01 Şubat 2004 Pazar
 
 
 BİZE ULAŞIN | ARŞiV | KÜNYE | HABER İNDEKSİ |  SIK KULLANILANLARA EKLE |  AÇILIŞ SAYFASI YAP  
  ·  SON DAKİKA       
  ·  ANA SAYFA    
  ·  GÜNCEL         
  ·  SİYASET         
  ·  EKONOMİ         
  ·  YAZARLAR         
  ·  SPOR         
  ·  DÜNYA         
  ·  YAŞAM         
  ·  MAGAZİN         
  ·  SAĞLIK         
  ·  KADIN & MODA         
  ·  ASTROLOJİ         
  ·  OTOMOBİL         
  ·  ÇİZERLER         
  ·  BİLİM & TEKNİK         
  ·  TV'DE BUGÜN         
  ·  İŞ YAŞAMI         
  ·  OMBUDSMAN         
  ·  HAVA DURUMU         
  ·  CUMARTESİ         
  ·  PAZAR         
  ·  BUSINESS   
  ·  POPULER KÜLTÜR   
  ·  EGE   


   
Son halife Abdülmecid'in sergisine gidin

       
Musiki ve resim tarihimizde yeri olan bazı sanatçıları Osmanlı hanedanından oldukları için silemeyiz. Dolmabahçe Sarayı'nda açılan ve Halife Abdülmecid'in resimlerinden oluşan sergiyi de bu perspektifle değerlendirmeliyiz

    Fax: (0312) 427 20 64
       
    Osmanlı padişahları hanedanın geleneği gereği; adeta padişah ve şehzade hayatı sürmeseler bile geçinecekleri bir meslek edinmişlerdir. Şiir ve musiki umumiyetle düşkün olunan iki sanat dalıydı. Gerçi, Osmanoğulları içinde göze çarpan şair azdır. Musiki ise daha verimli bir alandır. Üçüncü Selim gibi Türk ve Şark musikisinin devi, İkinci Mahmud gibi kayda değer bestekarın ayarında şair yoktur. Üçüncü Selim'in yazısı pek kötüdür ama İkinci Mahmud özgün üsluplu şahane bir hattattır. Hiç umulmaz; Dördüncü Murad gibi bir adem ejderhası, 200 okkayı kaldıran bir padişah da zarif bir hatta sahiptir. Hanedan üyeleri yazıyla uğraşmayı severdi. Kuşkusuz, bütün Şark'ta güzel yazı, yani hüsnühat deyince, akla gelenlerden biri Üçüncü Ahmed'dir. İstanbul onun Topkapı Sarayı'ndaki kütüphanesini ve o kütüphanedeki hat eserlerini tanımasa bile, her Allah'ın günü Üsküdar Meydanı ve Topkapı Sarayı önündeki ünlü iki çeşmesini ve şaheser hattını seyrediyor.
    Kanuni Sultan Süleyman kuyumcuydu; hem de İtalyan sanatının örneklerini tanıyacak ve uygulayacak kadar mükemmeldi. İkinci Abdülhamid ise padişah olmayıp marangozluk ve mobilyacılığıyla kalsa dahi çok zengin olurdu. Onun tersimi yani dizaynı kadar yüksek nitelik ve yaratıcılık sergileyeni az bulunur. İstanbul Müftülüğü, Şer'iye Sicilleri arşivinde sicillerin saklandığı dolaplar onun eseridir ve bu tip özgün tarihi evrakı muhafaza edebilecek böyle yüksek nitelikte bir tersim tasavvur edilemez.
    19'uncu yüzyılda padişahların alaturka musiki yanında Avrupa musikisine de düşkünlükleri arttı. Biz tarih kitaplarında Sultan Abdülaziz'i pehlivanlarla güreş tutan, horoz dövüştüren ve bir oturuşta bir kuzuyu haklayan Şarklı bir padişah diye öğreniriz. Oysa kendisini tasvir eden ilk atlı heykeli yaptıran odur. Bu tabii hiçbir zaman bir yere monte edilemedi çünkü 16'ncı asırda, Sadrazam İbrahim Paşa'nın Sultanahmet Meydanı'na diktirdiği heykel grubunun başına gelen, belki bu heykelin de başına gelebilirdi. Zaten Sultan Abdülaziz, kısa bir süre sonra meşum darbe ile tahtından oldu ve heykel de bodrumlarda kaldı. Fakat padişahın bestelediği alafranga valslar ve şarkılar şimdilerde piyasaya çıkıyor. Sultan Abdülaziz aynı zamanda iyi ressamdı. Kendisinden sonra tahta çıkan Sultan Dördüncü Murad da bu vasıflara sahipti.
    Sultan Abdülaziz'in oğlu olan son halife Abdülmecid, ressamlığı ile bilinir; bazı resimleri ustaca ürünlerdir, bazıları öyle değildir. Nitekim, geçtiğimiz pazartesi günü Dolmabahçe'de açılan sergideki eserlerinden oğlu şehzade Ömer Faruk Efendi'nin portresi, kızı Dürrü Şehvar Sultan'ın portesinden çok daha başarılıdır. Halife atları resmetmeyi biliyor; insan figürlerinin aynı mazhariyete ulaştığı söylenemez. Ama eskizlerden anlaşılıyor ki, sebatlı bir ressamdır. Gerçi Abdülmecid'in asıl ustalığının musiki alanında olduğu açıktır. Bu yaz Arkeoloji Müzesi'nde, Emre Aracı'nın armonize ettiği ve onun bestelediği bir elegy yani "ağıt", dinleyenleri büyüledi denebilir.
    Milli Saraylar İdaresi'nin Dolmabahçe Sarayı'nda açtığı Halife Abdülmecid'in resimlerinden oluşan sergide, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç hazırdı. Halifenin torunu Neslişah Sultan sergiyi açtı. Böyle bir sergi tertiplemek, uygar ve kültürel mirasa sahip çıkan bir davranıştır. Musikimiz ve resmimizde pekala yeri olan bir grup sanatçıyı Osmanlı hanedanından oldukları için silemeyiz. Sanatçı sanatçıdır. Şehzadeler ve padişahlar da iyi sanatçıysalar, ulusal kültürü inşa edenlerdendir. Ben bu sergiyi böyle değerlendiriyorum.
   
   





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Ülkü Tamer