17. Uluslararası Piyano Festivali için Antalya’daydım. Eskiden AKM’de oluyordu Piyano Festivali’nin konserleri. Sanat yönetmenliğini Gürer Aykal’ın üstlendiği etkinliğin konserleri bu yıl ‘konser arenası’ Expo’ya taşındı.

Konserlerin daha büyük, yeni ve konforlu salonda yapılması güzel. Keşke en öndeki dinleyicilerle sahne arasındaki mesafe o kadar çok olmasa. Belli ki çok amaçlı bir salon burası. Sadece konserler için yapılmamış. Hiç değilse bu tür konserlerde sahne biraz daha dinleyiciye yaklaştırılsa ve eskiden AKM’de olduğu gibi sıcak bir ortam oluşsa.
Antalya Devlet Senfoni Orkestrası ve Şef Darrel Ang yönetiminde solist Gökhan Aybulus’un verdiği konser muhteşem, Singapurlu müzisyeninse ‘Home’ şarkısından önce söyledikleri süperdi.

ANG: DÜNYAYA  ÖRNEK OLDUNUZAng, “Her seferinde bu ülkeye gelmek için sabırsızlanıyorum. Ne zaman çağırsanız, seve seve gelirim” diye başladığı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yuvam olan ülkemden, Singapur’dan size getirdiğim bu şarkının adı ‘Home’ (Ev)… Yuvalarına aşık insanlarla ilgili bir şarkı bu. Benim için yuva, dönüp dolaşıp gideceğim yerdir. Siz de evlerini terk etmek zorunda olan milyonlarca insana ev olarak dünyaya mükemmel bir örnek oluyorsunuz. Bu yüzden hepinize çok teşekkür ediyorum. Bu şarkı sizin için.”

ANTALYA EXPO iZLENiMLERiM

Antalya’ya gelmişken, açılmadan çalışmaları yerinde görüp, bu sütunlarda detaylı olarak yazdığım Expo’yu da gezdim.

Gördüğüm o ki devlet, ilk kez bir Expo düzenlemenin heyecanı ve gururuyla mükemmel bir iş yapmış.

Ama gelin görün ki devlet, tesis yapma konusundaki becerisini, ona ruh katmak, işletmek, tanıtmak ve PR konusunda gösteremiyor.

ANG: DÜNYAYA  ÖRNEK OLDUNUZ

Mimarisinden peyzajına her şey mükemmel.

Görüntü süper, ama ses yok. İnsanlara konserler dışında cazip gelecek aktivite yok.
8 milyon ziyaretçi beklenen Expo’ya şimdiye kadar gelenlerin sayısı 3 milyonu yeni aştı. Bu rakamdan 60 konser için Expo’ya gelenleri çıktığınızda tablo vahim, ama kimin umrunda?

Expo yöneticilerinin her biri sanırsın ‘Politbüro’ üyesi. Burnundan kıl aldırmıyor hiçbiri.
20’si yabancı diğerleri yerli sanatçı ve grupların sahne aldığı 60 konsere toplamda kaç kişinin geldiği, bu rakamın Expo girişine dahil olup olmadığına dair birkaç soruma yanıt almak için aramadık yer bırakmadım.

Basın müşavirliğinden genel sekreter Fırat Işık’a kadar herkesi aradım. Kimine ulaşamadım, kiminden yanıt alamadım. Teması ‘Çiçek ve Çocuk’ olan Expo’yu ülkemizin yaşadığı sorunlar yüzünden mecburen konser arenasına çevirmelerine itirazım yok.

Madem ki ‘çocuk, çiçek bahane, konserler şahane’, o zaman onları layıkıyla tanıt, yaptıklarını pazarla…

Dünya’dan 20, Türkiye’den 40 ünlü şarkıcı ve grubu parayı bastırıp Expo’ya getiriyorsan ve bu işin bile tanıtımını hakkıyla yapamıyorsan, yazık bu milletin parasına…

300 BİN KADININ ŞİDDET KORKUSU

Vodafone Türkiye’nin 2014’te başlattığı ‘Kırmızı Işık’ adlı bir uygulama var.
Bunun tek amacı var, o da Türkiye’nin değişmeyen sorunlarından olan ‘kadına şiddet’in önüne geçebilmek.

ANG: DÜNYAYA  ÖRNEK OLDUNUZUygulamayı indiren kadın, alarm verdiği anda aranacak üç numarayı kaydediyor. Kullanıcı, telefonunu üç kez şiddetli şekilde salladığında ‘Kırmızı Hat’ devreye giriyor. Polis, harita üzerinden sinyalin geldiği yeri saptayıp, alarmı veren kadının yardımına koşuyor.

Vodafone Türkiye’ye uluslararası alanda ödül getiren bu uygulamayı şimdiye kadar indiren kadın abone sayısı 300 bini çoktan aştı.

Ne demek bu?

Vodafone abonelerinden bu kadar kadın, her an bir şiddete maruz kalacağını düşünüp, önlem alıyor.

‘Kırmızı Işık’, uygulamayı indirenlere tehlike anında telefonun tuşlarına basmadan, üç kez sallayarak, kullanıcının bu amaçla kaydettiği üç numarayı arıyor.

Sosyal sorumluluk projesi anlamında Vodafone Türkiye için gurur vesilesi olan bu durum, ülkemizde kadına yönelik şiddetin geldiği noktayı göstermesi açısından da ibret verici. Her yıl erkek şiddeti sonucu 300’den fazla kadının öldüğü bir ülkede 300 bin kadının aynı akıbeti yaşamamak için ‘Kırmızı Işık’tan medet umması acı, ama gerçek…