Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Haziran 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sadece elmasları hatırlıyoruz!

Kaşıkçı Elması'nın sahte olduğuyla ilgili haberleri kullananlara fazla bir şey diyemeyiz, sonuçta herkes görevini yapıyor. Ama bizim tarihe tutkumuz laftan ibarettir. Topkapı Sarayı'ndaki elmasları hatırlarız sadece...

Fax: (0312) 427 20 64

Geçen hafta müzemize Kudüs'teki İsrail Müzesi müdürünün başkanlığında bir grup geldi. İsrail Müzesi'nin Amerikalı Dostları adını taşıyorlardı. Amerikalı dostlar o ülkede, hatta Güney Amerika ve Güney Afrika'da yaşayan Yahudilerdi daha çok. Hepsi çok zengin değildi ama varlıklarını ve vakitlerini Kudüs'teki müzeye adamışlardı.
"Bu ülkede yetişip bizden öğrendikleriyle ABD'ye yerleşen ve kazanan onca adamın içinden acaba niçin Topkapı Sarayı Müzesi'nin Amerikalı Dostları gibi bir bağış grubu çıkmadı?" diye düşündüm. Cevap hazindir; tarihimize tutkumuzun çoğu laftan ibarettir. Topkapı hazinesindeki elmasları hatırlarız sadece.
Diğer yandan da bu gibi girişimlerden insanlarımızı uzaklaştıracak bin bir çeşit mekanizma vardır: Bürokrasi, gereksiz dedikodular, "Adam sen de, verdiğiniz yerini mi bulur!" gibi yarı haklı yarı hınzırca yaveler... Maalesef yazarlarımız ve habercilerimiz de bu zincirin kırılmasına yardımcı olmuyor.

Harika insanlar
"Müzelerin müdürlerinin marifeti" diye yazıyor her şeyi bilen bir yazar. Bu gibi ifadelerde kimlerin kastedildiği açıkça belirtilmelidir çünkü söz konusu edilenler en azından hırsızlık zanlısıdır. Oysa o dediğiniz müdürlerin ve yardımcılarının içinde harikalar yaratanlar az değildir. Topkapı Sarayı Müzesi'nde uluslararası değerde yayın yapan bir doçent arkadaşımın bordrosunu ben imzaladım, maaşı 700 YTL'ydi.
Son üç ayda bazı gayretli dostların mali desteği ile Topkapı Sarayı'nda iki sergi açıldı. Müze küratörlerinin ne kadar fedakar çalıştıklarını ve bilgili olduklarını gördüm. Kendilerinden 10 misli kadar fazla maaş alan Batılı meslektaşlarıyla yarışacak durumdalar.
1977 yılında merhum Ahmet Taner Kışlalı'nın danışmanlar kurulundayken; Kremlin Müzeleri genel müdürü, Sovyet Müzeleri genel müdiresi ve seksiyon şeflerinden oluşan bir davetli gruba o zaman Eski Eserler genel müdürü olan Murat Katoğlu'nun isteğiyle refakat etmiştim. Taşra müzelerinin envanterinin olmadığı veya çok eksik tutulduğu açıktır ama büyük müzelerin de envanteri çok berbat olabilirdi. Personel sayısı o gün de bugün de hep azdır ve maaşlar hep düşük.
Nitekim Kremlin Müzeleri genel müdürü bunu fark etti ve gezdiğimiz Ankara Hitit, Topkapı, Efes ve Bodrum müzelerinin envanterlerini gözden geçirdiğinde "Bunu hazırlayan müzecilerin çok vatansever oldukları anlaşılıyor. Bu şartlarda bizde bu işi yapanlara madalya veririz" demişti.

Keşke Uğur Dündar önce beni arasaydı
Son Kaşıkçı Elması hikayesi Topkapı hakkında çıkan kaçıncı haberdir! Bu gibi haberlerde müzelerde veya başka mihraklarda havsalası geniş insanlar basındaki dostlara haber ulaştırıyor ve onları ikna ediyorlar. Onların bu haberi kullanmasına fazla bir şey diyemeyiz, neticede herkes mesleğini ifa ediyor ama bu haberleri tekrarlayan ve devamlı telefonlarla bizi bunaltanlara ne demeli?
Herhalde bu gibi telefon ve sorgulara verdiğim cevap da Uğur Dündar'ı bağlamıyor. Ama kendisinden hiç değilse haber yapmadan evvel beni aramasını beklerdim, sitem etmeden evvel de aramadı. Elmasın durumunu bir kere tahkik ettik; yetinmiyoruz, bir uzmanlar grubuna daha tahkik ettireceğiz.
Topkapı Sarayı'nda basının ilgilenmesi gereken bir sürü sorun var, bunların başında anlamsız bir tasarrufla benim de kurucu üyesi olduğum Tarih Vakfı'na verilen Darphane binaları gelir. Bu binalar sarayın vazgeçilmez parçasıdır çünkü atölyelerdir. Bugün de aynı işlevleri yerine getirmeleri için bu binalara ihtiyacımız vardır.

Saraya iade edilmeliler
Tarih Vakfı'nın tarihçiler arasında ismini duymadığım yeni genel başkanı benim kavga çıkarmak istediğimi söylüyor. Elbette sorumlu olduğum kurumun menfaat ve hakkını gözetirim. Vakfın buradaki varlığı tutarlı bir hukuki gerekçeye dayanmaz, kaldı ki Topkapı ve Arkeoloji gibi iki müzenin acil ihtiyaç duyduğu kendi malımızı aydın vicdanı ve sıkılması olan bir kurumun derhal iadesi gerekir.
10 yıldır para kazanmaktan, binanın yıkımını seyretmekten ve Osman Hamdi Bey yokuşuna çöp atmaktan başka hiçbir şey yapmayan kurumun bundan sonra da yapacağı fazla bir şey yoktur. Benden ve daha önce Murat Bardakçı ve Nazan Ölçer gibi üç kişiden başka kimsenin sesini yükseltmemesi bunun hep böyle kalacağı anlamına gelmez çünkü insanların gözü ve kulağı var, Allah'a şükür daha fazla işliyor.
Sur-u Hümayun içinde Osmanlı sarayına ait olan bütün binaların çağdaş müzecilik açısından restorasyonu ve teşhir, restorasyon atölyeleri, seminer ve kütüphane olarak kullanılması için başka ellerde ise süratle iadesi gerekir. Şehir müzesi gibi bir kavramın Tarih Vakfı'nın havsalası ötesinde olduğu, üç-beş panoyu duvarlara asarak muhteşem İstanbul'un tarih ve coğrafyasının sergilenemeyeceği açıktır.



PAZAR
"Basketbol takımı yerine orkestra kurmayı tercih ettim"
"Bu yarış tam bir dayanıklılık testi olacak"
Kortların hakimi Belçikalılar
Bir milyon kristalli vücut!
Bu yaz ilk kez açık havaya çıkıyorlar
Radara festival takıldı
İstanbul'da tam 17 cezaevi inşaatı
Afyonkarahisar Jazz Festivali'nin ardından
İki yeni albüm
Hatırla baba!
Değişimi keşfet!
Nefis lipsos buğulama
Süpermarkete karşı birleşik cephe
Sadece elmasları hatırlıyoruz!
Kilo verememenin gizli bir nedeni
Oooo, aaaa, vaouv, ughh, yeah...
Barselona hâlâ güzel ama...
Emre'nin "Baba" kitapları
Mimar elinden şarap





Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet