Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Ekim 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yapılanı yıkmak yeterli mi?

Birçok mahallenin artık yaşanmaz ve girilmez mıntıkalar haline dönüşmesini engellemenin yolu yapılanı yıkmamaktan değil, göz açtırmaz bir biçimde imar düzenini sağlamaktan geçer. Kanunu tatbik etmek İstanbul'un kurtulması için tek yoldur

Fax: (0312) 427 20 64

Bizim şehirciliğimize musallat olan sloganların başında "Yapılan artık yıkılmaz, bundan sonrasına dikkat etmeli" yavesi gelir. Mesela Gümüşsuyu'nda Park Otel'in yerinde yükselen yerin üst katları tıraşlanırken veya Dolmabahçe'yi gölgeleyen Gökkafes'in yıkımı tartışmalarında bu slogan gene yükseldi. Oysa bunlar kötü örnek olarak başka girişimlere öncülük ediyor ve cüretkarlık için bir başlangıç teşkil ediyor. Aslında milli bütçeden tazminat ödenerek yıkılması öngörülen bu gibi lenduhalar, büyük oteller sayılıp bu işe başlanmalı. Suriçi İstanbul'unda Ayasofya civarında her iki yılda bir ilave edilen katlarla yükselen binalar; hatta Saraçhane başındaki deprem sarsıntısı da geçiren Büyükşehir Belediye Binası bu bütündendir.
Suriçi İstanbul'da kaçak kat ve bina yıkmak bu kadar zor da olmamalı, nihayet tazminat ödenir, bir kısmı kaçak kat olduğu için kanunun cezalandırması gerekir. Ama gel gör ki, kanunu uygulamakla yükümlü olanlar küçük ile büyük arasında fark gözetmiyor. Korkmakta ve çekinmekte veya seçim için işbirliği yapmak konusunda küçük ve büyük onların gözünde aynıdır. Surların içindeki eski İstanbul'da hatta Valens su kemerinin bitişiğinde briket binalar yükseliyor. Buralarda dokumacılık ve hazır giyim sanayii gelişiyor. Daha 30 yıl önce İstanbul Türkçesinin en hasının konuşulduğu, İstanbul hayatının en özgün kalıplarının görüldüğü mıntıkalarda bugün fiziki yıkım yanında suç yüzünden çöküntü de var. Bu mahalleler artık yaşanmaz ve girilmez mıntıkalar haline dönüşüyor. Bütün İstanbul'da sakinleri ve fizik görünümü değişmeyen mahallelerin sayısı üçü bulmaz. Bu gidişi durdurmanın yolu maalesef yapılanı yıkmamaktan değil göz açtırmaz bir biçimde imar düzenini sağlamaktan geçer. Kanunu tatbik etmek İstanbul'un kurtulması için tek yoldur. Yapılanın yıkılmaması kanundan kaçmanın ilk yoludur.
Türkiye'de eski kasabaların ve eski eserlerin restorasyonu genellikle yüzeyseldir. Şehrin bir kesiminde birkaç eski konağı sözüm ona pansiyon veya kütüphane veya kültür merkezi olarak kullanmak için aykırı tekniklerle restore ederler ama diğer taraftan eski şehrin en önemli yerlerinde garip işhanları veya çok katlı konutlar yükselir. Modern kesim tutarsız bir biçimde büyür. Bu manzara çok yaygın ve alışılagelmiş bir şehir tiplemesidir. Mutlu bir olay; istisnai gelişmelerin başlamasıdır. Ankara'nın civarında Beypazarı ilçe merkezi fakir bir kırsal merkezdi. Nasıl olduysa belediyeler, şehri kat çıkarak zengin olma fırsatçılarına teslim etmediler. Aynı zamanda eski eserler bürokrasisinin kılı kırk yarmalarından kurtulmayı da başardılar. Asıl olan binaların fiziki restorasyonu değildir. Kasabalarındaki hayatı korumayı becerdiler; çarşıya gittiğiniz zaman 60 sene evvelki dükkanları buluyor, mamulatı satın alabiliyorsunuz. Şehrin civarındaki bağlar ve bağ evleri aynı ve Beypazarı'nın nüfusu artıyor, zenginleşiyor ama gelenekselliğini koruyabiliyor. Ankara vilayetinin halkı muhafazakar ve girişimcidir. Bu zıtların birliği olumlu gelişmeler yaratıyor.
Edirne vilayetinde bir-iki eski evin restorasyonuyla ve sözde eski sanatların canlandırılmasıyla işin bitmeyeceği anlaşıldı. Bugün Edirne'nin sabundan meyvelerini, Edirnekari işleri eskisinden daha zarif ve renkli örneklerle bulmak mümkün. Şehirde ise bir eski mahalle restore edilmiş vaziyette. Bu restorasyon ve rönesans faaliyetinin başlıca mimarı yakın zamanda aramızdan aniden ayrılan Vali Fahri Yücel'dir. Şehrin müzelerinden bir tanesi, II. Bayezid Külliyesi'ndeki Darüşşifa hepimizin bildiği gibi Avrupa Müzecilik Ödülü aldı. Bu işin başına düşen ve müzeciler adına Avrupa Birliği'ne müracaat eden kişi bir turizmcimiz. İlyada Turizm'in sahibi Meyzi Barın... Genç bir vali de kendisini unutturmayacak işler yapabiliyor. Karadeniz'in maalesef yakın zamanda inşaat hırsıyla görünümünü kaybeden şirin beldesi, Sinop'ta da göze çarpan güzelleştirmeler var. Şehirdeki eski kütüphane binası, kültür tarihimizin mea kulpası yani kusurunun itirafı ve entelektüellerimizin rehabilitasyonu olan Sinop Hapishanesi'nin restorasyonu ve kültür merkezi olarak yeniden düzenlenmesi Vali Zeki Şanal'ın gayretiyle oldu. Türkiye zenginliğin yetmediğini, seviyeli hayatın gelenek ve kültürel mirasın değerlendirilmesiyle mümkün olduğunu anlamaya başladı...

PAZAR
"YTL'nin neye benzediği beyinlerimizde saklı"
"Hesap istendiğinde içeriye kaçardım"
"Bilgisayarla antrenman yapmak bir avantaj. Hile şansı da hiç yok"
Marilyn Monroe New York'tan önce İstanbul'da
Öğrenciler eğleniyor
10 bin kere "Satıyorum"
"Türkiye harika bir pazar"
Erkeklerde kadın hastalıkları
"En çok hırsızlık salı günü ve hafta sonu"
Şövalyelerin yedi odalı evi
Varlık Vergisi yokluk vergisi
NLP ne işe yarar?
Zina kabak mı kabahat mi? 
Türk şefler ne pişirir?
Yapılanı yıkmak yeterli mi?
Şişşşt, bu yazıyı yüksek sesle okumayınız
Bir entelektüellik gösterisi
Şıpıdık şıpıdık sandığa





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
YASEMİN ÇONGAR

© 2004 Milliyet