Saha içerisindeki sistem sorgulandığında, "Taktik-maktik yok... Bam bam bam" diyerek, "Türk gazı"nın kerametlerinden söz eden sembol teknik adamlardan da bahsedebilirsiniz; yıllar boyunca, sabır telleriyle örülüp, bilimin ışığında kalan ve kendine göre sistem oluşturanlardan da...

Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı için, başarılı-başarısız ayırımından çok, "sistem adamı" tanımlaması, daha üzerine oturacak bir kostüm olur. 17 yaş altı milli takımda, Avrupa Şampiyonu olması, yine gençlerle Dünya Kupası'nda üçüncülüğü kıl payı kaybetmesi, Avcı'nın rütbesini yükselten önemli faktörler arasındadır. Başakşehir gibi, büyük takımlara göre futbolcu kalitesi sınırlı olan, seyircisi bulunmayan ve medya desteğini arkasına alamayan bir takıma, kupa değil ama sistem kazandırmıştır Abdullah Avcı...

Beşiktaşlı, böyle bir hocaya dayanamayarak ayrılmış, kısa süren yorumculuk tecrübesinin ardından, huzuru Karadeniz'de bulmuştur Avcı...

Geçen seneki şampiyonluk nasıl tek başına Sergen Yalçın'a yazmadıysa, bugün Trabzonspor'un arayı bu kadar farklı açması da, sadece Abdullah Avcı'nın eseri olmamalıdır(!) Burada Avcı'nın gerçek yardımcıları; Vitor Pereira, Fatih Terim ve Sergen Yalçın'dır.

Evet, Trabzonspor bu sezon diğer takımlardan çok farklı... Evet, bordo-mavililerin, kötü oynarken bile kazanması alkışlanmalı...

Ama, "Sistem-Program-Organizasyon" o kadar önemli ki... ‘SPOR’u Sistem-Program-Organizasyon-Rekor olarak özetlemişti hocamız Prof. Dr. İhsan Özgen...

Yönetim-teknik adam dayanışmasıyla, güzel bir program hazırlandı Trabzonspor'da... Başkandan, kulübedeki malzemeciye kadar, güzel bir organizasyon var Trabzonspor'da... İş birliği-güç birliği ve el birliğiyle oluşan bir başarıdır bu... Bunun sonrasında da, rekorlar kendi kendine gelmiştir.

Emin olun, Başkan Ahmet Ağaoğlu'ndan, teknik direktör Abdullah Avcı'ya kadar, olası başarısızlıkları için dua(!) eden, hepsini gömmek için bekleyen başka bir grup daha var camiada... Bakmayın suskun kaldıklarına... Bu kadar farkı onlar da beklemiyordu da ondan...

Bugün konuşsalar, kafalarına yiyecekleri balyozu biliyorlar. Bugün ortaya çıksalar, çok çabuk refüze olacaklarından eminler.

Bu nedenledir ki; “yardımcı hocalar”ın sayesinde bu duruma ulaşan Trabzonspor'un, artık bu saatten sonra tek rakibi kendisidir.

 

Vay Can'ına!

Beşiktaş, Can Bozdoğan gerçeği ile tanıştı. Hem de berabere kalınan bir Kasımpaşa maçında... Attığı güzel golden bağımsız olarak, futboluyla da alkışlandı. Schalke 04'ten kiralanan oyuncu, Ersin ve Rıdvan ile birlikte üçüncü yerli (!) olarak o maçta sahadaydı. O anda akıllara, şu sorular takıldı:

* Can Bozdoğan, Alman genç milli takımlarında birçok kategoride görev yaptı. Almanya vatandaşlığı kesin olan Can'ın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı da var mı?

* Yoksa, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan bir futbolcu, Türkiye A Milli Takımı'nda oynama uygunluğunu taşır mı? Gurbetçilere sağlanan “mavi kart” avantajı, A milli takımda oynama ayrıcalığını da beraberinde getiriyor mu? Eğer taşımıyorsa neden sahada yerli statüsünde yer aldı? Sordum ve sustum.

 Şu anda ligin gol kralı kim?

Pat diye bir soru... Türkiye Ligi'nde 15. hafta itibariyle gol kralı kim?

Bugüne kadar en azından ilk üç içerisinde, genelde üç büyüklerden biri bulunurdu değil mi? İlk 5'te var mıdır Fenerbahçeli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı... Yok mu? Ya ilk 10'da... Orada da yok. 11. sıradan itibaren sıralanan 5 gollüler arasında, Fenerbahçe'den Serdar Dursun görülüyor. Galatasaray'dan Mustafa Muhammed ile Beşiktaş'tan Larin de, 4'er golle 20'li sıralarda...

Öyleyse gol krallığında ilk 3'tekiler kimler?

Vavacar Fatih Karagümrük'e bedelsiz gelen Aleksandar Pesic ile Başakşehir'e Udinese'den katılan ve bonservisi 1.5 milyon euroya malolan Stefano Okaka, 8'er golle ilk iki sırada... Trabzonspor'un tartışmasız lideri Bakasetas ise, üç maç eksiğine rağmen, 7 golle üçüncü durumda...

Şimdi anlaşıldı mı üç büyükler neden buralarda?

Yok... Yok... Yok... 

Süper Lig takımlarının, aralarında FIFA kokartlılar da dahil olmak üzere, 9 hakemi istemediği söyleniyor, biliniyor. Ama kime görev verilse burun kıvrılıyor. Ya "kaşar" statüsüne sokulup, hataların bilinçli olduğundan dem vuruluyor ya da tecrübesizliklerinin başlarına bela olduğu söyleniyor.

Tabii, hataları nedeniyle, Merkez Hakem Kurulu tarafından dinlendirilenler de cabası...

Süper Lig'de her hafta 10 maç var. 10'u orta, 10'u dördüncü hakem olmak üzere 20 kişi... Bitmedi, VAR ve AVAR'da da, 2'şer kişi olmak üzere, 20 de orada... TFF 1. Lig'de de, 9 maçta orta ve 4. hakem olmak üzere, 18 hakem görev yapmakta... Bunlara bir de, 2. ve 3. ligler de eklendiğinde, gel de hakem bul!

Sonra bakıyoruz; geçen hafta üç maçta görev yapan VAR hakemi Özgüç Türkalp, bu hafta bir VAR, iki AVAR'da... Diğer taraftan yeni nesil hakemlerin gözdesi durumundaki Atilla Karaoğlan, cuma-cumartesi-pazar üç maçta VAR odasında... Ali Şansalan, Hakan Ceylan ikişer maçla VAR'da, Erkan Engin de AVAR'da...

Yok işte, yok... Eldeki malzeme bu... Gel de çık işin içinden...