Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Haziran 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Mali baskınlık azaldı mı?


Çarşamba günü Para Politikası Kurulu'nun (PPK) 20 ve 25 Haziran tarihlerindeki toplantılarında yapılan değerlendirmelerin özeti yayımlandı. "Ne olduysa dışarının etkisiyle oldu, bizde kusur yok" üslubu hâlâ sürüyor. Böyle giderse ortaya çıkacak ciddi güvenilirlik sorunu beklentilerden yararlanmayı giderek sınırlayacak. Bu durumda da hem faizlerin hem de satılması gereken döviz miktarının çok daha yüksek olması gerekecek. Sonuçta büyüme de çok daha düşecek.
Raporun 23. paragrafında yer alan oldukça iddialı bir cümle üzerinde durmak istiyorum. "Süregelen kamu mali disiplini ve yapısal reformlar, mali baskınlık konusunu para politikası açısından bir kaygı unsuru olmaktan çıkarmakta...". Bu, faiz ve likidite kararlarını uygularken kamu borcunu artık dikkate almam, çünkü kamu borcunun yüksekliği artık sorun değildir demek.

Kırılganlık doğrulanıyor
Oysa dışarısı böyle düşünmüyor. Credit Default Swap (CDS) hızla gelişen bir mali piyasa enstrümanı. Bir kredinin ödenmemesi olasılığına karşı yaptırılan sigortanın primine CDS deniyor. Prim ne kadar yüksekse sigorta edilen borcun ödenmeme olasılığı da o kadar yüksek demek.
Türkiye'nin kamu borcuyla ilgili CDS'leri mayıstan bu yana ikiye katlanmış. Demek ki dış piyasalar TL'nin kaybının ve faiz artışının Türkiye'nin borcunu ödememe olasılığını iki kat artırdığını düşünüyor.
Türkiye'nin CDS'leri geçmişte borcunu ödemeyen Arjantin'inkilere yaklaşmış. Geçen yıl Goldstein'in yaptığı bir araştırmadan söz etmiştim. Orada faiz ve sermaye hareketlerine karşı en kırılgan ülkenin Türkiye olduğu söylenmişti. Bu, doğrulanıyor.
Geçen dönemde kamu borcunun düşmesinde ve mali baskınlığın azalmasında kamu mali disiplini ve yapısal reformlar bir ölçüde etkili olmuştu. Ama iyileşmenin arkasındaki esas belirleyici unsurların sermaye bolluğuna bağlı olarak değerlenen TL, düşen faizler ve yüksek büyüme olduğu da açıkça görülmekteydi.
Yurtdışındaki yatırımcılar son dönemde TL'nin oldukça hızlı değer yitirmesinin, faizlerdeki sert yükselişin ve bunlara bağlı olarak büyümede beklenen yavaşlamanın kamu borcunun gayri safi milli hasılaya oranını, yani ödememe riskini artıracağını gördüler. Ancak PPK bu durumu görmezden geliyor.Umarım, PPK "Ben faiz silahını kullanmaktan korkmam" demek isterken, Hazine'nin borçlanma piyasası artan risk algılamalarıyla kurumaz.

Yeni iletişim stratejisi gerek
Bu durumdan sadece para politikalarıyla çıkılamayacağını artık görmek gerekiyor. PPK, "Yapacaklarımı sonuna kadar yaparım ama bunların bir sınırı vardır" deyip, maliye politikasının çok iyi olduğunu söylemek yerine, "Maliye politikasıyla da bana destek olun" deseydi, daha etkili olurdu.
Merkez Bankası yönetiminin atama sürecinde yapılan hatalar bankanın hükümetin taleplerine karşı oldukça esnek olacağı izlenimini yarattı. Şimdi PPK dokümanlarına giren icraatın içinden programlarını anımsatan cümleler bu algılamayı güçlendiriyor ve metinlerin teknik içeriğini zayıflatıyor. PPK'nın bir an önce yeni bir iletişim stratejisi benimsemesi gerekiyor.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Kıbrıs uğruna AB süreci dursun mu?
TÜRKİYE üzerinde baskılar artıyor. Türkiye Ru...
Çetin ALTAN
Uçkur, ilik-düğme, fermejüp, fermuar...
İnsan giysilerinin, insanın vücudunda düşmede...
Melih AŞIK
Balkenende nerde?
AB Komisyonu üyesi Olli Rehn dün bir kez daha...
Fikret BİLA
Erdoğan'ın cumhurbaşkanı tanımı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni seçilecek...
Hasan CEMAL
Evet, nefesler tutuldu!
Evet, Almanya'da nefesler tutulmuş durumda, b...
Abbas GÜÇLÜ
TEV 40. yılını kutluyor
Türk Eğitim Vakfı TEV 40 yaşında. Bugüne kada...
Hurşit GÜNEŞ
Eğitime önem verilmeyince kalkınma yavaşlıyor
TÜSİAD'ın geçenlerde yayımladığı eğitim rapor...
Sami KOHEN
Bir başka "genişletilmiş bölge"...
ORTADOĞU'nun giderek karıştığı ve gerginleşti...
Metin MÜNİR
Petrol aramaya var mısınız?
Kocası ölüm döşeğinde yatıyor. O, karalar bağ...
Faik ÖZTRAK
Mali baskınlık azaldı mı?
Çarşamba günü Para Politikası Kurulu'nun (PPK...
Hasan PULUR
Cumhuriyeti kurtarmak..
ESKİLER "abesle iştigal" derlerdi, kısacası b...
Derya SAZAK
Gölgeler
ABD'de yayımlanan The Washington Post, "Danış...
Meral TAMER
Atık sudan üretilmiş suyu içtim!
Saat sabahın 7.30'u.
Ece TEMELKURAN
Tecrit
Şişli'de, Şişli Camisi'ni Taksim'e doğru bira...
Güngör URAS
Faiz artırımında bekleyiş farkı
Dün bu yazıyı yazdığım saatlerde ABD'de faizl...
M. Ali BİRAND
Demek ki rahat bize batıyormuş...
Rahat bizi rahatsız ediyor (!)

© 2006 Milliyet