
|


Türkkaya Ataöv
Bilim adamı Türkkaya Ataöv’ün uluslararası ilişkiler alanında coğrafyayı, tarihi dikkate alan bölgesel çalışmaları dikkat çekici
Türkkaya Ataöv’ü Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde tanıdım. Hocam olmadı, sonraki yıllarda meslektaş ilişkisi gelişti. Tarih, coğrafya, resim, sanat edebiyat bilgisi genişti. Fakülte ortamında fazla gezindiğini görmedim. Giderek bu ortamdan soğuduğu anlaşılıyor, nihayet fakülteyi erken emekli olarak terk etti.
Hareketli, koşuşan, daktilo makinesinin başında süratle yazan, çantasında beş-on adet kitap eksik olmayan ama bu arada resimle de ciddi olarak ilgilenen Ataöv’ün gayet güzel bir hattı vardır. Bu gibi epigramlı mektupları saklanacak eserlerdir. Karakalem ve zor sanat olan suluboya resimleri nadide bulunan eserlerdir. Kulağı iyidir; iyi İngilizcesi yanında bir alay dile merak sarmıştı ve Rusça da bu öğrendikleri arasındaydı. Kendisini yakından tanıdığım yer 1966-67 yılında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’ydi. Sınıfın birinde eski yazma eserlerin üstadı, muhterem hocamız Müjgan Cunbur’un Osmanlıca kursu vardı. Kursun müdavimleri sadece öğrenciler değildi, Füsun Akatlı (Altıok) gibi bir edebiyat eleştirmeni ve mantık üstadı da Osmanlıca öğreniyordu. Müjgan Hoca’nın deyişiyle de; sınıfta okumayı ilk söken Türkkaya Ataöv oldu.
Türk resim sanatı üzerinde kayda değer monografileri kaleme alıyordu; sayısı onu aşıyor; üstelik bunlardan birisi yurtdışında da basıldı. Ben Romanya’da basılan "Türk Resim Tarihi"ni (Turkish Painting) görmüştüm. Merakları yaygındı ve zaman zemin tanımıyordu. Moskova’ya gittiğinde Afrika’yı araştırmış; kullanışlı bir müracaat kitabı hazırlamıştı. Derken Filistin sorununa, ırkçılığa eğildi. Bir vakit de Ermeni sorunu ile meşgul oldu ve ortalığı sarsan monografiler çıkardı. Galiba bizde uluslararası ilişkiler alanında yerküreyi ezberlemeye ve öğrenmeye çalışan tek o vardı. Nitekim öğretim hayatında talebeleri ve meslektaşları onun bu yönünden yılmış olmalıdır. Giderek uluslararası platformlarda bu konudaki tebliğleriyle göründü. Mesela Trayan Petrovski "Makedonya ve Türk Profesör" başlıklı makalesinde ondan ve ülkesinin haklarını savunmasından şükranla söz ediyor. Türkiye’de çok kişinin haberdar olmadığı coğrafyalarda (üstelik bunun içinde Balkanlar da vardır) Ataöv azınlıkların durumunu ele alan makaleler ve monografiler yayımlıyordu. Bu üstelik Ermeni sorununda mevcut edebiyatın dışına taşan ve birtakım gerçekleri ortaya çıkaran geniş bir tarama ve neşriyatla perçinlendi. Ermenilere karşı kaleme alınan yazı ve kitapların çoğu üstünkörüdür. Ataöv’ünki istisnadır.
Son çıkan kitabı İngilizce basıldı; "Kashmir and Neighbours (Keşmir ve Komşuları) Yalan, Terör ve Mütareke" başlığını taşıyor. Keşmir üzerindeki Hint- Pakistan çekişmesi malum, ben gerçi yazarın gösterdiği çözüme katılmıyorum. Ama bir konunun nasıl ele alınması, nasıl enine boyuna araştırılarak çözüm önerilmesi ve yorum yapılması konusunda örnek bir çalışma olarak görüyorum. Bu monografi evvela; içine kapalı bir toplumun dış dünyaya açılmasının ve dış dünyayı uzmanca incelemenin bir örneğidir.
Keşmir ovalarında Müslümanlar, dağlık kesimde iki bin yıllık gelenekleriyle Hindular yaşıyorlar. Keşmir, İslamlaşmıştır. Yazar, hakkı teslim etmenin laik bir yaklaşımla yerine getirilmesini öneriyor. Ataöv’ün "Moghul court" gibi Baburiler için Batılıların kullandığı deyimleri aldığını da görüyoruz. Fakat Keşmir tarihinin hassas noktalarını çok iyi veriyor. Bu kitapta sadece Keşmir değil; Pencap, Bengal ve Tamillerin sorunları da yer alıyor. Burasa mesela Sinhala-Tamil çatışmasında (bilhassa Srilanka düzeyinde) görüldüğü gibi yazar; o ülkelerin Hindistan olsun veya Seylan olsun, birliği üzerinde hassasiyetle duruyor. Oysa günümüzde etnik çatışma olan yerlerde, dış dünya uzmanları daha çok bölücü ve kışkırtıcı rol oynarlar.
Ataöv’ün uluslararası ilişkiler alanında coğrafyayı, tarihi dikkate alan bölgesel çalışmalarıyla bir istisna olduğunu söylemek gerekir. İngilizcesi ve Türkçesi aynı derecede zengin ve rahat okunur; belli bir hiciv anlayışıyla bazı ters durumları iyi yakalar ve sergiler. Herhalde kalabalık sayıdaki makale ve monografilerinde bu görülür.
PAZAR


Futboldan sağlı sollu ataklar
Sarayın saat ustası
"Jean Paul Gaultier kıspeti kadınlara giydirecek"
Türk modacının mankeni Avusturya Prensesi
"Neşet Ertaş’ı, Bon Jovi gibi söyleyebiliyorum"
Birinci ve ikinci kuşağın sergisi
Muhallebiciler yeniden moda oldu
200 kişi "Nazım" için stüdyoya girdi
İşimiz 66’ya kaldı...
Formula 1 arabaları Antalya’da
Romlar güzelleşiyor
Lezzetli balığın reçetesi Kireçburnu’nda
Okurları onu, o ise kadınları sevdi
Türkkaya Ataöv
Acaba neden uyuşturucu kullanıyorlar?
Mazhar Alanson, Özgür Kız’dan şikayetçi
8 kitap tekmili birden
İki pazar öyküsü
SAYFA BAŞI

|
|

|