Cemil Ertem

Cemil Ertem

dr.cemilertem@gmail.com

Tüm Yazıları

Böyle bir terör ve darbe saldırısına maruz kalıp, bu kadar hızlı toparlanan, piyasaları, Başbakan Yıldırım’ın deyişiyle “tıkır tıkır” işlemeye başlayan bir başka ülke yok. Öncelikle Türkiye’ye yönelik bu darbe girişiminin dış bağlantısının çok güçlü olduğunu ve bu girişimin aslında ülkeye dönük topyekun bir saldırı olduğunu da söyleyebiliriz. Bu anlamda 15 Temmuz, Latin Amerika’da ve Türkiye’de 70’li, 80’li yıllardaki ordu darbelerinden çok daha farklı savaş senaryosunu da içeren bir yeni nesil savaş-terör saldırısıydı.

Haberin Devamı

Bu tür saldırıların 2001 yılında 11 Eylül saldırısıyla başladığını varsayarsak, Türkiye’nin 15 Temmuz saldırısı karşısında ekonomik olarak da nasıl sağlam durduğunu anlarız.

11 Eylül 2001 saldırısından sonra ABD ekonomisinin nasıl felç olduğunu biliyoruz. 11 Eylül saldırısından sonra, tam bir yıl içinde, ABD’de 1.8 milyon kişi işini kaybetti. Kongre, yalnız havacılık sektörüne saldırıdan sonra 15 milyar dolar yardım yaptı ama hızlı çöküşü önleyemedi. Saldırının ilk haftasında ABD borsalarındaki kayıp 1.4 trilyon doları bulmuştu. Saldırılardan sonra ABD, yalnız 2001 yılında, 5 milyon turist kaybetti.

İktisadi direniş...

15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de bono piyasasında yalnız 20 baz puanlık bir artış oldu, darbe girişimi saatlerinde vatandaşların banka ATM’lerine yönelik yığılmasını, tatil yörelerindeki kıyıda köşede kalmış ATM’ler bile karşıladı. Darbe girişimi sabahında ise dövize ciddi bir talep yoktu. Tam aksine, sabah saatlerinde yerli yatırımcılar 2.5 milyar dolar sattı. Banka mevduatlarında çok önemli bir çıkış olmadı ve faizler 10.5-11.5 düzeyinde seyretti. Darbe girişimini takip eden ilk pazartesi ise kurlarda büyük bir sıçrama yoktu. Bir askeri darbenin ya da darbe girişiminin, büyük bir terör saldırısının olduğu yaklaşık 90 ülke incelendiğinde, Türkiye’nin 15 Temmuz sonrası hızlı toparlanması gibi bir örnekle karşılaşmıyoruz. Çok ilginç olarak derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’nin kredi notuna ilişkin açıklamasına dek, yani 19 Temmuz öğleden sonraya kadar, yerleşiklerin dövizden TL’ye geçişi devam etti. Döviz ve faiz de köpük dahi olmadı. Peki, o zaman Moody’s Türkiye’yi olumsuz yönde neden incelemeye aldı ve notu “çöp” seviyesine getirebileceğini söyledi. Bu durumu biz şimdilik kanlı darbe girişiminin bir devamı olarak açıklamıyoruz ancak biz de bu anlamda bu tür kötü niyetli girişimleri izlemeye alıyoruz ve olumsuz olarak not ediyoruz. Yani bu durumda, zaten uzun zamandır, ciddiyetleri her düzeyde ve her kesimde sorgulanmakta olan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının niyeti bu vesileyle de sorgulanmalıdır. Siyasi olarak başarısız olmuş ve özünde bir insanlık suçu olan darbe girişiminin iktisadi ayağını tamamlamak acaba bu kuruluşların işi olabilir mi diye insan düşünüyor.

Haberin Devamı

Türkiye’nin bu direnişi, yalnız Türkiye’nin değil, insanlığın tarihine de altın harflerle yazılacaktır. Çünkü bu direniş, aynı zamanda, bir iktisadi kurtuluş mücadelesine de tekabül ediyor.

Riskler temizleniyor!

Darbe gecesi ve daha sonra meydanlarda direnen, tankların karşısına dizilen insanlar sabah olunca işlerine gittiler, dükkânlarının kapısını açtılar; ekonominin çarklarını döndürdüler. Avrupa krizinde Yunanistan’da, Portekiz’de, İspanya’da ATM’ler para vermeyince yağmalandı yani oralarda bir iç savaş, darbe girişimi yoktu yalnız bir ekonomik kriz vardı.

Haberin Devamı

Bir derecelendirme kuruluşu yetkilisi, 15 Temmuz’un Türkiye’nin siyasi riskini artırdığını söylüyor ancak bu riskin 2 yıldır devam ettiğini söylüyordu. Bu, şu açıdan doğrudur, 17/25 Aralık’tan beri Türkiye’ye yönelik operasyonlar ve terör artmıştır. PKK ve DEAŞ terörü de 15 Temmuz’a giden yolu açmıştır. Nasıl ki 12 Eylül öncesi iç savaşa varan sokak terörü 12 Eylül yolunu açtıysa, 15 Temmuz’un yolunu açan da bu terör dalgasıdır. Yani 15 Temmuz, 2 yılı aşkın -2013’ten beri- artarak devam eden ve merkezinde Cumhurbaşkanı Erdoğan olan, Türkiye’ye yönelik saldırının kanlı finalidir. Eğer böyleyse, 15 Temmuz’la birlikte Türkiye’nin siyasi riski aşağıya inmiş oluyor.

MGK kararları...

Derecelendirme kuruluşlarının bir ülkenin notunu düşürmesi belli kriterlere bağlıdır. Orta vadede büyüme potansiyelinde ciddi düşüş saptanırsa, siyasi gelişmeler ya da belirsizlik sonucu ülke gereken ekonomik önlemleri alma ve reform yapma yeteneğini yitirirse ve dış finansman ve borçlanma kapasitesini, krebilitesini hızla yitirmeye başlarsa ve bu süreklilik kazanırsa not düşer.

Şimdi 15 Temmuz sonrası Türkiye’ye bakalım; Milli Güvenlik Kurulu’nda alınan kararlarla da FETÖ çetesinin devlet içinden, kurumlarından temizlenmesi ve etkinsizleştirilmesi hızlanacaktır. Türkiye’de askeri darbe ihtimali 15 Temmuz sivil direnişiyle tamamen ortadan kalkmıştır. Türkiye’de darbe girişimi, demokratik toplumsal mutabakatı en üst düzeye çıkarmıştır; bu, aynı zamanda, yeni demokratik bir anayasanın yolunu açmış ve bir darbe anayasası olan 12 Eylül Anayasası’nın tasfiyesini öne çekmiştir. Türkiye, artık iktisadi olarak daha görünür, daha yatırım yapılabilir bir ülkedir. Türkiye’nin büyüme potansiyeli de, dış finansman bulma kabiliyeti de orta vadede en üst düzeye çıkmıştır. Şimdi yeni üretime dönük, dışa açık bir büyüme modelini öne çıkarma zamanı da gelmiştir.