|
|


Kapitalizm de evlatlarını yer
Yukarıdan aşağıya uzandı
Cem Uzan toplumun önünde patron edasıyla durdu. Patronluğu 'Devlet'e taslayınca, devletin mağduru oldu
Tanıl Bora
Ekonomik kudretiyle, saldırgan üslûbuyla ve her yerde konuşulan yolsuzluk iddialarına rağmen asla kendisine ilişilememesiyle, 1980 sonrası Türkiyesi'ne hâkim olan 'vahşi kapitalizm'in simgelerinden biriydi Uzan Grubu. Yıllardır 'ertelenen' soruşturmaların açılmasıyla, artık, kriminal bir konu haline geldi. Ancak Grubun genç patronu Cem Uzan, elinde kalan tek koz olan siyasî kepiyle, iddiasını sürdürüyor. Uzan'ın Genç Parti'si (GP), önümüzdeki yerel seçimlerde, 'yerleşik' partilerin ürktüğü bir rakip görünümünde hâlâ.
'Lider partisi' kategorisinin ötesinde, bir partileşmiş kişi vakasıyla karşı karşıyayız. Kişi imgesinin, politik tavrı ve sözü ikame eder hale gelmesinin ulaştığı bir zirve, Cem Uzan. Popstarlara gösterilen türden bir ilgiye talip oldu o. Düzenlediği mitingler, pop-starlara mahsus ilginin eğlence endüstrisince kurgulanmış mekanizmasını tetiklemek üzere tasarlanmıştı. Cem Uzan, 'emekli-dul-ve-yetimlerin umudu' olmak yanında, 'genç kızların düşlerini süsleyen beyaz atlı yakışıklı prens' olarak da sahneye kondu. Şimdiyse, sanki Popstar yarışmasından zalimce elenirken halkın gönlünü kazanmış bir şarkıcı adayı gibi, mağdur ve mahzun çehresiyle gösterimde.
Pop-siyasetin ilkbaharı
Uzan'ın 2002 yazında Uzan Şirketler Grubu'nun 46. kuruluş yıldönümü vesilesiyle başlattığı ve GP'de aynen sürdürdüğü gösteri düzeni, bir pop - star mizanseniydi. İsminin anons edilmesiyle Dağ Başını Duman Almış marşı çalmaya başlıyor; Cem Uzan, bir genç-dinamiklik imajı halinde kolunu geniş geniş sallayarak ahaliyi selâmlıyordu. Sonra, yüzünde muzaffer bir gülümsemeyle,-elbette 'güvenliği alınmış' olarak -uzun bir insan koridorunun ortasından kürsüye seğirtiyordu. İnsanlar ellerini uzatıyorlar, Cem Uzan o ellere vura vura ilerliyordu. Konuşmasından sonra da aynı kitlesel 'el çakışma' âyini ile geri dönüyordu.
Kravatsız-ceketsizliğiyle halka yakın, ama aynı zamanda yakası stilize bir şekilde kaykılmış gömleğinin-markalı!-beyazlığıyla öncü ve elitti. Kürsüye gelip giderken yaptırılan 'halk banyosu' mizanseni, Cem Uzan'ın 'sahnesinin' kalıcı bir unsuru oldu. Nitekim geçtiğimiz günlerde de televizyonunun, villasının önünde 'ona umut bağlayanlarla' birlikte hep bu mizansenle göründü. .'Kahraman'ın halka yakınlığını temsil eden sahnelerdi bunlar. Ayrıca ona hayranlıkla, 'çare' umuduyla el uzatan insan manzaraları da başlıbaşına kahramanlaştırıcı bir dinamiği harekete geçiriyordu.
Cem Uzan'ın söyleminin bir başka özelliği, 'Türklük' ve 'Müslümanlığın', durup dururken ve sık sık peydah olması. Pek önü arkası yok bu millî-manevî çıkışların; sadece 'kitle'nin bir efelenme duygusu yaşamasına hizmet ediyor. Uzan'ın bu milliyetçi popülizminin püf noktası, 'yabancı sultası'na karşı harp açmış bir ağızla konuşması. Türkiye'nin ekonomik ve politik olarak 'işgal altında' bulunduğunu söylüyor, bir çeşit millî direniş çağrısı yapıyor. Böylelikle şirketlerinin davasını (özellikle 'Türk' Telsim'le 'Amerikan' Motorola'nın ihtilâfını) millî dava kılığına sokmuş da oluyor. Öte yandan bu ağız, IMF karşıtlığı boyutuyla, onun 'garibandan yana' olarak takdim edilmesine imkân sağlıyor. Gerçi Uzan meselenin yoksulluğu ve gelir adaletsizliğini derinleştiren 'sosyal sorun' veçhesiyle pek ilgili değil. O, esasen bir millî gurur meselesi olarak işliyor bu temayı: "Türk milletinin başka milletlere avuç açmasına, Türkiyesi'ni seven hiçbir Türk vatandaşı tahammül edemez. (...) Çünkü bu durum, ne İslamiyet'e yakışıyor, ne de Türklüğe yakışıyor."
Böylece Cem Uzan, sistemli olarak pop-milliyetçi seçmen potansiyeline 'oynamaktaydı'. 1990'ların ortalarında anti-PKK gösterilerle, 1990'ların sonundan itibaren daha çok 10. Yıl Marşlı 28 Şubat sosyal ortamıyla serpiltilen bir potansiyel bu. Ayrıca millî maçlar, Eurovision başarısı, Cumhuriyetin millî günleri gibi vesilelerle hep canlı tutulan bir potansiyel. Uzan'ın söylemi, bu potansiyelin eğilimlerine, yatkınlıklarına fevkalâde uygun.
Mağrurdu, mağdur oldu
Cem Uzan, şu son olanlara kadar, çıplak bir güç imgesi idi. Bu imge onun 'işadamı' kimliğiyle doğrudan ilintiliydi. Ayyûka çıkan yolsuzluk iddialarına rağmen Uzanlar'ın yıllarca 'dokunulmaz' kalması da onun 'güçlü adam' imajını pekiştirmişti. Kürsüye çıktığında "Nasılsınız, iyi misiniz?" diye soruşu azarlamaya benziyordu. Patron edâsıyla 'duruyordu', 'personeline' hitap eden bir buyurgan ton sinmişti sesine. 'Aşağıdakiler' açısından, asla içlerinden biri değil ama 'her şeye gücü yetebilecek' bir baba-patron; tahsilli genç şehirliler ve 'yükselme hırsı' olan birçokları için, bir idoldü.
'Devletin' üzerlerine varması, bu imajı bozdu. Cem Uzan şimdi bunu bir mağduriyet imajıyla telâfi etmeye yöneliyor. Fakat üslûbunu daha saldırganlaştırmaktan geri kalmadan yapıyor bunu. Mağduriyeti, 'yukarıdakiler'e, 'yönetenler'e dönük bir intikam silâhına dönüştürmeye çalışıyor. (Başka bir yönden, başka bir mahalleden... Ama sanki 'Tayyip'in geri gelişi gibi!)
Cem Uzan, şimdilerde, şirketlerine yönelik soruşturmaları, 'laik sermayeyi' tasfiyeye yönelik bir operasyonun adımı olarak deşifre ediyor. Böylece, AKP'den politik veya kültürel sebeplerle rahatsız olan herkese pas atıyor. Politikayla ilişkisini sloganlar, kampanyalar, imajlar ve kâh milliyetçi kâh laisist hamâset üzerinden kuran bir oyveren kitlesi nezdinde pekâlâ etkili bir mesaj olabilir bu. Ya da; ne kadar olabilir, göreceğiz...
POPULER KÜLTÜR

Yukarıdan aşağıya uzandı
Yurttan insanlar korosu
Beynin 'pop!' ettiği nokta
Neden sevişirken Ahmet Kaya dinleriz?
Anlatılan senin hikâyendir!
Ezan sesine Dudu şarkısı karışıyor
Kadında Ney Çalar İLahi Söyler
'Gecekondu kenti kendine benzetti'
Toplumsal örgütlenme biçimleri
POPUN YARIM ASRI / 1971
Geçen hafta seçilenler
Kampanya aşkları
|
|
|