
Meral TAMER
İstanbul Film Festivali'nde müzik ziyafeti
Dediler ki filmde 12 yaşındaki üstün yetenekli bir piyanistin öyküsü anlatılıyor; piyanistin kendisi de filmin galası için Türkiye'ye geldi, hatta küçük bir konser de verecek...
Aynı akşam Mevlana ile ilgili bir toplantıya katılacakken, son anda fikir değiştirerek İstanbul Film Festivali kapsamında yer alan Vitus filminin özel galası için Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nun yolunu tuttum.
Önce gerçek hayatta da çok yetenekli bir piyanist olan Vitus'un 14 yaşındaki başrol oyuncusu Teo Gheorghiu'den öyle "küçük" falan da değil, 1 saat süren dört başı mamur bir konser dinledik. Beethoven'ın ünlü Waldstein sonatı, ardından Chopin'den Barcarol ve son olarak da Ravel'den Gecenin Hortlağı...
Biraz da hayret içinde dinledik 14 yaşındaki papyonlu, yeni yetme erkek çocuğunun tertemiz, pırıl pırıl icrasını... Zira bizim asıl beklentimiz, onun filmdeki oyunculuğuydu.
Zaten İKSV Müzik Direktörü Yeşim Oymak, Teo'yu şimdiden takibe aldı; özellikle de piyano repertuvarının en zor parçalarından biri olarak kabul edilen Ravel'in son bölümünü dinledikten sonra... Teo'yu 2-3 yıl sonra Müzik Festivali'nin genç solistleri arasında görebiliriz.
Purcell'den film setine
Aynı akşam Vitus'un yönetmeni İsviçreli bağımsız sinemacı Fredi Murer'den Teo'yu nasıl bulduğunun öyküsünü dinlediğimizde ise şaşırtıcı olanın Teo'nun konser vermesi değil, filmde oynaması olduğunu anladık:
Murer senaryoyu yazarken, 12 yaşındaki dahi piyanist tamamen hayal ürünü bir karaktermiş. Ancak filmi çekme aşamasına geldiklerinde ille gerçek bir dahi çocuk bulacağım diye tutturmuş. Çünkü filmin belgesel tadında olmasını da istiyormuş.
12 yaşında bir Mozart
Yönetmen Murer, önce İsviçre'nin her yanında, ardından da Avusturya ve Almanya'da aramış dahi çocuğu, ama nafile. Gerisini kendi ağzından aktarıyorum:
"12 yaşında bir Mozart arıyordum. Tam bulmaktan umudumu kesmiştim ki, son olarak Londra'ya da uzanıp, orada üstün yetenekli genç müzisyenlerin eğitim gördüğü Purcell School'a bakayım dedim ve Kanada pasaportlu, Romanya kökenli, İsviçre'de doğmuş ve mükemmel İsviçre Almancası konuşan Teo çıktı karşıma..."
Ardından bir süre de Teo'nun 6 yaşındaki halini oynayacak çocuğu aramakla geçmiş. Ve ünlü sanatçı Bruno Ganz da Teo'nun büyükbabası olmayı kabul edince, güçlü bir senaryo ile seyirciyi uçuran bir günümüzün gerçek/masalı çıkmış ortaya.
Konseri dinledikten sonra sonra filmde, 5 yaşından beri mükemmel piyano çalan, yanı sıra dedesinin yaptığı kanatlarla uçmaya çalışan dahi çocuğun öyküsünü, daha bir keyifle ve gerçeklik duygusuyla izliyorsunuz. Çocuğun babasının şirketiyle ilgili insider bilgileri ve interneti kullanarak, borsada dedesine büyük paralar kazandırması ise pekâlâ bugünün gerçeği olabilir.
Beynimde lezzetini hâlâ hissettiğim bu özel gece, meğer İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı İKSV'nin 35. yıl etkinliklerinin ilk galasıymış.
Gerek Film Festivali'ne 3 yıldır sponsor olan Akbank'a, gerekse İKSV'ye İstanbullular adına teşekkürler ve nice yıllara diyoruz.
mtamer@milliyet.com.tr

