Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Şubat 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
TÜRKİYE ÇÖLLEŞİYOR. UZMANLARA GÖRE BU FELAKETİN TEK SORUMLUSU BİZİZ
KURUYORUZ

Türkiye'deki sulak alanların yarısı son 40 yılda yok oldu. Yeni tarım arazileri, barajlar ve aşırı su kullanımı gibi nedenlerle toprak çölleşiyor, iklimler değişiyor

ZAFER AKPINAR Konya AA

Dünya ortalamasına göre su fakiri olan Türkiye, sahip olduğu 2.5 milyon hektarlık sulak alanın yarısını son 40 yılda kaybetti. Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye (WWF-Türkiye) Su Programı Alan Koordinatörü Çağrı Deniz Eryılmaz, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, yeni tarım alanlarının açılması, aşırı su kullanımı, barajlar ve kirlenme gibi etkenler nedeniyle sulak alanların yok olduğunu söyledi.
"Türkiye'deki sulak alanlar kuraklıktan değil, tamamen insanlar yüzünden kaybedildi" diyen Eryılmaz, mevcut alanların korunması adına da hiçbir şey yapılmadığını belirtti.
Eryılmaz, "Sulak alanların yeraltı suyu dengesi, tarımsal sulama, atık suyu depolama ve temizleme, balıkçılık, sazcılık, iklimi ılımanlaştırma gibi birçok olumlu yönü var. Bu yüzden sulak alanlarla ilgili mevcut problemlerin sadece su sorunu olarak ele alınmaması gerek. Bu, büyük bir toplumsal bir sorun" dedi.

İşte Türkiye'nin toprak suçları:
  • Hatay'daki 75 bin metrekarelik Amik Gölü, 1968'de başlatılan ve 6 yıl süren ıslah çalışmaları sonucu kurutularak tarıma açıldı. Bu yüzden Hatay'ın iklimi değişti. Yağışlar düzensizleşti ve seller yaşanmaya başladı.
  • Burdur'daki Kestel Gölü de 1965 yılında yine tarımsal üretim için kurutuldu.
  • Kahramanmaraş'taki 7 bin 125 hektar alana sahip Gavur Gölü, 1950'li yıllardan itibaren sıtmayla mücadele ve tarım alanı elde etmek amacıyla yok edildi.
  • Konya'daki binlerce hektarlık Suğla Gölü de tarım arazisi elde etmek için kurutuldu ve yerine su depolaması yapıldı. Bu yüzden artık kuşlar bölgeye uğramıyor.
  • Konya'daki bir başka sulak alan olan Samsam Gölü'nün de tarımsal amaçlı olarak kurutuldu. Ancak üzerinden yıllar geçmesine rağmen toprakların tuzlu olması nedeniyle burada tarım yapılamıyor.
  • Türkiye'nin önemli göllerinden biri olan Akşehir Gölü 15 yıl önceki 350 kilometrekarelik alanı adeta çöl haline geldi. Gölü besleyen akarsuların çeşitli nedenlerle kuruması, yeraltından kontrolsüz su çekilmesi gölün sonunu getirdi. Şimdi o bölgede iklim değişmeye başladı.
  • Afyonkarahisar'daki Eber Gölü, 30-40 yıl öncesine kadar kuş cenneti olarak biliniyordu. Göldeki kirlilik, kuş ve balık türlerinin yanında ekonomik olarak bölge halkını da tehdit ediyor. Yağmur yağmadığı için yeterince beslenemeyen bu göl de kurumak üzere.
  • 1997'de 260 bin hektar alanı kaplayan Tuz Gölü, 7 yılda 100 bin hektar azalarak 160 bin hektara düştü.
  • Türkiye'nin en büyük tatlısu gölü olan Beyşehir Gölü, aşırı su çekilmesi nedeniyle tehdit altında. Hotamış Sazlığı, su rejimine yapılan müdahaleler sonucu kurudu.
  • Konya Kapalı Havzası'ndaki Eşmekaya Sazlığı da baraj çalışmaları çerçevesinde kurudu, bu nedenle baraj da tamamlanamadı.


  • KİŞİ BAŞINA DÜŞEN SU ORANINDA DA FAKİRİZ:
    ABD'de 350, bizde 110 litre

    Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feyzi Bingöl, bir ülkenin su zengini ülke olarak adlandırılması için kişi başına yıllık kullanılabilir su miktarının en az 10 bin metreküp olması gerektiğini, Türkiye'de ise bu miktarın 1400 metreküp civarında olduğunu söyledi.
    Kişi başına kullanılan günlük su miktarının Kuzey Amerika ve Japonya'da 350, Avrupa'da 200, Türkiye'de 111, Afrika sahrasında ise 10- 20 litre arasında değiştiğini ifade eden Bingöl, "Bir ülkede kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1000 metreküpten az ise su fakiri ülke olarak kabul ediliyor. Bu duruma göre Türkiye su stresi olan bir ülke" dedi.

    4 mevsim hayal oldu

    DIŞ HABERLER SERVİSİ
    İngiliz bilim adamları, küresel ısınma nedeniyle 50 yıl içinde sonbahar ve ilkbaharın ortadan kalkacağını, mevsim sayısının ikiye düşeceğini öne sürdü.
    İngiltere'de iklim değişiklikleri konusunda araştırmalar yapan Met Office'in raporunda, iklim değişikliğiyle birlikte 2-3 hafta kısalacak kışların eskisinden yüzde 30 oranında daha fazla yağışlı geçeceği ve yazların daha kurak ve sıcak olacağı iddia edildi. Mevsimlerin başlangıcını ve bitişini belirlemek için göçmen kuşların hareketlerini temel alan uzmanlar, kışların daha yağışlı geçmesiyle birlikte, sel ve fırtına olaylarının da artacağını belirttiler.

    DENİZ ERYILMAZ:
    GÖÇÜN NEDENİ DE KURAKLIK

    Türkiye'deki toplam 2.5 milyon hektarlık sulak alanın yaklaşık yarısını kaybettik. Elimizde çok az bir alan kaldı. Sulak alanların kuruduğu yerlerde iklim bozuldu, ılıman iklim kayboldu, yerine don geldi. Bir bölgede önce suyu, sonra kuşları, sonra da insanları kaybettik. Büyük şehirlere göçün en önemli etkileri arasında suyun geldiğini kimse bilmiyor. Göçle ilgili sorunlar araştırılırken suyun üzerinde fazlaca durulmalı. Türkiye'de sulak alanlar kuraklıktan değil tamamen insan yüzünden kaybedildi.

    BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'İN İKLİM DEĞİŞİKLİKLERİ RAPORU AÇIKLANDI:
    Deniz 59 cm yükselecek

    DIŞ HABERLER SERVİSİ
    Birleşmiş Milletler tarafından dün yayımlanan iklim değişikliği raporunda, küresel ısınmanın yüzde 90 oranında insan eliyle yaratıldığı ve bin yıldan uzun süre devam edeceği belirtildi.
    Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen dört günlük iklim konferansının sonunda, 130 ülkeden 2 bin 500 bilim adamının yer aldığı BM bünyesindeki Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, 21 sayfalık bir rapor yayımladı. 2001 yılından beri ilk kez yayımlanan raporda, "Hava ve okyanus sıcaklıklarının artması, kar ve buzların erimesi ve deniz yüzeyinin yükselmesiyle elde edilen gözlemlerden, küresel ısınmanın var olduğundan tereddüt edilmediği" ifade edildi. Raporda, küresel ısınma yüzünden kuraklık, fırtına ve deniz suyu seviyesinde artış görüleceği, bu etkilerin 1000 yıldan fazla sürebileceği belirtildi. Raporda yer alan bulgulardan bazıları şöyle:
  • Dünya genelinde 2100 yılına kadar 1.8-4 derece arasında ısı artışı görülecek.
  • Deniz seviyesi 18-59 cm yükselecek.
  • Küresel ısınma en fazla kuzey enlemlerindeki karalarda, en az güney yarımküredeki okyanuslar ve Atlantik'in kuzeyinde etkili olacak.
  • Karbondioksit seviyesindeki artış okyanuslardaki asit seviyesini artıracak.
  • Şiddetli fırtına ve sıcaklık dalgaları gibi uç noktalardaki meteorolojik olaylar sıklıkla yaşanacak.


  • Greenpeace: Alarm sireni
    Çevre örgütü Greenpeace, raporu "alarm sireni" olarak değerlendirdi. Greenpeace'ten yapılan yazılı açıklamada, "BM panelinin 2001'deki son raporu uyanmak için bir çağrıysa, bugünkü rapor bir alarm sirenidir" denildi. Açıklamada, "İyi haber iklim sistemini ve insan etkisini anlamamızda büyük ölçüde ilerleme sağlanması, kötü haber ise geleceğimizin ne kadar tehlikede olduğunu bilmemiz. Hükümetlere gönderilen mesaj açıktır" ifadesine yer verildi.

    'Felaketi örtbas edin' rüşveti!

    LONDRA AA
    İngiliz The Guardian gazetesi, petrol devi ExxonMobil tarafından finanse edilen bir Amerikan kuruluşu olan The American Entreprise Institute'un (AEI) BM tarafından 1988'de kurulan Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin dün açıklanan raporuna itiraz etmeleri için bilim adamları ve ekonomistlere 10 bin dolar para verdiğini yazdı.
    Haberde, AEI'nin ABD, İngiltere ve diğer ülkelerdeki bilim adamlarına, hafta başından beri 130 ülkeden delegelerin her kelimesi üzerinde pazarlıklar yaparak hazırladığı rapordaki eksiklik ve kusurlar konusunda ısrar eden makaleler karşılığında para vaat eden mektuplar gönderdiği belirtildi.
    Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli, 1988 yılında BM tarafından oluşturulmuştu. İklim değişiklikleri konusunda bilim çevrelerinin bütününün oluşturduğu en geniş uzmanlar grubu olarak kabul edilen grup ilk raporunu 2001'de yayımlamıştı.
    Haberde, AEI'nin, grubun raporunda her türlü akılcı eleştiriye muhalefet ettiğinden ve analitik çalışmaya ters düşen üstünkörü sonuçlar çıkardığından yakındığı, bu yüzden de bunu kınayan makaleler toplama arayışına girdiği belirtildi.
    AEI üyesi Kenneth Green de bu mektupların gönderildiğini doğrulayarak verilen yanıtların da bir dergide yayımlanacağını söyledi.

    'İçme suyu bile tehlikede'

    ANKA
    2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü nedeniyle bir mesaj yayımlayan Çevre Bakanı Osman Pepe, "Yurt genelinde yağışlar azalmış ve özellikle iç ve batı bölgelerimiz ciddi anlamda su sıkıntısı ile karşı karşıya kalmıştır. Sulak alanların korunması konusunda tüm kurum ve kuruluşlar üzerine düşen görevleri yerine getirmezlerse özellikle iç bölgelerimizde içme suyu temini dahi tehlikeye girebilecek ve çölleşme tehdidi ile karşı karşıya kalınabilecektir" dedi.
    Pepe, sulak alanların korunması konusunda ciddi bir bilincin oluşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek 2002 yılında çıkarılan yönetmelik ve 2005'te yapılan revizyonla Türkiye'nin "sulak alanlarını koruyan ülkeler" sıralamasında önemli bir yere çıkmasını sağladıklarını da söyledi.

    Buzullar eriyor!

    BM İklim Raporu dün açıklandı... Hava sıcaklığının artacağının belirtildiği raporda, buzulların da eriyeceği vurgulandı. Raporun yayımlandığı gün AP ajansı da 2004'te Alaska'nın kuzeyindeki kutup bölgesinde çekilen bu fotoğrafı yayına koydu. İki kutup ayısının dev buz parçalarının üzerinde görüldüğü fotoğraftaki bu görüntü, küresel ısınmaya karşı önlem alınmazsa, tarih olacak. Tarih olacak, çünkü buzullar yok olacak!





    GÜNCEL
    KURUYORUZ
    Dünyaya rezil olduk
    Hedef Erdoğan'dı
    Jandarma ve polis kapıştı
    'Muhbir abi'nin durumu karışık
    'Hayal de olay yerindeydi' iddiası
    SİM kartın sırrı
    Trabzon'da panel gerilimi
    İşte Trabzon'un uyarı yazısı
    Fransa'da Adnan Hoca şaşkınlığı
    Kol kola görüntünün ilk cezaları kesildi
    Dört şüpheli serbest kaldı






    Melih AŞIK
    En kalite bakanlık!
    İş müfettişi dostumuz dün telefonda ağlamaklı...
    Can Dündar
    Cerrah'a düşen...
    Sayın Cerrah!
    Hasan PULUR
    Adalet Bakanı da 301'den dertli...
    ADALET Bakanı Cemil Çiçek dertli...
    Çetin ALTAN
    "Saat durmuş ve ocak da tütüyorsa..."
    Bugün cumartesi, tatil günü.

    © 2006 Milliyet