Galatasaray'da başkanlık yapmak, o kadar kolay değil... Hele böylesine günlerde, hiç kolay değil... O koltuk, iki "gönül şehidi" bıraktı arkasında... Biri Özhan Canaydın, diğeri Mustafa Cengiz... Galatasaray'ı, kendi sağlıklarından daha fazla önde tutan, iki büyük isimdi onlar... Doğrularıyla-yanlışlarıyla, tarih, ikisini de kocaman harflerle şimdiden yazdı.

Türkiye Futbol Federasyonu'na savaş ilan etmekle, sağı-solu dürtmekle, "sportif başarısızlık"lar unutulmuyor. "Ne oynadık ki" diyerek basın mensupları karşısında özeleştiri başka, Fatih Terim'in karşısına çıkıp, "Ne oynadık ki?" demek başka...

Terim, adeta başkanlar için "güç makinesi"... Dayanabilen paçayı kurtarıyor, dayanamayanın vay haline!

Ama bu sefer kaya sert, Fatih Hoca! Altı ayda, seçimde kendisi için en çok çalışan Köksal Ünlü ile başkan yardımcısı yapacak kadar güvendiği, inandığı Rezan Epözdemir'i harcadı(!) bu başkan... Yarın, diyebilir sana da; "Ne oynadık ki... Olmadı Fatih Hoca..."

Tutunacak tek dal Avrupa, bir de kupa... Ama ligde var olmadığın sürece, her zaman tehlikenin yanı başındasın Fatih Hoca...

Şampiyon olamadıktan sonra, ha ikincilik ha 11.'lik diyeceğim ama... O da Galatasaraylı için zul aslında!

"Mutluluğumuzu alabilirler ama umutlarımızı asla" diyor Fatih Hoca... Boşanmamak için direnen gelin misali... Mutsuz ama umutlu...

Küçük bir not da, temsilci konusuna... Fatih Terim, her yaptıklarının, yaşadıklarının, söylediklerinin yazıldığını söylüyor ya...

Fatih Hoca’nın geçen yıl oynanan Çaykur Rize maçındaki sözlerini (küfürlerini) yazan temsilci, bugün hangi klasmanda dersiniz?

 

Vay hallerine!

Kulüplerde ilk isyan, Galatasaray'da duyuldu. Yabancılar tıkır tıkır paralarını alırken, yerliler yine, "Bizim çocuk" muamelesiyle karşılandı. Diğer kulüplerin de farkı yok aslında... Tek farkları, çok iyi gizlemeleri!

Başkan Burak Elmas, "Ne yapayım?" da diyemez... Her şeyi bilerek göreve soyundu, başkanlığa oturdu.

Yakın vadede, Mustafa Muhammed sınavı var karşılarında... 31 Aralık'a kadar, daha niceleri de... Üstelik, ara transfer için de geçmişe dönük kesinleşmiş borcun olmaması gerekiyor. Vay hallerine!

Pereira, Koç'u kurtaracak mı?

Şaka gibi... Beşiktaş derbisinin ardından, Fenerbahçe'den bir teknik adam daha uçtu gitti... Başkan Ali Koç'un kurbanlarına yeni biri daha eklendi. "Onu gönder, bunu getir" metodunun çok tutmadığını görmüş olması gerekti Fenerbahçe Başkanı'nın... Her hedeften uzaklaşmanın faturası teknik adama, her başarısızlığın suçu ona-buna...

Derbi sonrasında, stat çevresine toplanan taraftarın istediği bir başkaydı, oysa... "Yönetim istifa, Ali Koç istifa" sözleri, sarı-lacivertlilerin iç sesiydi orada... Canı yanmış, yüreği kanamış, Ali Koç geldiğinden bu yana mutlu olamamış bir grubun isyanı vardı orada...

Bugün teknik direktör Pereira'yı göndererek, taraftarın "gazını" almaya çalışan mantık, Fenerbahçe'yi mi kurtarmak istiyor, kendilerini mi? Çünkü bu saatten sonra, Mourinho'yu getirsen kaç yazar? Atı alan Üsküdar'ı geçti zaten...

Trabzonspor ile aradaki 14 puanı kapatabileceğini düşünen bir teknik adam varsa, hay hay...

Yok, bu hamle biraz süre kazanma gayretiyse, o zaman vay vay... 

Rüştünü ispat maçları

Kim ne derse desin, 9 haftanın 8'inden galip ayrılan, diğer maçı da, beraberlikle tamamlayan bir Emre Belözoğlu performansı, herkes ve her takım için kıskandırıcı... İş hocalıkta ise, Aykut Kocaman'ın diplomasını yırtmak gerek!  Yok, takımda derseniz; Kocaman ile yıkılan da bu takım, Belözoğlu ile fırlayan da... Hani, dilimiz varmıyor ama 8 maçta suikast mı vardı?

Espri bir tarafa, Emre Belözoğlu için rüştünü ispat etme maçları geldi-çattı. Giresunspor karşılaşmasının ardından, öyle maçlar var ki; "Bermuda şeytan üçgeni!"

Trabzonspor ve Alanya deplasmanı, ardından da Konyaspor karşılaşması... Deplasman dediğime bakmayın, Başakşehir için içeride-dışarıda bir şey fark etmiyor. Ama rakipler, kendini fark ettirebilecek kapasitede... Her ne kadar Alanya'nın sihri biraz bozulsa da, bu üç karşılaşma, Başakşehir'in ne kadar yükseleceğini gösterecek. Belözoğlu’nun da aynası olacak.

Hasret içimde bir kor!

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10... 7. haftada Beşiktaş'ı tokatlayan Altay, tam 10 haftadır galibiyete hasret...  Üstelik, bugün Trabzonspor ile karşılaşacak. Yüksek ihtimal bu rakam 11'e çıkacak. Belki de, Rize'nin sonucuna göre, küme düşme hattına girecek. Siyah-beyazlılar, Mustafa Denizli ile geldiler ama böyle giderse, Denizli ile gitmeyecekler!