11 Nisan 2003 Cuma
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   
  ·  SERİ İLAN         



Bush yerine Clinton da olsa fark etmezdi

Borsa balonu 3 yıl önce patlamasaydı, Amerika Irak’ı işgal gereğini duymayabilirdi

     Bağdat’ın iskambil kağıdı gibi püf deyince devrilivermesinin şoku...
     Bizleri televizyonlarda haftalar boyu yanıltan strateji uzmanlarına duyulan öfke...
     ABD’nin 1 milyar dolarlık yardımı Kuzey Irak’a girmememiz koşuluna bağlamasının yarattığı düş kırıklığı...
     "Türkiye AB’yi rüyasında görür" havasındaki Danimarka Başbakanı’nın Kopenhag’da bizi aşağılayan sözlerinin, 4 ay sonra tam da bu konjonktürde bir yerlerden çıkartılıp önümüze konması...
     Okurlarım da şaşkın, dostlarım da. Galiba dünyada olup biteni algılamamızda bir sorun var. Gerçi ABD’nin Irak’taki toplu katliamı çoğumuzun gözünü epey açtı. Ama yine de havsalamızın almadığı durumlar olabiliyor tabii!
     Örneğin son aylarda "ABD’nin başında Bush yerine Clinton olsaydı, bütün bunlar olmazdı!" diye özetleyebileceğim çok yaygın bir görüş var Türkiye’de. Son bir - iki aydır olup bitenleri anlamaya çalışırken benim vardığım nokta ise tam tersi: Clinton da olsa fark etmezdi. Olsa olsa paketlemesi biraz daha şık olurdu, o kadar.
     Amerika’nın Irak’ı işgalini engelleyebilecek (ya da erteleyebilecek) tek bir etken vardı: Borsa balonu. Eğer acayip şişirilmiş borsa balonu 2000 yılı martında patlamasaydı, dünya borsalarındaki sahte bolluk havası birkaç yıl daha sürebilseydi, Bush yönetimi de Ortadoğu’da toplu cinayetlerine start verme gereğini duymayabilirdi.
     Çarşamba günkü yazımda ABD’nin 2. Dünya Savaşı sonrasındaki yayılmacı politikasından ve son 50 yıldaki tüm ABD başkanlarının bir gerekçe bularak başka ülkelere saldırdığından söz etmiş, İran’da Musaddık ve Kongo’da Lumumba’nın devrilmesiyle Guatemala ve Vietnam’ı hatırlatmıştım. Bugün kaldığım yerden devam ediyorum:
     
     KENNEDY (1961 - 63)
•   Küba’da 1961’de Fidel Castro’yu devirmek amacıyla gerçekleştirilen Domuzlar Körfezi çıkartması başarısızlıkla sonuçlandı.
•   Vietnam’a 1960’ta başlayan ABD askeri müdahalesi, Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin kurulmasından sonra yeni boyut kazandı. Kennedy’nin bölgedeki askeri varlığı artırma kararı çerçevesinde 1962’nin sonuna doğru Güney Vietnam’da sadece ABD’li askeri danışman sayısı bile 11 bine yükselmişti.     
     
     JOHNSON (1963 - 69)
•   ABD, Dominik’te komünizm tehlikesini gerekçe göstererek, solcu general Bosch’u 1965’te bir işgalle devirdi.
•   Endonezya’da 1965’te CIA destekli ordu darbesinin bilançosu, 1 milyona yakın Endonezyalı’nın katledilmesi oldu.
•   Johnson’un tüm iktidar yıllarında Vietnam, ABD silah sanayiine büyük hizmet verdi! ABD, Kuzey Vietnam kuvvetlerini sindiremeyince 1964’te Vietnam’ı bombaladı.     
     
     NIXON (1969 - 74)
•   Kamboçya’da yönetimin başındaki Prens Norodom Şihanuk, 1970’te ABD yanlısı faşist bir darbeyle devrildi. Yerine CIA’nın has adamı General Lon Nol getirildi. Lon Nol, emrindeki 20 bin özel ABD askeriyle komşu ülkelere de "demokrasi ve özgürlük" ihraç etmeye çalışınca, Pol Pot liderliğindeki Kızıl Khmerlerle 2 milyon kişinin hayatına mal olan ve 5 yıl süren kanlı iç savaş başlamış oldu.
•   Şili’nin seçilmiş solcu Başbakanı Allende, 1973’te CIA desteğiyle devrildi. Yerine getirilen general Pinochet, Amerikan kuklası diktatörlerin sembolü olarak 17 yıl görevde kaldı.
•   Vietnam, 4 Amerikan başkanı eskitti. Bölgedeki ABD askerlerinin sayısı 543 bine ulaştığı halde ABD, amacından her geçen gün biraz daha uzaklaşıyordu. Sonunda ABD için Vietnam’da başarısızlığı kabul ederek askeri birliklerini geri çekmekten başka seçenek kalmadı.     
     
DEVAMI VAR     
     
     mtamer@milliyet.com.tr
     







Taha AKYOL
Kerkük, Kürtler ve petrol

Çetin ALTAN
Kanlıca’da çay içme saltanatı ve bitmeyen martaval...

Melih AŞIK
Akvaryum eksikti

Fikret BİLA
Kriz yönetimi

Hasan CEMAL
Saddam’ın düşüşüyle taşlar yerinden oynadı!

Güneri CIVAOĞLU
Ateş topu

Abbas GÜÇLÜ
Neden Hülya Avşar?

Hurşit GÜNEŞ
Savaşın asıl hasarı

Sami KOHEN
Kritik günler

Hasan PULUR
Güçlü olan haklıdır!!!

Derya SAZAK
Oyun bitti

Meral TAMER
Bush yerine Clinton da olsa fark etmezdi

Ece TEMELKURAN
Baah-daat!

Güngör URAS
Aria ‘direk dikmeden’ dolaşım istiyor

M. Ali BİRAND
Türkiye Kuzey Irak'a girebilir mi?