Mustafa Anıklı

Mustafa Anıklı

mustafa.anikli@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Türkiye'deki futbolu en yoğun hisseden şehirlerin başındadır Trabzon... 7'den 70'e, kadınından-erkeğine, herkes için futbol, bir tutku ve cazibe merkezidir.

38 yıl sonra gelen böyle bir kutlamada, tabii ki, her şeyin mükemmel olması düşünülemezdi. Nitekim falsolar oldu da... Hani derler ya; "Birkaç kişinin yaptığı tüm camiaya maledilemez" diye... İşte Trabzon'da bunlar yaşandı.

Kolbastı oynayan ne kadar sempatikse, sahaya inip, Antalyaspor kalecisi Boffin'e saldırmaya kalkan güruh ise o kadar antipatikti.

Haberin Devamı

Trabzon'da yaşanan ve belediyece düzenlenen organizasyon, ne kadar mükemmelse, sahaya inen ve zarar veren kalabalığın mantığı da o kadar kötüydü?

Maç bitmeden sahaya girenler, Trabzonspor'a hükmen yenilgi getirmek için uğraş veren Fenerbahçeliler miydi?

Bordo-mavinin güzelliği, bu tür kendini bilmezlerin "kara"lığı ile örtülebilir miydi?

En koyu Trabzonlu bile, kendi mutluluğuna kara çalan bu kişiler için, "Hay sizin yapacağınız işe..." demez mi? Demedi mi?

* * *

Futbol kültüründen söz etmişken, Trabzon'dan geçelim Sakarya'ya...

Şampiyonluk kupasını almak için tribünleri dolduran on binler, ısınmak için sahaya çıkan rakiplerini yuhaladı. Kimi mi? Küme düşen ve ligin dibine demir atan Kahramanmaraşspor'u...

O Kahramanmaraş ki, sahaya, "ÇİFTE BAYRAMIN KUTLU OLSUN SAKARYA" pankartıyla çıktı. Bu jest bile, "futbol kültürü" nedir bilmeyen, içindeki nefret tohumlarını oraya-buraya serpenleri durduramadı!

Maç içinde sahaya su şişesi de atıldı, meşale de... Korner atmaya gelen rakibini avlamak için, elindeki şişeyi isabet ettirmek isteyenini mi ararsınız, kendi kalecisine bile meşale fırlatanı mı?

İşaret fişeği bile atıldı, brandayla kaplı çatıya...

Kendilerinin bu güzel günlere taşıyanlardan utanmayanlar, "çifte bayram"ını kutlayanlardan mı utanacaktı?

Alın size işte "futbol kültürü"!

* * *

Bir "futbol kültürü" örneği de, Süper Lig kulüplerimizden... İçinize siner ya da sinmez, kabul edersiniz ya da etmezsiniz. Ancak 2021-22 sezonunun şampiyonu Trabzonspor'dur.

Fenerbahçe'nin tepkisini biraz olsun anlamak mümkün... Karadeniz'de kurşunlanmaları ve hala faillerinin bulunamaması, stattaki pankartı üzerine alınmaları, sarı-lacivertliler açısından, belki bir "neden" oluşturabilir. Aynı şekilde, o gece rakip olan ve sahadan zor çıkan Antalyaspor açısından da, bir "neden" sayılabilir.

Haberin Devamı

Ancak diğer takımlar "neden" kutlamadı? Hangileri mi? Galatasaray, Beşiktaş, Konya, Sivas, Kayseri ve Yeni Malatya... Düşünebiliyor musunuz, sezona adını veren rahmetli Ahmet Çalık'ın kulübü Konyaspor Yönetimi'nin bile eli varmamış Trabzonspor için iki satır yazmaya... Ama bordo-mavililerin başkanı Ahmet Ağaoğlu ile kavgalı olan Alanyaspor cephesi, kutlamak için bir beis görmemiş.

Alın işte bu da bir futbol kültürü!

Arda'nın kariyerinden Avcı'nın kariyerine...

Trabzonspor, haldır haldır geldiği günlerin ardından, tıngır mıngır şampiyonluğa ulaştı. Teknik Direktör Abdullah Avcı'nın da dediği gibi, herkesin şampiyon olamayacaklarına yönelik en ufak kaygısı yoktu. En yakınında bulunan Fenerbahçe'nin gönüldaşları bile; "Acaba?" demedi de, "Keşke daha erken İsmail Kartal gelseydi" pişmanlığında kaldı.

Haberin Devamı

Biliyor musunuz Avcı şimdilerde, kendini bir kariyer yönetimi ajansına teslim etti. Bu Türkiye'de çok bilinmeyen, denenmeyen bir çalışma... Bugün, Abdullah Avcı dışında, aynı kapsamda Nuri Şahin, Ergin Ataman, Giovanni Guidetti gibi flaş teknik adamlar da bu ajansın bünyesinde, çeşitli branşlardan sporcular da... Spor insanları mı buraya para veriyor, yoksa ajans mı başarılı olanları nemalandırıyor bilmiyorum. Ancak bildiğim, Barcelona'dan itibaren Arda Turan'ın kariyerini de, aynı şirketin şekillendirdiği ve yıldız futbolcunun işlerinin hiç de iyi gitmediği...

Bu şirketin, Abdullah Hoca'ya, Ataman'a, Guidetti'ye bundan sonraki kariyerlerinde neler katacağını bilemem. Bugünkü şampiyonluklarda Abdullah Avcı ve diğerlerinin yüzüne gülenlen, yarın olası başarısızlıkta ne yapacağını da bilemem?

Kariyer yönetim ajansı, böylesi bir durumdaki kriz yönetiminde nerede durur, bu soru işareti... Daha doğrusu, iyi günlerde yanında olan bu ajans, kötü günlerde de yanında durur mu?

Mesela, Arda Turan'ın yaşadığı krizlerde bu ajans neredeydi? Üstelik, kardeşi üzerinden ajansın sahibi olduğu da belirtiliyordu. Acaba patron koltuğunda olduğu için Arda mı onları engelledi?

Sahi, Arda'nın Barcelona sonrası kariyerini de, siz mi kurguladınız?

 

'Harcama' limitleri

Adı üzerinde... Ne diyor Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), kulüplere? "Harca-ma..."

Neden? "Bütçeni dengeli kullan" diyebilmek için... Ancak her transfer dönemi öncesinde kulüpler, TFF'nin kapısını aşındırır. Bahaneleri hazırdır. "Kur çok arttı", "Pandemi oldu, gelirler azaldı" gibi gibi... Eee, gelirin azaldıysa, ona göre harca... Yok. "Harcama limitlerini artırmanız gerekiyor."

Niçin? Transfer yapıp, federasyonun kendisine belirlediği bütçeyi aşmak için... "Ayağını yorganına göre uzat" yerine, "Borç yiğidin kamçısıdır" sözünü tercih etmek için...

En son Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, Türkiye Futbol Federasyonu'nun, harcama limitlerini esnetmesi gerektiğini söylemiş. Sadece, bununla da yetinmiyor. Harcama limitlerinin acilen açıklanması gerektiğini dile getiren Çebi'nin, işte iftar yemeğinde ağzından dökülenler:

"Bu konuyla ilgili (TFF Başkanı) Servet Yardımcı Bey ile görüştüm. 'Bankalar Birliği böyle istiyor' dedi. Ben de kendisine, ‘Sayın Başkan, SAHAYA BANKALAR ÇIKMAYACAK, BİZ ÇIKACAĞIZ. SİZ BANKALARI BİZE BIRAKIN, BİZ ONLARI İKNA EDERİZ. Zaten, biz kulüpler sahaya çıkamadıktan sonra TFF olarak siz ne yapacaksınız?' dedim. Ayrıca ‘Öyle bir durumda her bir yönetim kurulu üyeniz, güreş ve boks gibi federasyonlara gitmek zorunda kalırsınız' diyerek espri de yaptım” dedi.

Bunu söyleyen Çebi yönetimindeki Beşiktaş'ın, son açıkladığı finansal tabloya şöyle bir bakalım:

28 Şubat 2022'ye kadar son 9 aylık dönemde, siyah-beyazlıların zararı 121 milyon lira... Özkaynak; eksi 2 milyar 90 bin lira... Finansman gideri 495 milyon lira...

Bu rakamlardan yola çıkarak sormak gerek; kulübün bekaası mı önemli, yapılacak transfer harcaması mı?

Acı reçetenin olmayacağı bir "yönetim", ancak "idare" etmenin ötesine geçebilir mi?

Çebi özelinden, Süper Lig geneline gidelim ve şu soruyu soralım:

Bu şartlar altında, bu yapılandırma anlaşması göz önünde dururken, hele de Spor Kulüpleri Yasası resmen yürürlüğe girmişken, transferleri nasıl yapacaksınız?

Artık çifte sözleşme devri de bitti, harcama limitlerinden kaçalım derken, yasanın radarına takılırsınız mazallah... Eskiden 10 lira verdiği futbolcuyla, 1 liralık sözleşme yapar, bunu TFF'ye gönderirdi. Kalan 9 lira için de imaj hakkı, prim gibi bir sürü yan ödeme uydurulur ve kulüpler limitten kurtulurdu.

Merakım; bunlar çifte sözleşme mi, yoksa yine kitabına uygun mu sayılacak?

Bunları neden tartışıyoruz?

Yoksa;

Kulüplerin köşeye sıkışması kimin menfaatine?

Kulüplerin transfer yapamaması kime yarar?

Ama... Kulüpler ayakta kalamazsa, işte o zaman herkes batar.

Ali Koç başkan kim şampiyon?

3 Haziran 2018... Ali Koç'un Fenerbahçe koltuğuna oturduğu tarih...

O günden bu yana Koç, ilk olarak Galatasaray'ın şampiyonluğunu gördü. Sonra, Medipol Başakşehir'in zaferini yaşadı. Ardından, Beşiktaş'ın üç sezon sonra yeniden birinci olmasını seyretti. Son olarak da, Trabzonspor'un uzun yıllar sonra böyle bir mutluluk yaşamasına tanıklık etti.

Görevde olduğu dört sene içerisinde, 4 farklı takımın şampiyonluğunun şahidiydi.

Hadi bakalım gelin, yeni sezona bakalım. 2022-23'te acaba kendi takımının mutluluğunu tadabilecek mi?