SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Özgürlük mü korkaklık mı?

.

Milliyet Haber

On yedi yıl önce “Asmalı Konak”ta ikili olarak izlediğimiz Eylem Yıldız ve Burak Altay, Kavim Tiyatro çatısı altında bir araya geldikleri “İsimsiz” adlı oyunda kadın erkek ilişkilerine dair hayatın bir noktasında herkesin sorduğu sorular soruyorlar

Kadın erkek ilişkilerine dair sorulmadık soru, bulunmadık cevap kaldı mı diye düşünmek mümkün aslında. İnsanın yalnız olamama, biriyle de duramama hali ebedi ve ezeli bir mesele. Hele o beraber durman, bir evi, bir hayatı paylaşman, gelecek planları yapman gereken kişi seninle taban tabana zıt bir duygu ve düşünce yapısına sahip, adeta farklı gezegenden gelmiş bir karşı cins ise.

Mesele bu kadar ortak, çözülmesi de bu kadar zor olunca, edebiyattan sinemaya sürekli karşımıza çıkması da kaçınılmaz oluyor tabii. Özellikle de şehir insanının gittikçe yalnızlaştığı bir dönemde. Ve hâlâ her bakış açısıyla yeni kapılar açılabiliyor önümüzde. Alman yazar Tilla Lingenberg’in 2011 yılında, “özgürlükler” konulu 3. Augsburg Oyun Yazarlığı Yarışması için yazdığı “İsimsiz” adlı oyunda olduğu gibi.

Karakterler de isimsiz

Kahramanlarımızın da oyun gibi isimleri yok, bir kadın ve bir erkek. İkisi de oyuncu. Yıllarca muhtelif ödenekli tiyatrolarda çalıştıktan sonra isyan bayrağını çekip kendi tiyatrolarını, “kendi fakir ama özgür” krallıklarını kurmuşlar. Bir yazara ya da yönetmene verecek paraları olmadığı, elektrik su paralarını ancak ödedikleri için doğaçlama yöntemiyle oyunlar çıkarıyorlar ama kendi keyiflerinin kâhyası olmanın tadı başka. Hatta durumu erkek karakterin ağzından aktarmak isterim, bakın nasıl da tanıdık: “Burada ne oynayacağımıza, ne zaman oynayacağımıza, hangi sıklıkta oynayacağımıza biz, kendimiz karar veriyoruz. Öyle lütfedip rol verecek, kafasına esince rol vermeyecek, adamın sinirini kaldıracak genel sanat yönetmeni falan yok burada... Sen şimdi lamba ol, sen şimdi komadaki hasta ol falan. Çok gördük bunları. Muhteşem roller oynadık, iyi oyunlar oldu, kibar meslektaşlar filan, her şey tamam. Ama özgür değilsin ki...”

Oyunun çevirisinin Devlet Tiyatrosu’nun değerli yönetmenlerinden, uzun bir dönem genel müdürlük, İzmit Şehir Tiyatrosu’nda da genel sanat yönetmenliği yapmış Yücel Erten’e ait olması olaya ayrı bir keyif katıyor tabii. Eylem Yıldız ile Burak Altay’ın yıllardır Devlet Tiyatrosu’nda oynadıktan sonra kendi kanatlarıyla uçuyor olmaları da cabası. Yani bu yönüyle adeta bu ikili için yazılmış bir metinle karşı karşıyayız. Kurum tiyatrolarında kırk yıl boyunca döne döne oynanan oyun örnekleri bile Türkiye için özel seçilmiş gibi. Bakınız “Kontrabas”, bakınız “Açık Aile”. Gözler “Salıncakta İki Kişi”yi aramakta.

Bu kısım oyunun bir boyutu. Diğer boyutta da mesleki beraberlikle aşk ilişkisini birlikte götüren ikilinin hayattan beklentileri var. Kadın biyolojik saat ya da geçmekte olan yaş nedeniyle bir çocuk sahibi olmak isterken, erkeğin ona sunup sunabildiği bir tek kişilik oyun. Biri diyor “Sen çoğalmak istemiyor musun? Geleceğe kalmak istemiyor musun?”, öteki diyor, “Al sana tek başına sahnede olacağın bir rol, bundan âlâ geleceğe kalmak mı olur?” Biri için sevgilerinin kanlı canlı kanıtı bir bebek, diğeri için iyi giden ilişkilerinin potansiyel katili.

Paralel iki ilişki

Biz de bir yandan aralarındaki bu pinpon maçı gibi giden atışmayı izlerken, bir yandan doğaçlayarak çıkarmaya çalıştıkları oyunun içinde buluyoruz kendimizi. Orada da Alman bir kadınla bir intihar eylemi planlamakta olan göçmen sevgilisinin ilişkisi süregitmekte.

“İsimsiz”, paralel giden her iki ilişkiye dair de ilginç detaylar barındıran, etkileyici cümleler kuran ve evladiyelik sorular soran bir oyun. Özgürlük bencillik midir? Çocuk sahibi olmak istememek korkaklık mıdır? Biz olabilmek için nelerden feragat etmek gerekir? İşte size üç tanesi. Daha çoğu da oyunda mevcut. Erkeğin çocuk istememe hakkına da kadının çocuk istemesine duyduğu kadar saygı duysa bence daha iyi olurdu, biraz “Çocuk istemeyen bencildir” sonucu çıkarmaya müsait bir metin. Keşke daha dengeli ve adil yaklaşsaydı karakterlerine. Ama Yücel Erten’in Türkçesi sayesinde kulağa asla çeviri gibi gelmeyen, su gibi akıp giden diyaloglara sahip.

Kerem Çetinel’in dekor tasarımı son derece pratik ve işlevli. Ebru Tartıcı Borchers’ın yönettiği oyunda yükün büyüğü oyuncuların sırtında. Son derece parlak iki oyuncu olan Eylem Yıldız ile Burak Altay yılların arkadaşlığı, birlikte hem “Asmalı Konak”ta hem daha sonra Devlet Tiyatrosunda oynamış olmanın da verdiği rahatlıkla daha ilk oyunda müthiş bir uyum yakalamışlardı. İkisinde de mevcut olan komedi damarı sayesinde gayet keyifle izlenen, eğlenceli bir oyun çıkmıştı ortaya.

Her şeyden önce, Eylem Yıldız’ın kurduğu, Uğur Yücel’in isim babalığını yaptığı Kavim Tiyatro’nun Burak Altay’ın da ortaklığıyla devam edeceğinin müjdecisi bu oyun. Uzun ömürlü olmasını dilerim.

İSİMSİZ KAVİM TİYATRO

Yazan: Tilla Lingenberg

Çeviren: Yücel Erten

Yöneten: Ebru Tartıcı Borchers

Yönetmen yardımcısı: Tuba Aydın

Dekor ve ışık tasarımı: Kerem Çetinel

Kostüm: Dilek Kaplan

Müzik: Burak Olçaray

Fotoğraflar: Okan Erkmen

Asistan: Oya Ünal

Oynayanlar: Eylem Yıldız, Burak Altay

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Serçe bir kez daha havalanıyor
  2. Kadınlar değil, katiller
  3. Muhabbetimizi artıran şarkılar
  4. Esin perisinin isyanı
  5. Şaka nedir, taciz nedir?
  6. Ben ölünce mi?
  7. Hikâye kime aittir?
  8. Ah güzel aldırmazlık
  9. Şeytan aldı götürdü
  10. Lolita kendi hikâyesini anlatsaydı

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.