Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Mayıs 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
650 bin dolar bulunamadı, filmin özel gösterimi kaçtı

Troy (Truva) filminin çekimleri Malta, Meksika ve İngiltere'de gerçekleştirildi. İlk gösterimi Berlin'de yapıldı. Filme konu olay, ünlü Truva Savaşı, Türkiye'de (Çanakkale'deki antik Truva kentinde) geçtiği halde, Türkiye, hiçbir aşamada projenin içinde olamadı. Turizm Bakanlığı'nın başvuruları sonuçsuz kaldı. Çanakkale Belediyesi 'özel gösterim' teklifi yaptı ancak yapımcı şirket Warner Bross'un istediği 650 bin dolar bulunamadı. Truva filmi Türkiye'de çekilseydi, yıllar süren çekimler sırasında, filmle ilgili yapılan yüzlerce haberle Türkiye dünya basınında konu olacaktı. Gerçek mekân görüntüleri dünya sinema seyircisinin Truva'ya ilgisini artıracaktı. Yüzüklerin Efendisi filmi de, çekimlerin yapıldığı Yeni Zelanda'yı dünyanın gündemine taşımıştı

EYLEM TÜRK

Öykü, bir düğün töreninde başlar. Düğünün tarafları tanrılar ve tanrıçalardır. Düzenlenen şölene bir tek kavga ve fesatlık tanrıçası Eris davetli değildir. Buna çok bozulan Eris, üzerinde 'en güzele' yazan, altından bir elma hazırlar ve düğünün ortasına atıverir. Ortam gerilir. Serde kadınlık vardır ve tabii kendisinin 'en güzel' olduğunu düşünen bütün tanrıçalar bu elmaya sahip olmak ister. Açık bir anlaşmazlıktır bu. Devreye Zeus girer.
Elmaya sahip olacak tanrıçayı İda Dağı'nda yaşayan çoban prens Paris'in seçmesine karar verir.

Paris, aşkı seçince...
Paris'in seçimi oldukça zordur. Çünkü karşısında Gök Tanrıçası Hera, Zekâ Tanrıçası Athena ve Aşk Tanrıçası Afrodit vardır. Tanrıçalar Paris'e açıkça 'rüşvet' önerirler. Hera, Paris'e Asya ve Avrupa'nın en güçlü krallığını vaat eder; Athena, eğer elmayı kendisine verirse dünyanın en zeki kralı olacağını söyler. Afrodit'in teklifi 'dünyanın en güzel kadınının aşkı'dır. Paris, kalbinin sesini dinler ve Afrodit'in teklifini kabul eder.
Elmayı alan Afrodit, verdiği sözü tutmak için Paris'in yolunu dönemin güçlü şehri Sparta'ya düşürür. Çünkü Sparta kralı Menelaos'un karısı Helen, o dönem 'dünyanın en güzel kadını'dır. Ve aralarında büyük bir aşk başlar. Bu aşkın sonucu olarak da Paris, Helen'i, babasının krallığı olan Truva'ya kaçırır.
Olacakları kestirmek güç değildir, Menelos, Truva'ya savaş açmakta duraksamaz.

10 yıl süren savaş
Savaşın koptuğu yer, büyük ve yıkılmaz görünen Truva kentinin bulunduğu topraklardır. Yani 10 yıl süren ve belki de Anadolu'nun o güne kadar gördüğü bu en büyük ve en uzun süreli savaş, bugün Çanakkele il sınırları içinde bulunan tarihi Truva kentinde oldu. Ünlü ozan Homeros'un 'İlyada / Odesseia'sında destanlaştırılan bu savaşı anlatan Warner Bross yapımı dev bütçeli Troy (Truva) filmi, olayın gerçek mekânı ile adından başka bir ilişki kurmadı.
Başka bir ifade ile Paris Helen'i Truva'ya kaçırdı, savaş Truva'da oldu ve ozan Homeros destanında Truva'daki savaşı anlattı. Ama yapımcı şirket Troy filminin çekimleri için Malta, Meksika ve İngiltere'ye seçti. Dahası, prömiyeri (ilk gösterimi) de bugün hâlâ her yıl yüzbinlerce turistin akın akın gittiği Truva kentinde veya Anadolu'da değil, filmle hiçbir ilgisi bulunmayan Berlin'de yapıldı.

Girişimler sonuçsuz kaldı
Truva'nın Türkiye'de bulunması nedeni ile Troy filmi projesine başından beri ilgi gösteren Turizm Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ile Çanakkale Belediyesi'nin bütün girişimleri sonuçsuz kaldı. Projenin başında önce Çanakkale Belediyesi, ardından Dışişleri Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı devreye girdi.
Çekimlerin Türkiye'de yapılması teklif edildi. Warner Bross bu teklifi reddetti. Bu olmayınca, filmin galasının Truva'da düzenlenmesi teklifi götürüldü. Bu da olmayınca şirketten 'özel gösterim' istendi. Çanakkaleliler'in bu teklifi karşılığında 650 bin dolar istendi. Çanakkaleli bu kaynağı bulamadı, Anadolu (ve Çanakkale) tarihinin önemli bir parçasını anlatan bu filmin hiçbir karesinde ne Türkiye, ne tarihi Truva kenti görünmedi.

'Yapımcılar tercih etmedi'
Eğer Troy filmi Türkiye'de (Truva'da) çekilseydi, yıllar süren çekimler sırasında, filmle ilgili yapılan belki yüzlerce haber aracılığı ile Türkiye dünya basınında konu olacak, tanıtım ve turizm açısından önemli bir olanak değerlendirilecekti. Aynı şekilde, gerçek mekân görüntüleri ile aynı zamanda turizm tüketicisi olan dünya sinema seyircisinin Truva'ya ilgisi canlanacaktı.
Film çekimi sırasında ekip Türkiye'de konaklayacak, bölgenin turizm gelirlerine katkısı olacaktı. Bilindiği gibi bu tür filmler çekildiği ülkelerin tanıtımına büyük katkı yaptıkları gibi, önemli gelir de bırakıyorlar. Troy filmi çekimlerinin bir bölümünün yapıldığı Meksika'ya da 25 milyon dolar turizm geliri sağlayacağı belirtiliyor.
Turizm Bakanlığı da işte bu nedenle girişimlerde bulunmuştu. Bakan Erkan Mumcu, "Başından itibaren, yani benim bakanlığım öncesinde de bu filmin Türkiye'de çekilmesi konusunda konsolosluklarımız aracılığıyla girişimlerde bulunulmuş. Ancak yapımcılar çeşitli nedenlerle bunu tercih etmemiş" diyor.

Reklam filmi gösterilecek
Filmin bölge turizmine dolaylı ve cüzi bir etki sağlayacağı görüşünde olan Bakan Mumcu, reklam filmleriyle tanıtımı desteklemeyi amaçladıklarını anlatıyor:
"Tek yaptığımız şey sinema öncesi reklamlar vermek. Yani Truva ile ilgili detayların bulunduğu tanıtım filmlerini devre soktuk. Bu filmleri Troy filminin gösterildiği salonlarda yayınlıyoruz. Tanıtımımızda Truva uygarlığının kaynağının Türkiye olduğunu anlatıyoruz. Bu adresi anlatıyoruz insanlara. Son derece de ekonomik. Birçok ülkede 5 bin salonda yayınlanıyor. Bu sayede filmi izleyenlerin zihinlerinde bir Türkiye imajı yaratılacak."

'Altyapınız eksik'
Bakan Mumcu'nun sözünü ettiği 'film öncesi reklam' girişiminin, kaybedileni ne kadar onaracağı bilinmez ama yine de önemli olduğu kesin. Çünkü filmi izleyecek milyonlarca yabancıya "Truva'nın Türkiye'de olduğunu' hatırlatmak, hatta duyurmak gerektiği, filmde ölümsüz kahraman Aşil'i canlandıran Brad Pitt'le yapılan bir röportajdan da anlaşılıyor. Brad Pitt, Hürriyet'ten Doğan Uluç'la yaptığı röportajda, Uluç'a, "Troy Karadeniz'e yakın değil mi?' diye soruyor. Anaşılıyor ki baş oyuncu bile Truva'nın yerini tam olarak bilmiyor.
Bir konu daha var; filmin yönetmeni Wolfgang Peterson, geçtiğimiz hafta bir açıklama yaparak, 'politik istikrarsızlık' nedeniyle filmi Türkiye'de çekmediklerini belirtmiş "Ayrıca Türkiye'nin lojistik ve altyapı eksikliği Malta ve Meksika'yı seçmemize neden oldu" demişti. Bu tam olarak geçerli bir açıklama gibi görünmese de Türkiye'de böyle büyük yapımlar için yeterli film platolarının bulunmadığı da bir gerçek.
Bugüne kadar kazıları yabancı ekipler tarafından yapılan Truva'nın buluntularının önemli bir kısmı da yurtdışında sergileniyor. Hollywood, kentin tarihini beyaz perdeye Malta ve Meksika'daki çekimlerle aktarırken, bize de 'vay be ne prodüksiyon' demek kalıyor.

5 bin sinemada Truva reklamı yapılacak

Filmin çekimleri ve galasının Türkiye'de yapılması için uzun süredir girişimlerde bulunan Kültür ve Turizm Bakanlığı, Troy filminin gösterildiği dünyadaki 5 bin sinema salonunda tanıtım filmleri oynatacak. Bakan Erkan Mumcu, tanıtım filmlerinin mesajının ise "Troia uygarlığının kaynağı Türkiye'dir" olacağını söylüyor:

Kültür ve Turizm Bakanlığı fimin Türkiye'de çekilmesi için ne gibi girişimlerde bulundu?
Benim bakanlığım öncesinde de bu filmin Türkiye'de çekilmesi konusunda girişimlerde bulunulmuş. Konsolosluklarımız, büyükelçiliklerimiz devreye sokulmuş. Ancak yapımcılar çeşitli nedenlerle bunu tercih etmemiş. Bir değil, birçok faktör var. Mesela oyuncularla yapılan kontratlar etkili oluyor, çeşitli zaman ve uçuş planları etkili oluyor. Malta'da başlayıp Meksika'da bitirmişler. Sonunda Malta'dan da hoşnut olmamışlar. Proje bizim projemiz değil ve hiçbir yerinde dahil olmadığımız için ne yapabiliriz? Adamlar para harcayıp film yapıyorlar. Çok sayısız girişimde bulunduk. Galasına kadar. Galanın Türkiye'de yapılması koşuluyla sponsorluk teklif ettik. Yapılmadık hiçbir şey kalmamış. Ancak sonuç alınamamış. Bunun arkasında bizim dışımızda nedenler var.
Daha önce Time Dergisi, Türkiye'yi kapak yaptığında da başıma geldi. Niye kapağa şunu koymuş da bunu koymamış.
Sanki ben Türkiye'de 2 bin 500 basan herhangi bir derginin kapağının ne olacağına karar verebilirmişim gibi, böyle tuhaf şeyler geldi. Bizi sorumlu tuttular. Şimdi de aynı şey başımıza gelecek diye korkuyorum. Onun için baştan söylüyorum. Bu bir sivil süreç. Piyasa süreci. Adamlar bütün girişim ve davetlerimize rağmen başka bir bölgeyi seçmişler ne yapalım. Galayı biz yapalım demişiz, sponsoru olalım demişiz. Ona da hayır demişler. Çünkü adamların kendi pr (tanıtım) mantıklarında başka bir şey var.
Paris'i Cannes'ı tercih ediyor çünkü tanıtım ilgisinin odağında olacağını görüyor. Orada çok daha yaygın kitle ilgisine ulaşacağını düşünüyor. İstanbul'da basın toplantısı yapmakla Kütahya'da yapmak aynı şey mi? En geniş pr etkinliğini orada görüyorlar. Bir de bütün oyuncularını getiremiyor mesela. Anlaşma çerçevesinde her oyuncusunu getiremiyor. Nereye gidecekleri nereye gitmeyecekleri ne kadar kalacakları ne zaman gidecekleri, hangi imkânları kullanacakları kontratlarında belirlenmiş.
Türkiye'deki gibi sinema oyuncularının cefakarca her çileye katlandıkları bir dünya değil ki orası.
Bizim tek yaptığımız şey şudur: İçinde Truva ile ilgili detaylarının bulunduğu reklam filmlerini filmin gösterildiği salonlarda gösteriyoruz.

Filmde ne tür mesajlar veriliyor?
Truva uygarlığının kaynağının Türkiye olduğunu anlatıyoruz. Bu adresi anlatıyoruz insanlara. Sinema öncesi reklamlar bunlar. Son derece de ekonomik. Birçok ülkede 5 bin salonda yayınlanıyor. Filmi izleyenlerin zihinlerinde bir Türkiye imajı yaratacak. Bu doğrudan müşteri olmaları, turist olmaları için gerekli olan bir şey değil ancak dünyada insanlar üzerinde Türkiye imgesi yaratıyorsunuz. Bu bakımdan değerli.

Peki bölgesel turizmi canlandıracağı söyleniyor?
Hayır, turizm gelirlerine doğrudan bir etkisi olmaz. Dolaylı etkisi son derece küçük olur. Bu Türkiye algısına ilişkin bir şey. Türkiye uygarlıkların beşiği olan bir ülkedir imajının yerleşmesine katkıda bulunacak bir şeydir. Türkiye iletişimiyle ilgili bir şeydir. Türkiye'nin pazarlanmasıyla ilgili bir sonuç hesap edilebilir bir ölçek de yaratmaz. 2000 yılında da inanç turizmin patlayacağını, sadece Türkiye'ye 15 milyon turist bekleneceği söyleniyordu. Halbuki tarihin hiçbir devresinde inanç motivasyonuyla yapılan seyahatlerin bir yıl içindeki toplamı Müslümanlar'ın Haccı da dahil olmak üzere 10 milyon rakamına ulaşmadı.

Film bilinilirliği artırmayacak mı?
Hem kültür seyahatlerini yapanlar 50 yaş üstü yüksek tahsilli insanlar. Bu insanlar zaten Truva'yı biliyorlar. Bir filmin onları etkilemesinden önce etkileyecek çok faktör var. Bakanlık olarak zaten bu mecralarda bulunuyoruz. Mumya faslı bitti, Truva faslı başladı. Üç yıl, mumya filmi Mısır'a turist çekti efsanesi dinledik, iki sene de Truva dinleriz.

Truva'da kurulacak müzeyle ilgili son durum ne?
Hazırlıklarını sürdürüyoruz ve bunu dünyanın en ünlü mimarlarından birine yaptırmayı hedefliyoruz.
Truva'da dünya çapında bir müze yapacağız. Eserin kendisini görülecek bir şey olarak dizayn edip, dünyanın dikkatinin odağına koymak istiyoruz. Müzeye başka ülkelerde var olan Truva koleksiyonlarını, mülkiyetleri kendilerinde kalmak üzere bu müzede sergilenmesi konusunda girişimlerde bulunuyoruz ve sıcak mesajlar alıyoruz. Özellikle Hoffman bu konuda girişimlerde bulunuyor . Bu yıl tasarım süreci başlayacak. Proje teslim edildikten sonra iki yıl içinde bitirmeyi hedefliyoruz. Dünyadaki müzelerle yarışacak. Böyle bir projenin katacağının yanında Troy filmi şöyleydi böyleydi tartışmasından elde edilecek fayda neredeyse sıfır.

Dikkatimi çeken bir başka konu da filmdeki at ile Truva'da bulunan at arasında pek bir benzerlik olmayışı...
Filmdeki at bir çok kişiye Truva atı imgesini değiştirecek ve yerleştirecek. Ama sorun değil. Truva bizde. Burada. Müzenin altlığı da olacak. Bütün dünyada Truva duyarlılığı yapacak. Biz bunun üzerine müzenin tanıtımını bütün dünyada çok iyi yaparsak filmin yarattığı tanıtım ve ilgi Türkiye'ye kanalize olur. Bu nedenle panik yapmamak lazım.

Truvalılar'ı tanrıların hediyesi sanılan 'tahta at' hilesiyle yendiler

Çanakkale sınırları içinde yer alan Truva (Troia) antik şehri, savaşın geçtiği dönemde bölgenin, özellikle de Çanakkale Boğazı'nın kontrolünü elinde tutan çok güçlü bir şehir olarak biliniyor. Tarihçiler ve arkeologlar savaşın gerçek nedeninin bölgenin kontrolünü ele geçirmek olduğunu söylüyorlar. Savaşın hikâyesi ise şöyle:
Truva Kralı Priamos'un oğlu Paris, Sparta kralı Menelaos'un karısı Helen'e aşık olur ve ülkesine kaçırır. Menelaos bunun üzerine Truva'ya savaş açar. Ağabeyi Aka Kralı Agamemnon ve diğer kralları da savaşa davet eder.
100 bin kişilik bir orduyla Truva sahiline gelen Akalar ile Spartalılar Anadolu halklarının desteğini alan Truvalılarla savaşmaya başlar.
Savaş 10 yıl sürer. Akalar, Truvalılar'ı yenemeyeceklerini anlayıp savaş hilesine başvururlar. Tahtadan bir at hazırlayıp içine askerler yerleştirirler. Gece Aka ordusu geri çekilir gibi yaparak bir koyda saklanır. Sabah olunca Akalar'ın gittiğini sanan ve ortada sadece bir tahta at gören Truvalılar, bu atın tanrıların hediyesi olduğuna inanır, atı surlardan içeri alırlar. Gece olunca da attan çıkan Aka askerleri, şehrin kapılarını dışarda gizlenen askerlere açarlar ve Truva'yı yakıp yıkarlar. Ozan Homeros, İlyada ve Odesseia isimli destanında bu savaşı bütün ayrıntıları ile anlattı.

Çekildikleri ülkeye kazandırıyorlar

Büyük ilgi uyandıran filmler, çekimlerinin yapıldığı bölgeyi de ilgi odağı haline getiriyor. Bölgenin bilinilirliğini artırırken çekim ekibinin konaklama ve harcamaları bölge ekonomisine katkıda bulunuyor.
Örneğin son yıllarda sinema tarihinin en büyük prodüksiyonlarından birisi olan Yüzüklerin Efendisi filmi, çekimlerinin gerçekleştirildiği Yeni Zelanda'yı dünyanın en gözde turistik destinasyonlardan biri haline getirmişti. Uluslararası turizm acentaları, Yeni Zelanda ve filmin çekildiği platolara özel turlar düzenlemiş, Wellington kentinde filmde kullanılan dekor ve aksesvuarların sergilendiği bir müze bile kurulmuştu.
Öte yandan yaklaşık 300 milyon dolara malolan serinin üçüncü filmi 'Kralın Dönüşü'nün prömiyeri geçtiğimiz yıl, Wellington kentinde düzenlenmiş, galaya dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen fanatik seyircilerle birlikte toplam 125 bin kişi katılmıştı. Gala, 80'e yakın TV'den naklen yayınlanmıştı.
Tüm bunlarla birlikte Troy filminin getirilerini de es geçmemek gerek. Filmin sadece 2 bin figüranın kullanıldığı Meksika'ya 25 milyon dolar kazandırdığı iddia edilirken set ekibi için 400 otel odası tutulduğu söyleniyor.

150 yıldır kazı yapılıyor

Çanakkale'nin Menderes Ovası'nın güney doğusunda Boğaz'ın Ege'ye açılmasından önce daraldığı kesimde, Hisarlık Mevkii'nde bulunan Truva, Anadolu'da yapılan ilk kazılardan birisi.
Bölgedeki kazılar 1868 yılında Alman araştırmacı Heinrich Schliemann tarafından başlar. Schliemann Hisarlık bölgesinde bir hazine bulur ve bulduğu hazineyi kaçırdıktan sonra kazmış olduğu yerin "Truva Kenti", hazinenin de Truva'nın efsanevi kralı Priamus'a ait olduğunu anlatır. Schliemann, hazinelerinin bir bölümünü beraberinde Berlin'e kaçırır.
Schliemann'dan sonra kazıları, 1890'da Alman Arkeoloji Okulu'nun Müdürü Wilhelm Dörpfeld yürütür. 1932'de ise kazılara ABD'li arkeolog Carl Blegen başkanlığında yeniden başlanır. 1938'de bölge kazılara kapatılır.
Elli yıl aradan sonra yani 1988'de Tübingen Üniversitesi'nden Prof. Dr. Manfred Korfmann başkanlığında kazılara yeniden başlanır. Kazılar farklı ülkelerden çok sayıda arkeoloğun da katılımıyla bugün de sürüyor.
Türkiye'de yabancı kazı ekiplerinin gerçekte bir geleneği devam ettirdiğini söyleyen İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Şevket Dönmez, "Bugünkü kazılar da daha çok Alman, İngiliz, Fransız ve Hollanda Arkeoloji Enstitüleri gibi kurumların yardımlarıyla yürütülüyor" diyor.
Yabancı ekiplerin kazılarda finasman sorunu yaşamadığını söyleyen Dönmez, "Oysa ki Türk ekipler büyük bir finansman sorunu yaşıyorlar. Kaynak bulabildikleri en önemli mecra üniversitelerin araştırma fonları" diyor. Dönmez şöyle devam ediyor:
"Günümüzde bir Protohistorik Çağ kazısının iki aylık gideri 100 milyar lirayı buluyor. Ancak Türk ekipler bunun neredeyse beşte birini alabiliyorlar. Bazıları daha da az. Eğer kazılan yer bir antik kent ise bu para 150 - 200 milyarı buluyor. Ayrıca kazı giderleri yaz aylarında kazılarda harcanan para ile sınırlı değil. Bu kazılarda çıkan kalıntıların mutlak tarihlendirme yöntemlerinin yapılması gerekiyor. Bunlar da çoğunlukla yurtdışında yapılabiliyor. Örneğin C 14 (Karbon 14) tarihlemesinin maliyeti yaklaşık 4 - 5 bin dolar arasında. Ayrıca yol giderleri ve kırtasiye masrafları da var. Çoğu kazı başkanı bunları cebinden karşılıyor."
Yabancı ekiplerin hemen hemen hepsinin çok faydalı işler yaptığını söyleyen Dönmez, "Örneğin Troya'da, Boğazköy'de, Gordion'da, Ephesos'ta, Miletos'ta çok başarılı kazı ve restorasyon çalışmaları gerçekleştiriyorlar. Ancak bazıları ise maalesef hiçbir şey yapmıyorlar. Yozgat'ın Sorgun ilçesi yakınlarında Kerkenes Dağ adıyla bilinen bir Demir Çağ dağ kentinde çalışan Geoffrey Summers adındaki bir arkeolog yıllardır Türkiye'den bulduğu paralarla yani bizim paralarımızla kazılar yapıyor. Ancak ortada ne yazık ki arkeolojik doğrular adına hiçbir şey çıkmıyor. Üstelik buradan çıkan Anadolu Demir Çağı kültürünü de İran kültürü olarak lanse ediyor" diyor.
Dönmez, Troy filmi ile ilgili olarak da çekimlerin ören yeri dışındaki bölgelerde gerçektirilebileceğini böylece bölge coğrafyasını atmosferinin yansıtılabileceğini söylüyor. Öte yandan Manfred Korfmann liderliğinde yürütülen Truva kazılarında görev alan Arkeolog Rüstem Aslan ise yapılacak çekimlerin ören yerine zarar verebileceğini söylüyor.

'Fatih, intikamlarını aldım dedi'

Truva kazılarının sponsor şirketi Siemens'in Yönetim Kurulu Başkanı Zafer İncecik, Truva'nın Avrupa ve Anadolu kültürlerinin kesişim noktası olduğunu belirtiyor. İncecik'in Truva ve kazılarla ilgili görüşleri şöyle:
"Burası Batı'nın kültür temellerinin bir uzantısı olarak büyük önem taşıyor. Roma İmparatorları'nın aile köklerini dayandırdığı, yine Almanya'da 10'un üzerinde kentin köklerini Troia'dan gelen ailelere dayandırdığı nitelikte bir yer. Bir de mitolojideki önemi çok büyük. Dolayısıyla batı kültürünün temellerinde ciddi bir etkisi var. Diğer taraftan bir başka gerçek Anadolu kültürünün de bir parçası olduğu. Anadolu kültürünün mirasçıları olduğumuza göre bizim de kültürümüzün temellerinde Troia yer alıyor. Hatta Fatih Sultan Mehmet, bu coğrafyayı fethettiğinde, Troialılar'ın intikamını aldığını iddia edecek kadar kendini bu kültürün bir parçası olarak görüyor.
Troia, UNESCO tarafından da Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilmiş bir antik kent. Siemens, kurumsal sosyal sorumluluğu çerçevesinde, bu denli tarihi öneme sahip antik Troia kentinin, şimdiki ve gelecek kuşaklarla buluşmasını hedefliyor. Yine 45 yılın üzerinde bir zamandır Türkiye'de yerleşik bir firma olarak, ülkemizin zengin kültürel mirasına sahip çıkmak hedeflerimiz arasında yer alıyor.
Film endüstrisinin ekonomisiyle ilgili kendi gerçekleri ve kuralları var. Siemens olarak bize oldukça uzak bu konuda yorum yapmak doğru olmaz. Bu nokta filmin nerede çekildiğinden ziyade, içeriğini ve Troia'nın tanıtımına yapacağı katkıyı, bundan nasıl daha fazla yararlanabilirizi düşünmek ve bilinç sağlayarak sürdürülebilir bir tanıtımı nasıl gerçekleştireceğimizi bulmak daha doğru olacaktır."

'Warner Bross ile temasa geçtik ama kabul etmediler'

Troy filminin Türkiye'de çekilmesiyle ilgili olarak uzun süredir lobi faaliyeti yürüten Çanakkale Belediyesi bu amaçla Eylül 2003'te Warner Bross ile temasa geçti.
ABD'deki konsolosluk ve büyükelçilik aracığılıyla çeşitli yazışmalarda da bulunuldu. Ancak tüm girişimlerinin yanıtsız kaldığını söyleyen Çanakkale Belediyesi Halkla İlişkiler Müdürü Tunca Yüğnük, "Warner Bross'un yetkilileriyle iletişime geçtik. Konu şirketin yönetim kurulunda konuşuldu ancak bize Cannes ve Berlin'e söz verdiklerini söylediler. Ayrıca Brad Pitt ve diğer oyuncuların başka film projeleri olduğu için bu işin gerçekleşemeyeceğini söylediler" diyor.
Şirkete son olarak ören yerinde özel gösterim yapmalarını teklif ettiklerini anlatan Yüğnük, "Özel gösterim için bizden 650 bin dolar istediler. Çanakkale olarak bu rakamı karşılayamazdık" diyor.
Lobi faaliyetine destek veren Çanakkale International Center'ın Başkanı Hanifi Araz da, çekimlerin Türkiye'de olmamasına rağmen filmin turizme olumlu yönde etkisi olacağını söylüyor. Bu amaçla kültürel etkinlikler düzenleyeceklerini anlatan Araz, "Herkese büyük görev düşüyor. Truva'yı daha iyi tanıtmak için turlar uzatılabilir. Filmin yaratacağını umduğumuz etkiye karşı hazırlanıyoruz. Film nedeniyle Çanakkale'de büyük bir heyecan yaşanıyor" diyor.

Çarıkla yetindik

Türkiye'nin Troy filmiyle tek ilgisi Maraş'ın Bakırcılar Çarşısı'nda faaliyet gösteren 'Dedem Çarıkları'adlı dükkânla oldu.
Dükkânın sahibi Hüseyin Kopar, Troy filmi için de çarık tasarlamış. Dedem Çarıkları, başrollerinde Brad Pitt'in yer aldığı bu film için 360 adet mavi renkte kelik tasarlamış.

Filmin künyesi

Çekimleri 2003 yılının ilkbaharında başlayan filmin 250 milyon dolara malolduğu belirtiliyor.
Helen'in Truva halkıyla ilk kez tanıştığı sahne için bin 200 figürandan oluşan atlı muhafız birliği ve kostümleri hazırlandı.
Truva şehrinin dış mekanları 10 dönümlük bir arazi üzerinde inşa edildi. Bunun için 500'ün üzerinde Maltalı işçi tutuldu, 200 İngiliz inşaat ustası da Malta'ya getirildi. Malta'daki set için 20 milyon dolar harcandı. Set ekibi için 400 otel odasının tutulduğu ifade ediliyor.
Filmin Meksika'daki çekimleri için de Mexico City'den 280 kişi işe alındı. 80 usta Truva'nın dış duvarlarını yeniden inşa etti. Yapımın tamamlanması dört ay sürdü. Los Cobos kentinde çekilen savaş sahnelerinde 2 bine yakın figüran kullanıldı. Filmle ilgili dış basında ise Meksika'ya 25 milyon dolar kazandıracağı iddia edildi.

BUSINESS
 650 bin dolar bulunamadı, filmin özel gösterimi kaçtı
 Editörden
 'Tansiyona, iktidarsızlığa iyi gelir, stresi alır...'
 Çıkanlarda da düşenlerde de
 Erkekler 'yeni bir araba'yla kurtarabiliyor, kadınlar bunalımda
 Kefir, tam bir hayat iksiri ama hiç kimse bilmiyor
 Erdoğan da, Baykal da Türkiye'nin IMF'ye olan borcunu tam bilmiyor
 Emlak Vergisi birinci taksidi ay sonuna kadar ödenecek
 Türkler kalabalık düğün seviyor Koza 100 milyon davetiye satıyor
 Monte Carlo'nun 'Damat'ına 30 ülkeden rakip var
 Sosyalizmin başkentiydi, kapitalizmin başkenti oluyor
 'Döngü'
 AB'ye üyelik Çek hayat kadınlarını işsiz bıraktı
 Bufalonun nesli yine tehlikede
 Hintliler İngilizce'yi 'aksanlı' konuşunca, Türkiye'nin şansı açıldı
 Tasarımda şeffaflık zamanı




© 2004 Milliyet