
Semih İDİZ
Ermeni iddiaları için önerilen hukuk yolu
ABD Kongresi'nde yeterince temsilcinin desteğini alan "Ermeni soykırımı tasarısı, Meclis Başkanı Nancy Pelosi tarafından gündeme alınırsa geçecektir. Pelosi'yi şu anda Irak ile ilgili gelişmelerin frenlediği söyleniyor.
ABD'nin Irak'tan çekilmesi halinde Türkiye'ye duyacağı ihtiyacın bunda belirleyici olduğu ifade ediliyor. Pelosi'nin tasarıyı Türkiye üzerinde bir baskı unsuru olarak elde tutabileceği de kaydediliyor.
Cuma günü CNN Türk'ün "Editör" programına katılan dışişleri kökenli MHP milletvekili Deniz Bölükbaşı konuyla ilgili olarak, "Savaş kaybedildi demiyorum, ama ciddi zemin kaybı oldu" ifadesini kullandı. Kanımca bu, "Savaş kaybedildi" demenin diplomatik yoluydu.
Dünyanın dikkatini çeken Orhan Pamuk ve Elif Şafak davaları, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki Ermeni konferansının engellenmesi, Hrant Dink cinayeti gibi gelişmeler de zaten bunu garantiledi.
Özetle, hiçbir ülkeyi, "manevi boyutu" itibariyle, bu konuda yanımıza çekebilmiş değiliz. İsrail ve İngiltere gibi ülkeler de zaten Ermeni soykırımını, olduğuna inanmadıkları için değil, ulusal çıkarları uğruna tanımıyorlar.
Türkiye dava açamaz
Gerçekçi olmaya çalışan Bölükbaşı da, "riskleri göze alarak artık hukuk yolunu düşünmemiz gerektiğine" inanıyor. İşin manevi boyutu bir yana, hukuki boyutu da, kısmen de olsa, Türkiye'den yana görünüyor.
Özellikle aşırı milliyetçi Daşnakların etkisinde olan Ermenilerin Türkiye'den hem tazminat, hem de toprak istedikleri biliniyor. Ancak önlerinde, geriye doğru işletilemeyen, 1948 tarihli "Soykırım Konvansiyonu" duruyor.
Ermenistan'ın, konvansiyona dayanarak Türkiye'yi dava etmemesinin, bunun yerine ulusal meclislerde kabul edilen soykırım tasarılarına güvenmesinin nedeni de bu. Zira "soykırım"ı konvansiyon yoluyla tescil ettirse bile, Türkiye'ye karşı herhangi bir kolektif yaptırımın uygulanamayacağını da en yüksek mahkeme yoluyla "kodifiye ettirmiş" olacak.
Bölükbaşı'nın önerdiği hukuk yoluna gelince, burada Türkiye'nin, soykırımın olup olmadığını tespit etmek amacıyla bir dava açması söz konusu değil. En azından biz öyle anlıyoruz. Bu zaten Türkiye'nin işi değil.
En iyi yol, Ortak Komisyon
Söz konusu olan, Türkiye'nin soykırım tasarılarını kabul eden ülkeleri dava etmesidir. Argümanı da şu olacaktır: "'Soykırım' hukuki bir tabirdir. Hiçbir uluslararası mahkeme 'Ermeni soykırımı'nı tespit etmediğine göre, ulusal meclislerin aldıkları kararlar uluslararası hukuk açısından geçersizdir."
Bölükbaşı'nın sözünü ettiği "risk" ise, Türkiye'nin açacağı bir davanın aynı zamanda bir "Soykırım oldu mu, olmadı mı?" davasına dönüşmesidir. Bu davadan "Soykırım oldu" sonucunun çıkması da olasıdır.
Çıkarsa, dediğimiz gibi, bunun bir uluslararası yaptırımı yoktur. Fakat "Ermeni soykırımı" yine de bir uluslararası mahkeme tarafından tescil edilmiş olacaktır. Türkiye'yi bağlamasa da, Ermeniler bunu kuşkusuz ulusal düzeyde kullanmaya çalışacaklardır.
Bizce Türkiye'nin hukuk yoluna gitmesi aslında hatalı olur. En iyi yol Ankara'nın önerdiği "Ortak Tarih Komisyonu"dur. Bunun bize göre nedenlerini de bir sonraki yazımızda ele alacağız.
sidiz@milliyet.com.tr

Cafe