Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Ocak 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
10 yıl bekledik, 5 yıl daha bekleyelim

Darphane-i Amire, Toplumsal Tarih Vakfı'na devredilirken gerekçeler safçaydı: "Şehir Müzesi" kurulacakmış, uluslararası kuruluşlardan yardım alınacakmış. 10 yıl geçti, böyle bir müze kurulamadı

Fax: (0312) 427 20 64

Topkapı Sarayı'nın bazı bölümleri gerçek adla anılmaz; en başta dış kapısının yani Bab-ı Hümayun'un önüne 15'inci asırda konan toplardan dolayı, sarayın adı halk ağzında Topkapı olmuştur. Saray-ı Amire'nin bu kapıdan girilen ilk avlusunda Aya İrini Kilisesi'nin yanında bulunan bölüm 18'inci asırdan beri hünerveran yani saray usta ve zanaatçılarının atölyesiydi. Burada sarayın demircileri, marangozları ve bazı hediyelik kumaşlar dokuyanları bulunuyordu. Tezhip ve cilt atölyesi Enderun avlusundaymış.

Kuruluş amacından uzaklaştı
Saray-ı Amire yani Topkapı 1830'lardan başlayarak yavaş yavaş terk edilip nihayet Dolmabahçe'ye geçilince bu binalar darphane işlevini üstlenmiş ve Darphane-i Amire adını almıştır. Şu kadarını söyleyelim, ilk olarak 19'uncu yüzyılda ihmal edilen ve yavaş yavaş yıkıma terk edilen sarayın atölyelerinin terk edilmesi de çöküntüye paraleldir.
Bu tip atölyeler dün bir saray için gerekliydi ve bugün de müze için hayati öneme sahiptir. Üstelik sur-u hümayun denen saray arazisi içinde kurulan Asar-ı Atika yani Arkeoloji Müzesi de bu binalara aynı nedenle ihtiyaç duyuyor. İki müzenin atölye ihtiyacı dışında Arkeoloji Müzesi'nin değerli kütüphanesini yaşatabilmek için de bu mekan gereklidir. 1970'lerden beri saraya yeni usta alınmamıştır ve açıklandığı gibi bugün usta yoktur, süratle kadrolar kurulduğunda da çalışacakları atölyeler buralarda kurulacaktır.
1980'lerde Türk Tarih Kurumu'ndaki gelişmeler tarihçilerimiz için alternatif tarihçi cemiyetlerinin gerekli olduğunu gösterdi. Doğrusu muhtelif görüşten birçok kimse Toplumsal Tarih Vakfı'nın kurucu üyesi oldu. Bugün Toplumsal Tarih Vakfı da ayrı bir kapalılık içinde ve kuruluş amaçlarından uzak. 1995'te Darphane, zamanın Kültür Bakanı Timuçin Savaş'ın eliyle Tarih Vakfı'na 49 yıllığına devredilmiş oldu. Zamanın müsteşarı da maalesef bu anlayıştaydı. Gerekçeler pek safçaydı; burada "Şehir Müzesi" kurulacakmış. Bahsi geçen şehrin İstanbul olması bir yana Şehir Müzesi'nin ne olduğunu bilmiyorlardı. Bu terk edilmiş yapının böyle bir dönüşüm geçirmesi zordu ve vakfın bütçesi ne o gün ne de bugün böyle bir kudrete sahipti.
Halen o tarihte uluslararası kuruluşların hayali yardım vaatlerinden söz ediliyor; oysa mazide de bu hayaldi bugün de öyledir. Nitekim geçen 10 yıl içinde böyle bir müze kurulamadı. Daha 1996'da zamanın Kültür Bakanı Fikri Sağlar bu projenin gerçekleşemeyeceği gerekçesiyle işlemi iptal etti. Şimdi projeyi baltalayan 1996 eylemi olarak bakanın bu tasarrufu ileri sürülüyor. Oysa tasarruf haklıydı ama gerçekleşemedi. 1998'de İslam Eserleri Müdiresi Nazan Ölçer'in açtığı dava da İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nde Tarih Vakfı'nın aleyhine sonuçlandı; zira vakfın amacı gerçekleştiremeyeceği ve binayı hor kullandığı, restore etmediği açıklık kazanmıştı. Bununla birlikte büyük ölçüde Kültür Bakanlığı'nın o zamanki hukuk müşavirinin davayı takip edememesi dolayısıyla Yargıtay safhasında Kültür Bakanlığı davayı kaybetti.

Saraya geri dönecek
Mezkur Şehir Müzesi 1998'den bugüne kadar, yedi yıl boyu, hiçbir engel kalmadığı halde halen gerekleştirilememiştir. Bakımsızlıktan geçtiğimiz yıl çatısı da çöktü. Bina televizyon şirketlerine, bazı kokteyl tipi toplantılara kiraya veriliyor. Şimdi Toplumsal Tarih Vakfı ilan ediyor ki; 2010'da Şehir Müzesi hizmete girecekmiş, bekleyelim bakalım. Muhtemelen 2010'le 2015 arasında da yeniden davalar ve çekişmelerle Darphane denen bina 20 yıllık bir ayrılıktan sonra belki saraya döner.
Topkapı Sarayı bilmeyenler için uçsuz bucaksız bir Versailles Sarayı'dır. Bitmeyen binalar, odalar, bahçeler, hatta ne kelime ormanlar... Oysa söz konusu olan; mütevazı ve sınırlı sayıdaki pavyonlar ve ahırlar ile hoş görünümlü üç avlu ve bir zamanlar cennet bahçesiyken demiryollarının ve devlet kuruluşlarının yağmaladığı bir alandır. Burada kimseye dağıtılacak bir oda yoktur ve eskiden ancak sahiplerine yeten saray, şimdi bir müzeye yetmemektedir. Bu sınırsız yer tahsisi alışkanlığımızdan vazgeçmemiz gerekir. Toplumsal Tarih Vakfı gibi kuruluşları vicdan muhasebesine davet ederiz. Koca İstanbul'da kendilerine başka yerler arasınlar, esasen tek aldıkları yer de burası değildir. Sarayın arazisi ve binaları, sarayın içindeki müzelere aittir, o müzeler de bazılarının ham bir üslupla tekrarladıkları gibi devletin değil bizimdir.



PAZAR
"Tirajıma baksınlar yeter"
"Eskiden beni sevenler şimdi popüler oldum diye burun kıvırıyor"
Keşfedilecek müzeler
"Kültürü ve parayı birlikte taşıyan insanları hedefliyoruz"
Daha az sosyete, daha az marka, daha çok doğa
İlk kez uluslararası bir sudoku şampiyonası
Bordeaux deyince...
"Salata yapıyorum"
Şarkılarda en çok hangi markalar var?
Meçhul çocuğun çağrısı
'Özel Harp'çinin tırmanış öyküsü
Yeniköy'de bir halk bahçesi
10 yıl bekledik, 5 yıl daha bekleyelim
Teşhisi zor hastalık: Çölyak
Bi'baksana, ateşim var mı?
"Yepyeni" rakılar...





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet