05 Temmuz 2003 Cumartesi
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  KÜLTÜR & SANAT   



10 yıl sonra katliamın görüntüsünden korktular
SANSÜR!

Fazıl Say'ın hazırladığı "Metin Altıok Ağıtı"ndaki 3 dakikalık "Sivas katliamı" görüntüleri sansürü aşamadı. Sanatçının direnişi sonuç vermedi. Başbakan'ın da devreye girdiği uzun tartışmalar sonunda "film kesildi" ve sorun çözüldü!

     Aylar önce Fazıl Say, hazırlamakta olduğu "Metin Altıok Ağıtı" için Sivas katliamının görüntülerinden 3 dakikalık bir film istediğinde bu kadar olay yaratacağını düşünmemiştim. Geçen yıl yaptığımız Sivas belgeselinden görüntüler verdik.
     Aslında oratoryo Sivas'la ilgili değildi, hatta tersine Fazıl, Metin Altıok gibi filozof bir şairin sadece Madımak katliamıyla anımsanmasını haksızlık sayıyordu, o yüzden eserde doğrudan Sivas'a atıf yapmamıştı, ama böyle bir ağıtta Altıok'un ölümü de es geçilemezdi.
     Fazıl, eserin sonuna doğru arkadaki perdeye yangının görüntülerini yansıtmaya karar verdi. Sivas, 3 dakikalık bu görüntüyle hatırlatılırken, Metin Altıok'un "Sürgün" şiiri seslendirilecekti:
      "Heybesinde yılan işaretleri/
      baldıran zehiri yüzüğünün içinde/
      ve yanında kav taşıyan ben/
      tekinsizim size göre/
      ibret için yakılması gereken."
     Ancak hükümette AKP vardı. Ve Sivas yumuşak karnıydı.
     Oratoryoyu Bakan'ın özel izniyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı Çoksesli Korosu seslendiriyordu.
     
     FİLM KESİLİYOR
     İlk huzursuzluk iki ay önce baş gösterdi.
     Filmden haberdar olan Bakanlık bürokratları harekete geçti ve Güzel Sanatlar Genel Müdür Vekili Osman Nalbantoğlu konserde filmin yayımlanması halinde koronun geri çekileceğini bildirdi.
     Fazıl, durumu İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'na aksettirdi. Bunun üzerine Vakıf Başkanı Şakir Eczacıbaşı Bakan Erkan Mumcu'yu arayıp müdahaleleri engellemesini rica etti. Esere kefil oldu.
     Fazıl da bir mektupla Bakan'a başvurmuş ve ağıtta yer alan şiirlerde politik bir yan olmadığını belirtip "Lütfen bu işe el koyunuz" demişti.
     Bakan Erkan Mumcu bir saat içinde devreye girdi ve koroya "Devam" dedi.
     Film hazırlandı, eser tamamlandı ve önceki gece konser saygı duruşunun ardından 37 adet metronom vuruşuyla başladı.
     
     "KOLUNU KOPARDILAR"
     Lakin sıra "Sürgün"e geldiğinde tuhaflık ortaya çıktı.
     Ne şiir vardı ortada, ne de arkada Sivas yangınının görüntüleri...
     Perde karartılmıştı.
     Çıkışta Fazıl'ı gördüm. Mutsuzdu; öfkeden titriyordu.
     Baştan beri istemediği, çekindiği şey olmuş ve kahramanı gibi eseri de Sivas yangınına kurban gitmişti.
     "Kolunu kopardılar eserimin, tehditle kestiler" diyordu:
     "Kavga etmek istemiyorum, ama büyük hayal kırıklığına uğradım. Bir sanat festivali bir sanatçıya nasıl böyle yapar?"
     
     ERDOĞAN DEVREDE
     İşin aslını o zaman öğrendik.
     İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) Genel Müdürü Görgün Tamer son provada perdede Madımak yangınını, cesetleri ve Metin Altıok'un yangın sonrası komada çekilmiş görüntülerini görünce Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Eczacıbaşı'na haber vermiş, Eczacıbaşı da bunun festivale de, bakanlığa da zarar vereceğini düşünmüş ve Fazıl Say'ı arayıp "Biz bu proje yaraları sarsın istedik, kaşısın istemedik" diyerek görüntüleri çıkarmasını rica etmişti.
     Fazıl direnince, Eczacıbaşı Bakan Mumcu'yu aramış ve doğabilecek sakıncaları ona da anlatmıştı. İşin politik bir mecraya çekilmesinden endişeleniyordu.
     Bakan Mumcu, "İşin politik bir zemine kayması bizim için de mahzurlu olur. Bunu partime nasıl anlatırım? Fazıl'ı ikna edin" dedi.
     Şakir Eczacıbaşı bu kez kendi kuşağından Ahmet Say'ı arayıp oğlunu ikna etmesini istedi, ancak "O artık çocuk değil, kendisi ne yapacağını bilir" cevabını aldı.
     Bu arada konu Başbakan Tayyip Erdoğan'a iletildi. Başbakan da "Bu işi halledin" talimatını verdi.
     Sonunda Fazıl ikna olmayınca Bakanlık son sözünü söyledi:
     "O filmi çıkarmazsanız koromuz eserden çekilecektir."
     
     VE FİLM KESİLİYOR
     Önceki gün sabahtan başlayarak akşama kadar devam eden yoğun telefon trafiği sonuç vermemiş ve 3 dakikalık Sivas filmi, bir inatlaşmanın konusu haline gelmişti.
     Artık gösteriye birkaç saat kalmıştı.
     Fazıl Say'ın ilk tepkisi bu sansürü protesto edip sahneye çıkmamak oldu.
     Ekip arkadaşlarıyla toplandı. Çıkmazlarsa 6 aydır verdikleri emeği yakmış olacaklardı.
     Saat 20.00'de hâlâ toplanmış, yangın sahnelerinin olduğu bölümde, filmin İKSV ve Kültür Bakanlığı tarafından kesildiğini yazıyla veya sözle açıklamayı düşünüyorlardı.
     Ancak bunun da ortamı germekten ve Metin Altıok'u bir kez daha Sivas'a kurban etmekten başka işe yaramayacağını düşündüler.
     Saat 22.00'de büyük gerginlikle sahneye çıktılar.
     Saat 23.00'te eser yine başladığı gibi saygı duruşuyla bittiğinde seyirci gözyaşlarına bulaşan alkışlarla Metin Altıok'u ve onu yaşatanları selamlıyordu.
     
     Bakan Mumcu: Devlete saygı göstersinler
     Konser sonrası hem Fazıl'la, hem Bakan Mumcu'yla, hem de İKSV yöneticileriyle görüştüm.
     Tartışmanın üç cephesinde de müthiş öfke vardı.
     Fazıl, eserine müdahale edildiği için...
     Bakan, fatura kendisine kesildiği için...
     Eczacıbaşı, festivali sansürden kurtarmak için bunca mücadele verdiği halde şimdi sansürle suçlandığı için...
     Konserden sonra, gece yarısı konuştuğum Erkan Mumcu şöyle dedi: "Toplumsal barış için bu zor projenin altına girdim. AKP içinde rahatsızlık yaratabilme ihtimaline rağmen bakanlığın bütün olanaklarını serdim. Koroyu verdim. CD'yi destekledim. Ama projede olmayan bir film son anda bir dayatmayla ve toplumda acıları yeniden canlandıracak şekilde gündeme getirilince itiraz ettim. Devletin imkânlarıyla bir şey yapanlar, onun hukukuna saygılı olmalı. Aksi, ucuz kahramanlıktır."
     
'Sivas' hâlâ küllenmeyen bir yangın
     Tartışmanın bütün taraflarıyla konuştuktan sonra insan, "Keşke bu türden sanat eserleri devletten bağımsız yapılsa, Türkiye'de Kültür Bakanlığı dışında da korolar olsa, bu tür müdahalelere olanak tanınmasa" diye düşünüyor.
     Bizzat o desteğin politik müdahalelere zemin hazırladığını düşünüyor.
     Ancak bütün tartışmanın ötesinde ayan beyan ortaya çıkan bir başka gerçek var:
     O da Sivas yangınının 10 yıl sonra hâlâ söndürülemediği...
     Öyle bir yangın ki bu, koru bile elini uzatanın elini yakıyor.
     Türkiye henüz bu ayıpla hesaplaşmadığı için, gerçek suçlular cezalandırılmadığı için, savunanlar su başlarını tutmaya devam ettiği için katliamın yarası bir türlü kapanmıyor.
     Her açıldığında kan sızıyor ölü ozanların yanıklarından...
     Oysa herkes bilmeli ki, bu Türkiye'nin utancıdır.
     Üzerine ne kadar film çekilse, ne kadar roman yazılsa, kaç ağıt yakılsa azdır.
     Ve sıkılarak boğulmaya çalışıldığı sürece bu yara yıllarca oluk oluk kanayacaktır.
     
     can.dundar@e-kolay.net
     





Taha AKYOL
7. pakette iki çözüm

Çetin ALTAN
Sıcak, sıcak, sıcak...

Melih AŞIK
Gizli icraat...

Hasan CEMAL
Yol haritası!

Can DÜNDAR
SANSÜR!

Sami KOHEN
KKTC'de yeni girişimler

Mehmet Y. YILMAZ
Köşe yazarları ne işe yarar?

Meliha OKUR
İşte "zede" tasarısı

Hasan PULUR
Konyakçı Salime Hanım'dan bugüne...

Derya SAZAK
SİT yağmasına dur

Meral TAMER
Önce Emniyet'e bağış, sonra havai fişek!

Tamer HEPER
Sanki makam arabası

Güngör URAS
Tasarruf mevduatına devlet garantisi

M. Ali BİRAND
Türkiye çözüm paketini hazırlıyor