Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Haziran 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Jose'nin rüyası vardı

On sekizine henüz girmiş... Lisanslı profesyonel kariyerine başlayalı da daha bir yılını doldurmamış... Olimpia takımının orta alanında sağ kanatta öyle başarılı maçlar çıkarmış ki, ulusal takımın teknik direktörü Anibal Ruiz, onu hiç beklemeden 2006 Dünya Kupası finallerinde mücadele eden 23 kişilik kadroya çağırıvermiş...

Adı Jose...
Tıpkı Adidas'ın reklamlarında gördüğünüz gibi, Jose rüyaları olan bir çocuk... O da Zidane, Beckham, Lampard, Cisse, Oliver Kahn gibi günümüzün yıldızlarıyla bir arada, aynı sahada oynamayı hayal etmiş...
Jose, Paraguaylı yoksul bir ailenin çocuğu... İngiliz meslektaşım Andy Lines'ın taa Asuncion'a kadar gidip bizzat gördükten sonra bana anlattığına göre, Jose teneke ve kontrplaktan çatılmış iki göz bir kulübede yaşıyor. Gözlerden odalardan değil birinde annesiyle babası, ötekinde de tek yatakta Jose ile kardeşi uyuyormuş... O derme çatma kulübeden çıkıp dünya stadlarına koşuyormuş Jose, rüyalarında... Artık Zidane mı, Beckham mı kimlerle oynuyorsa, yüzüne vuran mutluluklar ve umutla uyanıyormuş sabahlara...
Jose rüyalarından aldığı enerjiyle, hayata hiç küsmeden, hep daha iyisini yapmak için koşmuş sahalara... Tanrı vergisi yeteneği ile inançlarını ve rüyalarını harmanlayıp profesyonel futbolcu kimliği inşa etmiş kendine... Özellikle frikik golleri, onu sıra dışı bir oyuncuya dönüştürmüş.
O kimlik, Jose Montiel'i uzun bir yolculuğa çıkarmış...
Bugünlerde Almanya'da... Anibal'ın kendisini yedek kulübesinden çıkarıp oyuna sürmesini bekliyor... 1-0 kaybettikleri İngiltere maçında Beckham'la karşı karşıya oynayamadı ama, Polonya ve Ekvador önünde her an forma giyebilir...
Gelecek ay, Dünya Kupası bittikten sonra ailesiyle vedalaşıp yeniden Avrupa'ya dönecek...
Serie A'da Udinese ile yaptığı sözleşme, Jose'nin rüyalarından hayata taşıdığı ilk öykü oluyor...
Sonrası sürecek... Jose hem top sürecek, hem de daha büyük, daha renkli rüyalar görecek...

Alman futbolu neden durdu ?
İngiltere-Paraguay maçını izlerken, Andy'nin anlattıklarından çok etkilenmiştim. Meslektaşım, bir ara sordu: "Alman Milli Takımı için ne diyorsun ? Dört gollü açılış bir final stratejisini taşır mı ?".
"Hayır, hiç sanmıyorum" dedim, "Alman Milli Takımı'nın bulup buluşturduğu tek yıldız Ballack... Alman futbolu, uzun yıllar kendi tarihinin gölgesinden çıkamaz!"
"İyi ama neden ?" diye sordu Andy...
Ona, beni çok etkileyen öyküsünü anımsattım, "Çünkü" dedim, "Alman çocuklarının futbol rüyası bitti. Onlar, kendi odalarında uyuyorlar... Teknolojinin her ürünü ellerinin altında. Üniversitelerin kapısı açık, hem de sınavsız... Şimdi onların başka hayalleri var. Ya da hayallerinde futbol yok!"

Futbol bir din mi ?

Meşin yuvarlağın büyüsü tüm dünyayı sararken, global futbolun yıldızları da "yarı tanrı"lara dönüştüler...
Ulusal kimlikleri aşan, törpüleyen, daha evrensel sevdalar yaratan, adeta tapınmaya dönüşen bir aşk bu...
Köln'de tarihi tren istasyonunun tavanına bakınca, çok daha iyi anlıyorsunuz bunu...
Zinedine Zidane, David Beckham, Michael Ballack, yeni parlayan genç yıldızlarla birlikte evrende top oynuyorlardı.
Ressam, Michelangelo ya da Leonardo Da Vinci gibi, öylesine ilahi bir hava vermişti ki, kendinizi Vatikan'daki Sistine kilisesinde sanabilirdiniz.
Futbol yıldızları neredeyse aziz ilan edilmişti...
Oyunun bu kadar kutsandığını acaba bizim futbolumuzu yönetenler görüyorlar mı ?
Köln'deki Haufbanoff'un tavanına baksınlar, yeter.

2006'nın yıldızı: Hasan Kabze!

Politika, diplomasi, uluslararası sorunlar derken, futbolda da uzmanlaşmaya başlayan sevgili Hasan Cemal'e burada hiçbir futbolcuyu beğendiremedik, gitti.
Lucatoni, diyoruz olmuyor.
Ronaldinho, diyoruz... Ehh!!!
Hasan Cemal'e göre "2006'nın en büyük futbolcusu Hasan Kabze!"
Malum ya, kendisi Galatasaraylı olduğu için, Beşiktaş'a son saniyelerde golü atan adaşının üzerine kimseyi kondurmuyor.
Ribery'de anlaşsak, bari...
Bir de Gana'daki her oyuncuyu Appiah zannetmesi yok mu, ölüyoruz kahkahadan.
Yine de çok yaşasın Hasan Cemal... Bizlerle birlikte koşuyor, çalışıyor, merdiven tırmanıyor ve yaptığımız işin ciddiyetine tanık oluyor.

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
Kaka'nın füzesi yetti: 1-0
Robert bombası
Uyanık Scolari!
Randevu Almanya'da
'Silahımızı vermeyiz'
Potada dev kriz
Apak'a izin yok
Halterde rapor skandalı!
Haber turu...
Kutsal Fransız futbolu!
Jose'nin rüyası vardı
Kötü de olsa Brezilya
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Kutsal Fransız futbolu!
Sahada bir tek Ortega eksikti. Ülkenin son yı...
Atilla GÖKÇE
Jose'nin rüyası vardı
On sekizine henüz girmiş... Lisanslı profesyo...
Halil ÖZER
Kötü de olsa Brezilya
Aslında Brezilya'nın işi çok zor. Dünyanın he...


Siz de reklam vermek ister misiniz?
© 2006 Milliyet