Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Aralık 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB'ye değil, Avrupalı sağcılara kızıyorum


AB ile ilgili son yazılarım üzerine bazıları beni kutluyorlar. Bu kişilere göre "gerçekler karşısında AB'cilikten vazgeçiyor"muşum. Bu nedenle konuya açıklık getirme ihtiyacını duyuyorum.
AB üyeliğini desteklemek hiçbir zaman "Fransızlaşmak" veya "Almanlaşmak" veya "Hıristiyan değerleri kabul etmek" anlamına gelmedi. Kaldı ki, bugüne kadar ne Fransızlar "Almanlaştı" ne de tersi oldu. Aynı şekilde, ne bir Ortodoks, dinen reddettiği Katolikliği ne de bir Katolik "sapkınlık" olarak gördüğü Ortodoksluğu kabul etti.
Avrupa'da son 50 yıldır olan şey, ortak değerler altında toplanılmaya çalışılmasından ibarettir. Temelindeyse Avrupa'nın kanlı tarihine son verme çabası yatmaktadır. Bu çaba da büyük ölçüde başarılı olmuştur.
Söz konusu değerlere gelince, bunlar "dini" değil, "laik" ve "hümanist" olan evrensel değerlerdir. "Türkiye" denince Avrupalıları korkutan da budur. Zira Türkiye hâlâ, insan hakları, fikir özgürlüğü, siyasi temsil hakkı gibi temel ilkeleri "ikincil" planda tutan bir ülke görünümünden kurtulamamıştır.

Avrupalıların kaygısı
Bu olumsuzlukların "İslami kimliğimizle" ilişkilendirilmesine gelince, bu da, yukarıda sözünü ettiğimiz hümanist değerlerin, Müslüman olan ülkelerde fazla yer edinememiş olmasından kaynaklanıyor.
Özetle, Avrupalıların kaygısı, onların "Hıristiyan kulübü" olmalarından değil, Türkiye'nin Avrupa'yı güden laik ve insan odaklı değerleri "içselleştirememiş" olmasından kaynaklanıyor.
Çok basit bir örnek vereyim. İster Fransa'da, isterse Romanya'da veya Finlandiya'da olayım, herkes Türkiye'de kadınlara dönük kötü muameleden söz ediyor, ki bunun Hıristiyan olmalarıyla bir alakası yok.
Birkaç ay önce Vilnius'ta katıldığım ve kadın olan Büyükelçimizin de hazır bulunduğu bir konferansta, bir Litvanyalının kalkıp, "Kızlarımızı ülkenize korku içinde gönderiyoruz" demesi bizleri çok rahatsız etmişti. Ancak, Türkiye'ye gelen her sarışına "Nataşa" gözüyle bakıldığı için fazla bir şey de diyemedik.

Demokrasiyi kırılgan görüyor
Kısacası Batı, sosyal gelişmesini henüz tamamlamadığına inandığı Türkiye'deki demokrasiyi ve laikliği de "kırılgan" görüyor. İnsan hakları ve fikir özgürlüğü gibi ilkelerin ise bu ülkede kolay kolay yeşeremeyeceğine inanıyor.
Bu hususların Türkiye'deki egemen erki hiçbir şekilde kaygılandırmaması, aksine hak ve özgürlüklerin bu erk tarafından "tehdit" olarak algılanması ise, Türkiye ile ilgili önyargıları canlı tutuyor.
Bize dönecek olursak, AB'nin "yıkım" olacağına inananlar aslında korkularında haklılar. AB üyeliği -Cumhuriyetimizle gelen reformların uygulanmasında olduğu gibi- bazılarının dünyasını gerçekten "yıkacak."
Ancak, bu kişilerin de zaten, demokrasi ve insan haklarımızın kalitesinden, sokaktaki adamın yaşam standardının yükseltilmesine kadar uzanan son derece somut ve savunulabilir gerçeklerle bir ilgileri yok.
AB konusunda yazdığım kızgın yazılara gelince, bunlar, "hidayete erip" AB'nin temsil ettiği değerleri reddetmeye başladığım anlamına gelmiyor. "Hidayete erdim" diye beni kutlayanların Avrupa'daki sağcı kuzenlerinin bu değerleri unutmaya başlamalarına kızıyorum.

sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkmenbaşı ve kurucu lider kültü
ULUSLAŞMA yolunda gecikmiş toplumlarda veya g...
Çetin ALTAN
Rüşvet ve vurgun geleneğiyle Tarhuncu Ahmet Paşa'nın idamı
İçişleri Bakanlığı'nın uzman polis kadroları;...
Melih AŞIK
Barajlar kimin?
Fatih Altaylı, önceki gece yayımlanan Teke Te...
Hasan CEMAL
2007: Türkiye'nin olgunluk sınavı!
Ömer Sabancı'nın TÜSİAD Yüksek İstişare Konse...
Güneri CIVAOĞLU
Sponsor
Siyaset hafızasına "rüşvetin ispatı olur mu u...
Can Dündar
Kenan Doğulu'dan mesaj var
Bazı yazılar çok mesaj alır.
Abbas GÜÇLÜ
Açık lise sürgün yeri mi?
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, önceki gün...
Semih İDİZ
AB'ye değil, Avrupalı sağcılara kızıyorum
AB ile ilgili son yazılarım üzerine bazıları ...
Sami KOHEN
Türkiye'nin Ortadoğu "tezleri" farklı...
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisi sırasın...
Metin MÜNİR
Bu seradan bir de cumhurbaşkanı mı çıkacak?
Tayyip Erdoğan ve birkaç arkadaşı tarafından ...
Hasan PULUR
"Şehitler ölmez!" ya kalanlar?
O kahrolası haberler hep aynı cümleyle biter:...
Derya SAZAK
Güvenli internet
İnternet kullanımında çocukların ve gençlerin...
Meral TAMER
Kayseri'nin bisikletli Jandarma Kurmay Başkanı
Geçen hafta Londra'dayken fark etmiş ve yazmı...
Yaman TÖRÜNER
Aranınca bulunan adamlar
Ne kadar eleştirirsek eleştirelim, hükümetin ...
Güngör URAS
TÜSİAD siyaset konuşmayı seviyor
Hikâye bu ya... Adama sormuşlar, "Paranı ne y...
Serpil YILMAZ
Ertegün'ün mirasçısı çekmece sözleşmede
Huzur Radyo ve TV AŞ'nin yüzde 75'ini aldıkt...
M. Ali BİRAND
Erdoğan'a "yapma etme" baskısı giderek artıyor
Eminim farkındasınızdır.

© 2006 Milliyet