Futbolda hakem hataları dünyanın her ülkesinde yaşanıyor. FIFA ve UEFA’nın gündeminde hataları asgariye indirmek için çeşitli alternatifler var.
Bunlardan biri de Video Assistant Referee (VAR) programı. Merkez Hakem Kurulu Başkanı Yusuf Namoğlu ve kurul üyesi Murat Ilgaz geçen hafta İtalya’da gitti, Juventus-Atalanta maçında sistemin saha uygulamasını izledi.
Statta özel olarak konumlanmış odada tıpkı naklen yayın aracındaki gibi onlarca ekran var. Başlarında ise deneyimli eski iki hakem.
Sistem; yanlış verilen gol, penaltı, kırmızı kart veya hatalı cezalandırılan oyuncunun belirlenmesinde kullanılacak. Hakemin bir karar için yardım istemesi durumunda devreye girecek. Pozisyon, “VAR” ekibi tarafından anında incelenecek, hakeme iletişim seti ile bildirilecek. O da iletilen bilgi doğrultusunda kararını verecek.
Amaç, hakem hatalarından doğan tartışmaları en düşük seviyeye çekebilmek. Gol teknolojisinin çok ötesinde bir proje olduğu kesin.
Futbolda insan faktörünü önemseyen ve teknolojik çözümlere sıcak bakmayan tarafta durmamıza karşın, gerek hakem performanslarının kötü gidişi, gerek eleştirmenlerin acımasız tavırları, oyunun marka değerine ciddi zarar verir hale geldiği için, yeniliklere açık olmak gerek.

Maliyeti 2 milyon euro

Gelelim sistemin uygulanabilirliğine. Öncelikle oyun kurallarının düzenlenmesinden sorumlu Uluslararası Futbol Birliği Kurulu’nun (IFAB) onayı şart. FIFA hakem şefi Pierluigi Collina’nın projeyi ısrarla savunması ise, avantaj.
Türkiye Futbol Federasyonu gelişmeleri yakından takip ediyor. Daha önce ilave yardımcı hakemliği de ilk benimseyen federasyonlardan biri. Deneyerek en uygun çözümün bulunmasından yana bir duruş sergiliyor.
İşin bir de mali yönü var. VAR’ın Süper Lig’deki 18 stada kurulum maliyetinin 1.5 - 2 milyon euro arasında olacağı hesaplanıyor. Yüksek güvenlikli video izleme odaları oluşturulacak. Her maça bir yayın arabası gidecek. Tıpkı yayın ihalesinde olduğu gibi bu proje için de teklif alınması gerekecek.
En kritik detay ise ekranın başında oturacak “bilirkişiler.” Yani, hataları tespit edecek şahıslar.
Collina, bu ekibin FIFA kokartlı üst düzey eski hakemlerden oluşmasını istiyor. Güvenilir, geçmişte saygınlık görmüş, tarafsızlığı tescillenmiş insanlar!

Rehavet endişesi

Bu noktada TFF sıkıntı yaşayabilir. Haftada 9 maç var ve nereden baksanız, bir o kadar da eküri gerek. Belki 20 kişilik bir yeni kadro. Bir yandan giderleri kısmaya çalışırken, böyle bir istihdam yaratmanın maliyeti zorlayıcı olabilir. En isabetli 20 kişiyi bulmak da cabası!
Uygulamanın, hakemleri rehavete sürükleyeceği endişesi konuşuluyor. Nasıl olsa yukarıda üçüncü göz var diye düşünenler için, kızmasınlar ama formül hazır!
Yaptıkları her ciddi hatanın düzeltilmesi adaletli oyuna katkı sağlarken, yanlışlar eksi puan olarak hanelerine yazılabilir. Ve belirli kriterler doğrultusunda aylık ücretlerinden ceza olarak düşülebilir. Dolayısıyla kulüplerin uğradıkları maddi zarar yanında, hakemlerin kesintileri devede kulak kalır!
O halde, zamanı geldiğinde “Var mısın?” sorusuna pek çok ülke federasyonunun “Varım” yanıtı vereceğini kestirmek, zor olmaz.

‘Rıza Efendi’ diyebilirsiniz!

Kasımpaşa ile yollarını ayırdıktan sonra, eski yöneticileri ağır suçlamalarda bulunmuşlardı Rıza Çalımbay için...
O ise, efendiliğinden taviz vermeyerek her zaman koruduğu çizgisinin bir adım ötesine geçmemişti.
Rıza hoca, ardından ligin dibine demir atmış Antalyaspor’dan teklif aldı. Bir anlamda ateşten gömlek giyecek ve kariyeriyle ilgili ciddi bir karar verecekti. Çekinmedi, kabul etti. Üstelik takımın başında çıkacağı ilk sınav, Beşiktaş deplasmanıydı. Travma geçiren Antalyaspor maçı üç farklı kaybetti.
Sonrası... Sonrası tam bir Rıza hoca klasiği. 3 puanla ligin son sırasında yer alan Antalyaspor, Rıza Çalımbay ile çıktığı son 5 maçtan 4 galibiyet, Başakşehir gibi zorlu bir deplasmandan beraberlik aldı, 13. hafta sonunda 16 puanla ligde 10.luğa tırmandı.
Peki, Antalyaspor’a oyuncu takviyesi mi yapıldı? Hayır. Yönetim primleri mi yükseltti? Hayır.
İnsanların elinde sihirli değnek olmadığına göre, bu kadar kısa sürede yaşanan değişimde, elbette Çalımbay’ın bilgisi, deneyimi, oyun felsefesi ve futbolcuları üzerindeki pozitif etkisi olacaktı.
Antalyaspor, her takım gibi yarın kaybedebilir. Ama artık, kaybetmeyi göze alamayacağı değerlere de sahip olduğunu biliyoruz!
Kimsenin teknik direktörlüğünü eleştirmek hakkımız değil. Olsa olsa, başarıyı takdir ederiz. Dolayısıyla Kasımpaşaspor’un açıkça istifaya zorladığı Çalımbay sonrası sergilediği performansı da, yeni hocası Kemal Özdeş ile özdeşleştiremeyiz. Sadece hakem hataları da değil Kasımpaşaspor’un canını yakan!
Konumuz Rıza hoca olduğu için, öyle bitirelim. Her fikre saygımız var. Yeter ki ahlâk sınırlarını zorlamasın. Hani yıllar önce bir derbi maçında, rakip takım taraftarı tribünde pankart açmıştı ya; “Rıza efendi.....” diye başlayan.
Evet, çekinmeden ona “Rıza efendi” diyebilirler!

Namoğlu haklı da!..

Dokuz ay önce Ivan Bebek, çarşamba günü de Craig Thomson vardı sahnede!
UEFA’nın, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı adeta katletmek için gönderdiği bu iki hakemden “Bebek” yüzlü olanı, hatasının bedelini kategori düşerek ödedi.
Sırada İskoç malı silah var, bekleyip göreceğiz akıbetini...
Merkez Hakem Kurulu Başkanı Yusuf Namoğlu da eleştirilere katılıp, Dinamo Kiev-Beşiktaş maçının hakemi Thomson’un notunun 7.9’u geçmemesi gerektiğini söylemiş. UEFA’nın bu tarz açıklamaları hoş (!) karşılamadığını en iyi bilenlerden biri olarak hem de!
Neticede doğru mu söylemiş? Doğru...
Şimdi Namoğlu’ndan beklentimiz, bizim liglerde de fahiş hata yapan hakemleri aynı tarzda değerlendirip, kamuoyunun gazını alması!
Yapabilir mi? Neden olmasın?