Feriha Öz ve Prof. Fevzi Aksoy… İki hoca aile mezarlarına defnedildi. Fevzi Aksoy ise pandeminin ilk günlerindeki telaşla Kilyos’ta toprağa verildi. Oysa Kozlu’daki aile mezarlığında, atalarının yanında yatmak isterdi. Olmadı. Hocamızın kızı Fevziye Aksoy, şimdi nakil için uğraşıyor. Bürokrasiden yorulmuş. Ama yine de Hocamıza layık olduğu cenaze töreni düzenlenecek ve Kozlu’ya dönecek.Fevzi Hoca, gençliğinde Büyükada’daki bir partiye gider. Orada tanıştığı Alman Christa Maria ile ilk bakışta aşık olurlar. Hocamız sırf Maria’yı görmek için her fırsatta Almanya’da ilim yapmaya karar verir, sonunda evlenirler. Örnek alınacak işler başarır. Alexander Von Humboldt Vakfı’nın Türkiye’de hizmet görmesine öncülük eder. Almanya ve Avusturya’nın “Birinci Derece Devlet Nişanları” ile onurlandırılır. Almanların vatandaşlık önerisine Çapa’yı hatırlatarak “Ben devlet memuruyum” der. Hem nöroloji, hem de psikiyatri alanında başarının doruklarına çıkar.Bizim servisin en kısa yazan yazarıydı… Bilimin ışığıyla sporu ve futbolu aydınlatırdı. Fevzi Hocamız’ı rahmet ve saygıyla anıyoruz. Kozlu’ya naklini bekliyoruz.

5 oyuncu değişikliği
Futbolda geç kalmış bir uygulama… Nihayet basketbola yakın bir evrilme fırsatı… Beş oyuncu değişikliği (oyun sırasında üç kezi geçmeden) takımları çok rahatlatacaktır. Öncelikle uzun aradan, sakatlıktan ve cezadan sonra oyuna dönen futbolcuların formunu test etmek kolaylaşacak. Oyunun akışına göre daha rahat değişiklikler yapma fırsatı yaratacak. Dahası 20 yaş altındaki gençlerin oynama ve dakika alma şansı da artacak.
Asıl önemlisi şu: Bazı hocalar, (derbiler gibi) bazı maçlarda oyunun akışını terse çevirecek radikal taktik hamlelerle bir defada 5 değişiklik yapabilirler. Bu karar takımları kurtarır mı, bilemeyiz ama, seyir zevkimizi artırır, uykumuzu (!) da açar. Fatih Hoca yaparsa mesela… Hiç şaşmam!