
Taha AKYOL
Objektif
Mübeccel Kıray ve sosyoloji
TÜRKİYE'DE sosyoloji ilmini Ziya Gökalp ve Prens Sabahattin kurdular. Siyasi tarihimizdeki iki ana damarı da yansıtırlar.
Sosyologlarımızın ikinci neslinde, bir yanda Z. Fahri Fındıkoğlu, Mümtaz Turhan, Hilmi Ziya Ülken, öbür yanda Nurettin Şazi, Tütengil ve Mübeccel Kıray vardır.
Mübeccel Kıray'ı geçtiğimiz cumartesi günü toprağa verdik. Kendisini saygı ve rahmetle anıyorum.
Hukuk okuduğum için bilfiil öğrencisi olmadım. Ama ünlü ve klasikleşmiş "Ereğli, Ağır Sanayiden Önce Bir Sahil Kasabası" adlı eserini okudum tabii. Bazı makalelerini de okudum.
Kendisiyle tanışma şerefini bir açık oturumda kazandım. Elini öptüm, saygımı sundum. "Ereğli" çalışmasından bahsettim, çok memnun oldu. İltifatını da esirgemedi.
Yoksulluk kültürü
İktisat Fakültesi Mezunlar Derneği'nin 2005 yılının 15-17 Aralık günlerinde düzenlediği "İktisat ve Yoksulluk" panelinde iki dev isim, Prof. Korkut Boratav ve Prof. Mübeccel Kıray konuşuyor. Üçüncü konuşmacı benim! Amatör bir sosyoloji meraklısı için elbette zordu ve aynı zamanda bir onurdu.
Bilhassa Prof. Korkut Boratav'la aramızda önemli görüş farkları vardır. Mübeccel Hoca tabii Boratav'a daha yakın düşünüyordu.
İkisi de sadece 'dolu' değil, aynı zamanda saygı duyduğum şahsiyetler... Görüş farklarının kibarca seslendirildiği bir panel oldu.
Prof. Mübeccel Kıray hem büyük bir sosyolog hem bir hanımefendi... Konuşmasında, Latin Amerika kültürü üzerine araştırmalar yapmış olan Oscar Lewis'den hareketle "yoksulluk kültürü"nü anlattı. Benim de biraz kitap karıştırdığım bir konu.
Sosyolog Prof. Orhan Türkdoğan Hoca'nın da bu konuda araştırmaları vardır.
"Yoksulluk kültürü" geleneksel tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişin o çok uzun ve sancılı sürecinde oluşuyor.
Geleneksel 'kadercilik'le ilgisi yok. Ama girişim ruhunu, iş fikrini öldüren, kural dışı davranışları ve beklentileri üreten, bu yüzden de kalkınmanın gerektirdiği dinamizm ve rasyonel çalışma kültürüne uymayan bir algılama ve davranış kalıbı...
Geçiş toplumu
Prof. Kıray ülkemizde sosyoloji biliminin aydınlanmacı-pozitivist kanadında yer alır. Çevresinde "cumhuriyet kızı" gibi deyimlerle nitelenmesi bundandır.
Şüphesiz gerçek bir sosyologdu.
Temel ilgi noktası, geleneksel tarım toplumundan modern sanayi toplumuna geçiştir. "Karabük" araştırması bu sosyoloji dalının ülkemizde klasikleşmiş örneklerinden biridir.
"Tampon kurum" kavramını sosyoloji dilimize sokan da Prof. Kıray'dır.
Sanayi toplumu kurumlar ve örgütler toplumudur; birey kendini bir kurum, bir örgüt içinde bulur: Meslek kuruluşu, SSK, şirket, sendika, parti... Halbuki "yoksulluk kültürü"nde bu tür örgütlenmeler yoktur; akraba, hemşerilik, etnik ve dini cemaat, hatta bir ölçüde mafyöz oluşumlar bireyle devlet ve toplum arasında bir "tampon kurum" gibi çalışırlar; işlevleri vardır yani!
Kıray'ın "Değişen Patronaj Kalıpları" ve "Kentlerdeki Eski-Köylülerin Varlığını Sürdürme Stratejileri" gibi çalışmaları da bu konulardadır.
Artık eserleriyle, okuyanlarıyla yaşayacak. Saygıyla anıyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe