Süper Lig’in başlama vuruşu kararı, bilimsel açıdan çok yönlü, sağlam dayanakları gerektiriyor. Öncelikle tıp. Sonra da hukuk. En az bu ikisi olmadan başlamak mümkün değil. Sağlık otoritesi (tıp) yol vermeden santraya gidemezsiniz. Bu durum futbolun önündeki en büyük gerçeklik. Hukukta da uyulması ve tartışılması gereken durumlar var.

Lig, kamuoyunda kabul görüldüğü gibi 12 Haziran’da başlarsa akla takılan ve tartışılması gereken önemli soru şu:
Futbolcu, antrenör ya da hakemlerden herhangi biri “ Ben çıkmıyorum!” derse ne olacak?
Futbola “profesyonel” sözleşmelerle bağlı bu insanlar, acaba işe dönmeye mecbur mu?
Futbolun yaşayan efsanesi Juventuslu Cristiano Ronaldo, alınan tedbirleri yeterli görmedi ve Torino’ya dönmeyip kendi memleketi Portekiz’de Madeira adasında kendini karantinaya aldı. Bu örnek başka futbolcular tarafından da benimsenebilir.
Reddetme konusu tartışılması gereken hukuk alanına giriyor. FIFA, Mart ayında aldığı kararla sözleşmelerin uygulanmasında ve sezonun tamamlanmasında koronavirüs pandemisini “ force majeure “ (mücbir sebep) olarak kabul etmiştir. Bu durumda sözleşmeler, sezonun tamamlanmasına kadar geçerli olacaktır. Sahaya çıkmama konusunda Spor Hukuku uzmanı Avukat Batu Mosturoğlu, FIFA’nın alacağı kabul ya da red kararının eninde sonunda İsviçre Federal Mahkemesi’ne kadar gidebileceğini söylüyor ve “Yaşam Hakkı”nın vazgeçilmez bir insan hakkı olduğuna dikkat çekiyor.
Profesyonel Futbolcular Derneği Başkanı Hakan Ünsal’a kulüplerin ya da federasyonun lige dönme konusundaki görüşlerini sorup sormadığını merak ettim. Hayır, sormamışlar. Hakemlere ve antrenörlere de sorulmadığını öğrendim.
Türkiye’de henüz bir “Sahaya çıkmıyorum. Oynamayı reddediyorum” tavrı yok. Ancak Ankaragücü’nde bir futbolcuda testin pozitif çıkması elbette kararları etkileyebilir.
PFD Başkanı Hakan Ünsal “Süper Lig’e dönüş protokolünün” 12 Haziran’da uygulanmasını erken buluyor. Futbolcuların ve antrenörlerin eğilimini de aktarıyor: “Futbolcular evlerinden çıkıp mayıs sonu veya haziran başında ancak takım antrenmanlarına katılabilirler. Hazırlık dönemi çok önemli. Lig de haziran sonu, temmuz başında başlayabilir. Bu dönüşü erkene almak sıkıntı yaratır.”
Futbolumuzda tartışmalar çok sığ ve dar alanda yapılıyor. Lige dönüşü belirleyecek en önemli etken para. Maçların yayınlanması ve elde edilecek yayın hakları… Siz gelirlerinizin en önemli bölümünü yayın haklarına bağlar ve oradan gelecek paraya güvenip akıl ötesi borçları yüklenirseniz, işte böyle sıkıntılar yaşarsınız.
Tamam anladık, paranız yok. Ama sağlığınız var. Acele etmeyin “sağlık olsun” !

Fenerbahçe’de hayali senaryo

Hayır, bu yazacağım bir istihbarata dayanmıyor. Kimseden bilgi almış da değilim. Ama şeytan dürttü, yazıyorum.
Fenerbahçe Spor Kulübü, medyadaki Bjelica haberlerini yalanlamadan sessiz, sakin izlerken…
Önümüzdeki yılın sportif direktör adayı Emre Belözoğlu…
Başkan Ali Koç’un “olur”uyla bir zemin yoklaması yapabilir.
Abdullah Avcı ile görüşüp yönetim adına dolaylı bir öneride bulunabilir.
Dahası da var: Yine Emre Belözoğlu, yine Başkan Koç’un oluruyla Arda Turan’la görüşüp transfer önerebilir. Bedelsiz Arda, “Fenerbahçe formasını giymem” demişti ama… Gitti, Galatasaray’ın kapısını çaldı olmadı. O zaman kendini bağlayan sözü unutup Fenerbahçe’ye gidebilir.
Netice-i kelam:
Fenerbahçe’de Belözoğlu-Avcı-Turan dönemi başlayabilir.
Olur mu? Olur
Nokta!

Maskeyle top oynanır mı?

Aklıma takıldı, sorayım dedim. MHK Başkanı Zekeriya Alp, FIFA ya da UEFA’da böyle bir karar alınmadığını söyledi. FIFA kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır’a sordum, “ Bu soruyu UEFA’ya soracağım.” dedi, ” Her gün video konferansla hazırlık çalışması yapıyoruz. Biliyorsunuz, bazı durumlarda rakibe zarar vermemek koşuluyla futbolcular maske kullanabiliyor. Ancak koronada maske performansı olumsuz etkileyebilir. ”
Haydi bir soru daha: Korner atışında stoperle santrfor sıçradılar. Biri topa kafayla vurdu…diyelim. O anda iki futbolcu arasında ter ve damlacık alışverişi (!) oluşmaz mı? Maç öncesi ve sonrasında test yapılacağına göre sorun çıkmaz (mı?).

Spor Hekimleri ne diyor?

90’lı yılların başında Spor Hekimliği’nin tıp fakülteleri içinde ana bilim dalı olarak kabul edilmesi, Ege Üniversitesi’nin eski rektörlerinden merhum Prof.Dr. Necati Akgün’ün çabalarıyla gerçekleşti. Türkiye Spor Hekimleri Derneği Başkanı Prof. Metin Ergün ve kadim dostum eski başkan Prof. Oğuz Karamızrak, pandeminin spor hekimliğinin önemini bir kez daha öne çıkardığına inanıyorlar.

TSHD’nin tüm spor federasyonları, takımlar ve sporculara önemli tavsiyeleri var. TFF Sağlık Kurulu Başkanı Prof. Ömer Taşer’in belirlediği protokolün yanı sıra Ergün ve Karamızrak, olabildiğince az sayıda hizmet elemanının kullanılmasını, o nedenle deplasmanlara otobüsle gidilmesini, maç sırasında saha dışına çıkan her topun mutlaka dezenfekte edilmesini, sporcuların tek yataklı odalarda yatmasını öneriyorlar. Spor Hekimleri’nin dikkat çektiği önemli bir sorun da pandemi nedeniyle verilen ara kadar hazırlık dönemi belirlenmesi. Yeterli hazırlık yapılmadığı takdirde ciddi spor sakatlıklarının yaşanabileceğini belirtiyorlar.

Ege Üniversitesi, spor hekimliğinde araştırmacı merkez üs konumunda. Futbolda milli takımların doktorluğunu yapmış olan Ergün, Türkiye’de 100’den fazla spor hekiminin görev yaptığını, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın teşkilatta ve kulüplerde daha çok spor hekiminin görev alması için yönetmelikler hazırlaması gerektiğini dile getiriyor.

Ya sahaya çıkmazlarsa