Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Temmuz 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İstanbul geçmişte nasıl yönetilirdi? (1)

Bu şehir hem Osmanlı hem Bizans idaresindeyken benzer bir teşkilatlanma ile idare ediliyordu. Bu iki imparatorluğun memurları halef selef gibidir

Fax: (0312) 427 20 64

Büyük şehrin tarihini camiler, hanlar, saraylar, kiliseler ve sinagoglar olarak görüyoruz; bu şarttır ama yeterli değildir. Bir kısmımız bunun üstüne güya sosyokültürel tarih yapıyor. Beyoğlu'nun şıklığı, Degüstasyon, Lebon Pastanesi, Çemberlitaş turşucusu, Kapalıçarşı muhallebicisi, Direklerarası Ramazan eğlenceleriyle fasıl tamamlanıyor. Bu tarihçilik efsane ve anılarla ve bazen muhayyel tasvirlerle gider.
Oysa İstanbul tarihi için her yer gibi önce topoğrafya ve coğrafya çalışmaları yapılmalıdır. İstanbul'un bu tür araştırmalarını ise 1930'lar ve 40'larda Meyer ve daha önce Oberhummer, 1950'lerden sonra Wiener-Müller gibi yabancı alimler yaptılar. İstanbul Edebiyat Fakültesi'nden Süha Göney hocanın konuya yaklaşımı ve katkısı oldu. Şehir coğrafyası onun uzmanlık alanıdır ve İstanbul'a da Alman coğrafyacıların yöntemleriyle bakmıştır. Özellikle son 50 yılda şehrin altüst olan yapısını anlayabilmek açısından bu çok önemlidir.

Osmanlı tarihçilerinin sınırlı İstanbul bilgisi
Şehrin abidelerinin tarihini ve semtlerinin oluşumunu anlamak ancak sağlam bir coğrafya bilgisinden sonra mümkün olur. Gerçek bir şehir tarihi bilgisi coğrafya ve toponomi bilgisi üstünde gelişebilir. Yoksa sadece Bizans'ı ve Osmanlı'yı bilenlerin bu şehrin tarihini kavrayabileceklerini söylemek mümkün değildir.
Nitekim bazı büyük Bizans tarihçilerinin Konstantinopolis üzerindeki gülünç tasvirleri ve bazı Osmanlı tarihçilerinin İstanbul bilgilerinin kıtlığını hayretle izlemek mümkündür.
Üçüncü bir safha İstanbul idaresinin bütün olarak ele alınmasıdır. Şehrin etinın, tahılının, bazı meyvelerinin, süt ürünlerinin, odun ve kömürün bazı müteahhitlere verilen mecburi tekellerle sağlanması, depolama ve satışın sıkı denetimi ile mümkün oluyordu.
Ortaçağların bu büyük metropolünde halkın beslenme ve ısınmasının temini iki imparatorlukta da benzer bir teşkilatlanma gerektirmiştir. Bizans ve Osmanlı memurları birbirlerini izleyen halef selef gibidir.
Asayişin sağlanması da önemliydi ve bu hiç kolay değildi. O çağların Avrupa ve Rusya'sında 5-10 bin nüfuslu şehirlerde bile yol kesmek, adam katletmek olayları çoktu. Bizans ve bilhassa Osmanlı devrinde İstanbul'un asayişiyse yerli yabancı herkesin belirttiği gibi mükemmele yakındı.

Yerel yönetimler zayıf, komşuluk mükemmeldi
Bu nasıl oluyordu; idarenin yapılanması bunda başlıca etkendir. Belediye ve yerel yönetim zayıftı ama komşuluk ve mahalle düzeni hep mükemmel oldu ve güvenliği sağlamakla görevli yetkililer emir yoluyla da olsa bu birimlerden kolayca destek görüyordu.
İstanbul hem kalabalıktı hem de birçok din ve dil burada bir arada yaşıyordu ve bu birliktelik İstanbul'un renkleri içinde oluyordu. Böyle bir muammanın tasvirini yapmak ve tarihini kurabilmek bildiğimiz tarihçi yöntem ve üslubunun çok üstünde bilgi edinmeyi ve yorum kabiliyetini gerektirir.
Bugüne kadar maalesef ulusal bünyemiz bu tip İstanbul tarihçilerini yetiştiremedi; yabancı tarihçilerin de bilgisi belirli yerlerde tıkanıyor ve yorumları gerçeği her zaman aksettirmiyor. İstanbul'un her köşesinde bilhassa surlara yakın kesimde her dini cemaatten yerleşme yerleri vardı.
Hatta son Marmaray kazıları dolayısıyla Yenikapı'da ortaya çıkan Theodosius Limanı'nın bile moloz ve alüvyonlarla dolduktan sonra üzerinde teşekkül eden mahallede, Müslüman ahali gibi Ermeni bir grup da mahalle kurmuştu. İstanbul şehri iki bin yıldır tarihin en usta biçimde örülmüş bir Babil kulesidir.
Gelecek yazımızda İstanbul idaresi ve semtleri üzerinde duracağız ve çeşitli cemaatlerin idare ve hayatına bir nebze değineceğiz.


PAZAR
Seçim ekranının yıldızı kim?
"160 bin dolar bahse girdim, kesin kazanacağım"
"Gençler en çok ilişkinin ilk günlerinde aldatıyor"
İstanbul'da aç gezip Anadolu'da çok yiyor
Kraliçe'yi kızdıran kadın
En yeni "oyuncaklar"
Hayatımıza farklı keyifler katan can dostumuz kitaplarımız!
Mendili kaldı yadigar
Karga tulumba "kurtarma"
"Yüreğiyle bakmalı insan..."
Meclis'e Baskın hazırlanıyor!
Venüs gerilerken
Yemek şahane olmasa da hayat güzel
İstanbul geçmişte nasıl yönetilirdi? (1)
100 kalori yakmanın 100 yolu





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli

   
© 2006 Milliyet