SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

BAYRAMLIK TAVSİYE

.

Milliyet Haber

Kendinize ve sevdiklerinize bir iyilik yapın, İlber Ortaylı’nın, 12-25, 25-40, 40-55 ve 55 yaş sonrası olarak dört bölüme ayırdığı, yaşam tavsiyeleriyle yüklü ‘Bir Ömür Nasıl Yaşanır?’ kitabını bayram hediyesi olarak alın. Hele ki çevrenizdeki, ergenlik çağına gelmiş tüm öğrencilerin ellerine bayram harçlığı niyetine, bu eseri sıkıştırın. Hangi yaş için olursa olsun, bu kitapta ilham alınacak, hayata tutunacak dal uzatan çok tavsiye var ama özellikle gençler için gelecekteki yaşam kalitelerini artıracak, ‘keşke’leri azaltacak, sağlam bir kimlik oluşturmaya ışık tutacak öyle anahtar öğütler var ki... Yaşamını kendi elinde tutmak isteyen ve sonra yapmadıkları için pişman olmak istemeyenler için, bu bayram tatilinde, tatlı niyetine, hediye yerine, harçlık diye ‘Bir Ömür Nasıl Yaşanır’ kitabını paylaşmak, tam ‘bayramlık’ bir tavsiye...
İşte, okuyanı, Ortaylı’yla sohbet halinde kavrayan, su gibi akarak yaşam enerjisini coşturan bu kitaptan, plajda, uykudan önce, gecenin rehavetinde, durup durup yeniden okuduğum, altını çizerek baş ucumda tuttuğum birkaç alıntı paylaşıyorum sizinle... Gerisini, bayram tatilinde sizin tamamlamanız dileğiyle...
“Birçok iyi fikir insana rüyada gelir, birçok problemi rüyada çözersin. Trende hakikaten verimli düşünürsün. Uçakta okurken de iyi düşünürsün. Düşünmesini bilirsen, rüyada da düşünürsün. Matematikçiler, satranççılar bunu çok yaşar. Bu çok enteresan bir durumdur ama yaşanır. Bana da birçok fikrim rüyada gelmiştir. O yüzden rüyalar konusunda biraz daha dikkatli olun. Rüya deyip geçmeyin, nitekim onların sürpriz bir şekilde işe yaradığı çok an vardır. Meselenin özü düşünmeyi bilmektir; kafanı açık tutmak, daha çok da kafanı açık tutabileceğin anları aramaktır. İşte trende manzara yanında uçup giderken, böyle bir rahatlığa kavuşabiliyorsun. Düşünmeyi bilmek biraz da budur. Ama tam da o anda telefonunu açıp bakarsan yandın, ortada ne düşünce kalır ne de başka bir şey!”
n “Entelektüel olmak için işinle, aşınla, mesleğinle ilgili konuların dışında kalan şeylere ilgi duyarsın; onlara da zaman ve para ayırırsın, farklı şeyler öğrenirsin. Bunlar illa kitabi mevzular değildir. Müzik yaparsın mesela, vals yahut tangoya merak salarsın. Kendinizi geliştirmek istiyorsanız, işinizle gücünüzle ilgili olmayan konularla da ilgileneceksiniz. Mühendis de olsanız örneğin, coğrafyayla, tarihle uğraşacaksınız, müzikten anlayacaksınız, dans edeceksiniz. Milletin halini dert edineceksiniz.”
“İnsan ancak önündeki modele bakarak kendini belirleyebilir. O model başka dünyalar kurabilen biriyse, sen de o dünyaya adım atabilirsin.”
“Aydınlığın bir başka şartı da hukuk bilmektir.”




Dil bilmenin önemi ve gençlere öneriler
“Yabancı dil meselesini, 25’inize gelmeden çözmeniz gerekir. Bu temel bir konudur, gecikirseniz, geçmiş olsun. Elbette sonradan da öğrenebilirsiniz ama aynı kolaylıkla ve kavrayışla değil.”
“Bir dil sadece gramer kitaplarıyla öğrenilmez. Farklı kaynaklar kullanmayı da bileceksiniz.”
“Dil çok önemli... İçinde bulunduğunuz çevreyi dilinizle yırtacaksınız. Dil insanı kafesinden çıkarıyor.”
”Bir tane dil bilmek yetmez. Bir dil biliyorsanız, ortalıkta dil bildiğinizi söyleyerek pek dolaşmayın. Bir dili herkes biliyor. Elbette öyle 9-10 tane değil ama en az 2-3 yabancı dil bileceksiniz ve bunların hakkını vereceksiniz. Şimdi herkes İngilizce biliyor ama yetmez. Dil, dünyanızı rahatlıkla değiştirir; sizi farklı, belki hayal bile etmediğiniz yerlere taşıyabilir. En az 2-3 dil bileceksiniz.”
“Şimdi bırak uzmanı, okurun bile kalitesi artıyor. Sadece Fransızca ve Almanca değil; İtalyan arşivlerine giren gençler var, İspanyolca’cıları görüyorum. Yoklardı,
artık varlar.
Dahası, bu bugün başlamış bir süreç değil; 80’lerin başından beri böyle bir eğilim var ama artık hızlandı; 10 seneye kalmaz sonuçlarını göreceğiz. Bu gençler, İngilizce’yle geçinenleri sahadan atacaklar. Müthiş bir patlama yaşanacak. Bu tür meraklı gençlerin varlığı, hakikaten hoşuma gidiyor.”
Ortaylı’nın bildiği diller konusu...
“Bir Avrupa Üniversitesi’ndeki tarih veya hukuk profesörü ne kadar dil biliyorsa, o kadar biliyorum. Mükemmel, iyi derecede, efsanevi diye bir şey yok; buna gerek de yok. ...
Çoğunu kendi kendime, bazen de yakınlarımın yardımıyla öğrendim. Mesele erkenden öğrenmektir.
Almanca’ya 11 yaşında başlamıştım, 14’üme geldiğimde artık Almanca kitapları okurdum. Alman kütüphanesinde oturup bol bol okurdum. ...
İngilizce’ye Fransızca’ya nispeten geç başladım. O Fransızca ne güzel lisandır! Daha güzeli yoktur diyemem, çünkü var. Latince’nin kendisi daha güzeldir.”
n “Atatürk, yabancı dile ayrı önem vermiştir. Çok iyi derecede Fransızca ve yeterli derecede Almanca biliyordu. Rumca ve Bulgarca’ya aşina idi. ... Atatürk’teki ‘Rumeli inadı’ diyebileceğimiz, ‘olmalı’ dediği an ‘olabilir’ seçeneğini ortadan kaldıran irade, bugün herkese lazımdır.”

Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın ‘Bir Ömür Nasıl Yaşanır?’ isimli kitabı, geçtiğimiz şubat ayında raflardaki yerini almıştı.






Yazarın Diğer Yazıları

  1. SAĞIM SOLUM, ÖNÜM ARKAM PLASTİK!
  2. TATİL İÇİN BODRUM CİVARINDA OLANLAR...
  3. EVLİLİK TEKLİFLERİNDEN SOĞUDUK!
  4. BAYRAMLIK TAVSİYE
  5. 18 MART’TA DİJİTAL SANSÜRÜN HABERİNİ VERMİŞTİM
  6. İNSAN GİBİ YAŞAMAK...
  7. BİR ‘HARİKA ÇOCUK’ TAKDİMİMDİR...
  8. BUZ DEVRİ...
  9. BU ‘CAN’LARA KIYMAYIN!
  10. ÜNİVERSİTE HEYECANI DORUKTA, PEKİ YA SONRA?

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.