Asu Maro

Asu Maro

amaro@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Birkaç tane her duruma uyarladığımız slogan sözcük var, yüksek iddialar taşıyorlar ama maalesef iyi niyetimizi ifade etmekten öteye geçemiyorlar. Bir de içimizi rahatlatmaktan tabii. Hatta bazı hallerde meselenin içini bir miktar boşalttıklarını da söylemek mümkün.

“Ölümsüzdür” mesela, gencecik yaşta hayattan koparılmış insanlar için bir teselli gibi kullanıyoruz, ama bu gerçeği değiştirmiyor, ne yazık ki ölümsüz değiller, yaşamayı hak ederken öldürüldüler.

“Yanınızdayız” sonra ya da “yalnız değildir”, bakın, haksız gözaltılardan, kovuşturmalardan, tutuklamalardan sonra twitter’ın bir numaralı hashtag’i. Keşke gerçek olsa, keşke dayanışma bu derece yaygın olsa. O hashtag’e tweet yazan kişilerin onda biri hayatta yan yana gelebilse, sahiden yalnız olmaz kimse ama maalesef bu da bir hayalden ibaret. Sonunda herkes işini kaybederken, yargılanırken, tutuklanırken yalnız.

Haberin Devamı

Bir de “unutmadık” var. Bu hafta mesela 17 Ağustos’u “unutmadık”. 17 yıl önceki kâbusu, o gece 3.02’de dünya başımıza yıkıldığında enkaz altında kalan insanlarımızı “unutmadık” diyoruz.

Diyelim elbet. Ve unutmayalım da. Ama unutmamak aynı zamanda 17 yıl içinde bir şeyleri değiştirmeyi gerektirmez miydi? Bugün aynı şey olduğunda felaketin boyutlarının aynı olmayacağını garanti etmiş olsak mesela, iyi olmaz mıydı, unutmadık madem?

Neyi değiştirdik? Ne önlem aldık? Çürük zeminlere kurulmuş yerleşim bölgelerini boşalttık mı? Bütün binaların deprem dayanıklılığını test edip gereken sağlamlaştırmaları yaptık mı? Halka dört başı mamur deprem eğitimi verdik mi?

Neredeyse her gün ama “Fransız bilim adamları”ndan, ama bizim uzmanlarımızdan uyarı geliyor, Marmara depremi ha geldi ha gelecek diye. Biz hazır mıyız? Hazırsak neye hazırız?

Bakınız, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Cemal Gökçe’nin dünkü açıklamasına; 1999 depremi sonrasında İstanbul’da yaklaşık 50 bin sorunlu bina tespit edildiğini, fakat bunlara yönelik planlanan çalışmaların hayata geçirilmediğini söylüyor. Afet toplanma alanları bir bir imara açılıyor, halka kaçacak yer kalmadı.

Haberin Devamı

Bu ne demek? O 17 yıl sadece ‘unutmadığımız’ ve ‘beklediğimiz’ deprem gelirse yine ‘hazırlıksız yakalanacağız’ ve onun adı da ‘doğal afet’ olacak. Twitter “Allah bir daha yaşatmasın” dilekleriyle dolu. Tabii yaşatmasın da biz de biraz yardımcı olsak...

Caretta caretta saldırısı!

İki gündür DHA kaynaklı bir haber dolaşıyor ortalıkta, Bodrum’daki Orak Adası’nda Caretta caretta’lar taticilerin kâbusu olmuş! Tekne turlarıyla gelen turistleri ısırmaya başlamışlar. “Caretta caretta saldırısında beş yaralı” falan gibi başlıklar, psikolojisi bozulanlar, denize karşı korku geliştirenler, “Kaç yıldır teknemizle geliriz, böyle vahşi saldırı görmedik” açıklamaları... Zannedersiniz kaplumbağalar ayaklanıp karaya çıkmış, hep birden insanların evlerine dalıp onları ısırıyorlar.

Önce şunda anlaşalım: Bütün dünya bizim babamızın evi zannediyoruz ama aslında orası bu hayvanların evi, onlar birer deniz canlısı. Sen oraya misafirliğe gidiyorsun. Ve “Aaaa, tospağa” diyerek kim bilir hayvana ne tacizlerde bulunuyorsun. Ya da diyelim iyi niyetle sevmek, beslemek, beraber ‘selfie çekinmek’ istiyorsun.

Haberin Devamı

Ama karşında evindeki kedi değil, doğal ortamında yüzmekte olan bir hayvan olduğu için, aranızdaki iletişim senin hayalindeki gibi gelişmeyebiliyor, darılmak gücenmek yok.

Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) alan sorumlusu Ahmet Yavuz Candan, insanlar onları elle beslediği için Caretta caretta’ların da beklenti içine girdiğini söylüyor. Bianet’e konuşan WWF-Türkiye Doğa Koruma Yönetmeni Ayşe Oruç da “Caretta caretta saldırmaz, kendisini tehdit altında hissettiğinde savunmaya geçer” diyor.

Yani burada psikolojisi bozulan biri varsa o da Caretta caretta’lar. Kaldı ki insandan gördükleri kötülüğün haddi hesabı yok, saldırsalar da yeridir. Daha geçen yıl ayağına taş bağlanarak öldürülen bir Caretta caretta ile kafası kesilmiş yavrusu yan yana bulundu bizim denizlerimizde. O yüzden “Saldırgan caretta” haberleri yaparken dikkatli olalım, asıl saldırgan olan insanları kışkırtmayalım.