Anlaşıldı, böyle olmayacak! Kadrodakilerin de, dışardakilerin de Fatih Hoca’nın da tadı kaçmış, motivasyonu bozulmuş.

Oyuna canla-başla başlayan çocuklar, iyi niyetle güzel işler yapıyorlar ama, rakip hem fizik hem de taktikle ağır basıyor. Bizim ne oynayacağımız belli değil, bilmiyoruz. Maçtan maça değişen on birlerle değişmeyen kaderimizi yaşamaya devam ediyoruz.

Haydi, itiraf edelim: Onlar da yoruldu, biz de yorulduk!

Birbirimize darıldık, kırıldık... Çıktığımız her maçta darbe yedik, vurulduk. Yeniden yenilgiyle tanıştık. Üçüncü maçı da oynadık, hala kazanabilmiş değiliz. Bu psikolojiyle kazanmamız da epey zaman alacak, farkındayız.

Bir de talihsiz arızalar yaşıyoruz. Ömer Toprak, Avrupa Şampiyonası elemelerinde İzlanda karşısında kırmızı kart görüp takımı 10 kişi bırakmıştı. Uzun süre dışarıda kaldı. Konya’daki Ukrayna maçında döndü, Ukrayna’ya bir penaltı hediye etti. Dün de kendi kafasıyla kaleci Volkan’ı avladı(!)... Doğal olarak şaşkınız. Böyle seri talihsizlik bize göre değil. Atlatamıyoruz... Oynadığı oyun da Ömer Toprak’ın klasına uygun değil. İkinci golde Finnbogasson topla buluşup kaleye yönelirken, stoper kaptanımız Mehmet Topal önden karşılamıyor, peşinden yetişmeye çalışıyor.

Skor tabelası üzüyor ama şaşırtmıyor. Hayır, yaşadıklarımız sürpriz değil. Belki peş peşe iki beraberlik gözlerimizi perdeledi, Reykjavik’te gerçeği gördük.

Terim, 4-6-0 gibi sürpriz bir formasyonla başlattı maçı... Yasin, Ozan, Kaan, Emre, Hakan, Volkan Şen... Orta alanda, kanatta, hücumda ve savunmada en geniş cepheyi oluşturdu. O cephenin top kayıplarıyla zayıfladığını, oyun kurarken geciktiğini, rakibin savunma bölgesine yerleşecek zamanı armağan ettiğini, böylece hem alanı hem de zamanı kendi aleyhimize daralttığını gördük. Evet kanatlarda özellikle Volkan’la bastırıyor, topu rakip kaleye doğru taşıyorduk ama, golü getirecek vuruşlarda “tık”ımız yoktu. Çok az duran top kazandık. Kornerleri(3), faulleri (13) direkt serbest vuruşları (2) hiç de iyi kullanamadık.

Bir de şu var: Harika çocuğumuz Emre’ye hem baştan hem de 90 dakika görevler veriyoruz. Bu çocuk kanat mı oynayacak, santrfor pozisyonuna mı girecek, savunma mı yapacak? Şaşırıyor, dağılıyor. O harika yetenekleriyle mental olarak bu kadar karmaşık görevi bir arada yürütmekte zorlanıyor.

Milli Takım, Konya’daki Hollanda maçında da 4-6-0 oynamıştı, hatırlayalım... O kadroda Arda, Oğuzhan, Selçuk oynuyordu. Hayır, Reykjavik’te oynasalar kazanırdık, demeyeceğim. Ama her formasyon her futbolcuyla olmaz...

Evet, onlar da yoruldu biz de... Haydi lige dönelim. Milli Takım’ı gündemden çıkaralım... Dördüncü ve beşinci maçlara kadar bekleyelim. Bütün sorunları çözsünler, öyle dönsünler.

Daha fazla yormasınlar, yorulmasınlar!