03.05.2017 02:30 | Son Güncelleme:
MERT İNAN | İSTANBUL

‘İhtilal hayaliyle kendine yazık etti’

Türkiye’nin yaşayan son süvarisi Özçelik 95’inci yaş gününü geride bırakırken, bugüne dek sayısız başarıya imza atmanın haklı gururunu yaşıyor.

Anılarını yayımlamaktan vazgeçtiğini söyleyen Özçelik, ‘Atatürk’ün ölümü kadar beni derinden üzen hadise Binbaşı Fethi Gürcan’ın idamıdır’ dedi.

Mustafa Kemal Atatürk’ün cenaze kortejinde yer alan; Cevdet Sunay, Fahri Korutürk ve Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığı döneminde Çankaya’da özel güvenlik danışmanlığı yapan Türkiye’nin yaşayan son süvarisi Kemal Özçelik, Maltepe Askeri Lisesi’nden mezun olduktan sonra, milli binici unvanı ile yüzlerce madalya kazandı. 

Yaşayan son süvari 1954’te Avrupa şampiyonluğuna, 1956’da Almanya’da yüksek atlama dünya üçüncülüğüne uzandı. Özçelik, 1947-1961 yılları arasında Londra, Paris, Luzern, Dublin, Stockholm, Pinerolo gibi şehirlerde madalyalar kazansa da en parlak döneminde TSK’dan ayrılıp biniciliği bıraktı. 

‘Dereceler kazandık’

Hatıralarını yayımlamaktan vazgeçen Özçelik, İstanbul’un Fulya semtindeki özel bir bakımevinde yaşamını sürdürüyor. Emekli albay Özçelik’in bilinci yerinde olsa da ayakları artık tutmuyor. Özçelik, 95’inci yaş gününde Milliyet’e konuştu: “1962’de Mardin’e tayinimin çıktığını öğrenince en parlak dönemimde TSK’dan ayrılmaya karar verdim. Türk Milli Binicilik Takımı, Atatürk’ün direktifiyle Avrupa’ya açılmıştı. 1931-1962 arasında çok büyük başarılar elde ettik. Avrupa’da yüzlerce kez bayrağımız göndere çektirip İstiklal Marşı’nı dinlettik. 1948 Londra, 1956 Stockholm ve 1960 Roma olimpiyatlarında dereceler kazandık.” 

‘Çok şeye tanık oldum’

“Benim dönemimden kimse hayatta değil” diyen Özçelik, şunları söyledi: “Türkiye’nin yaşayan son süvarisiyim. TSK’dan ayrıldıktan bir süre sonra, 1966’dan 1982’ye kadar, Çankaya’da Cumhurbaşkanlığı müşavirliği ve güvenlik baş danışmanlığı görevlerini üstlendim. Görev yaptığım yıllarda Türkiye’de onlarca hadise yaşandı. Çok şeye tanık oldum. Memleketin nasıl badirelerden geçtiğine bizzat şahit oldum. Bu sırlar benimle mezara gidecek. Ettiğim yemine sadık kalarak mahrem bilgileri hep sakladım.”

‘Cesur bir çocuktu’

Atatürk’ün ölümünden sonra en çok etkilendiği hadisenin Talat Aydemir ile darbe girişimine katılan Binbaşı Fethi Gürcan’ın  idamı olduğunu dile getiren bilinmeyen bir anısını şöyle paylaştı: “7 kardeşiz. Kız kardeşimiz hariç diğer 6 erkek kardeş asker olduk. Ailemin bir kısmı Birinci Dünya Savaşı, İstiklal Harbi ve Kore’de şehit düşüp gazi oldu. Ataürk’ün cenaze kortejindeki 38 askeri öğrenciden biriydim. Atamızı gözyaşları arasında sonsuzluğa uğurlarken, Türkiye’de derin bir matem içindeydi. Atatürk’ün ölümü kadar beni derinden üzen hadise ise Binbaşı Fethi Gürcan’ın idamıdır. Albay Talat Aydemir’le 20 Mayıs 1963 darbe girişiminde bulunan Gürcan’a gerçekten de yazık oldu. 20 Mayıs girişiminden bir gün önce Gürcan’la konuştuk. Bana darbe girişiminde bulunacaklarını anlatarak destek vermemi istemişti. ‘Yazık edersiniz’ dediğimde, ‘Ok yaydan çıktı’ dedi. Vazgeçirmeye çalışsam da dinletemedim. Talat Aydemir’in başını çektiği cunta hareketi başarısız olunca Fethi’yi idam ettiler. Çok cesur bir çocuktu. İhtilal hayalleriyle kendine yazık etti. Keşke idam edilmemiş olsaydı.”



‘Korutürk bize örnek oluyordu’

Çankaya’da görev yaptığı yıllara değinen Özçelik, “Çankaya’da Cevdet Sunay, Fahri Korutürk ve Kenan Evren dönemlerinde güvenlik baş danışmanlığı görevinde bulundum. Günahıyla sevabıyla bu ülkeye hizmet etmeye çalıştıklarına bizzat şahit oldum. Çok zor günlerden geçtik. Sırlarım benimle mezara gidecek. Bizler bu ülkeye bağlılık için yemin etmiş insanlarız.

‘Nezaket ve asalet içerisindeydi’

Üç cumhurbaşkanı arasında asaletini, duruşunu en beğendiğim ve takdir ettiğim kişi Fahri Korutürk’tü. Prensiplerine son derece bağlı, iyi resim yapan, ailesine düşkün bir devlet adamıydı Korutürk... Onun ailesi de her zaman nezaket ve asalet içerisinde davranışlar sergilemiştir. Korutürk’ün duruşu ve ciddiyeti bizlere örnek oluyordu. Mekânı cennet olsun” diye konuştu.  

‘Örgütleri karıştırır olmuştum’

Özçelik, “1970’lerin sonlarında sağ ve sol çatışmasının en yoğun olduğu dönemlerde devletin güvenlik biriminden gelen raporları Cumhurbaşkanı’na sunup verilen emirleri güvenlik birimine iletmekle görevliydim. O dönem birçok sol örgüt vardı ve sürekli farklı isimler alarak bölünüyorlardı. Kısaltma isimleri bir süre sonra kafa karışıklığına bile yol açmıştı. İşin içinden çıkamaz hale gelmiştim. O kadar çok yasadışı örgüt vardı ki takip etmekte güçlük çekiyordum. Hatta ne yalan söyleyeyim ki, bazen eylem grupları ve fraksiyonları birbirlerine karıştırdığım oluyordu. Böyle anlarda kulakları çınlasın Ali Baransel’den destek alıp hangi örgüt, hangi fraksiyondan, hangi eylemleri yapıyorlar şeklinde Baransel’e sorardım. Fakat buna karşın ben de Baransel’e giyim kuşak konusunda fikir verirdim. Baransel, giyim tarzını da bana borçluydu” dedi.

Bu habere ifade bırak
  • 1Mutluyum
  • 1Şaşkınım
  • 1Kararsızım
  • 1Kızgınım
  • 1Üzgünüm
Toplam Oy5