BİR ÇAPKINA AŞIK İKİ KADININ SAVAŞI

Oya Başar, 25 yıl sonra tiyatro sahnesine bir döndü, pir döndü... Başar’ın Begüm Birgören’le birlikte ‘Plastik Aşklar’ adlı oyunla tiyatroya yeniden “Merhaba” diyeceğini ilk yazarken merak etmiştim nasıl bir komedi olacağını...
‘Plastik Aşklar’ın İstanbul prömiyerinin Kadıköy’deki Baba Sahne’de olacağını öğrenince yerimi ayırttım.
Şevket Çoruh’un dizi ve filmlerden kazandığını yatırdığı Baba Sahne’ye de bu vesileyle ayak basmış oldum. Klasik tiyatro ruhuna uygun çok şık ama bir o kadar da sıkışık bir tiyatro...
Oyunun Baba Sahne’deki ilk gösterimini izlemeye gelenler arasında birçok ünlü vardı. Ali Cüneyt Kılcıoğlu’nun yazdığı, Orçun Ucal’ın yönettiği, Performance Of Anatolia-Latif Koru’nun yapımcılığını üstlendiği proje, orta yaşlı bir adamın boşandığı yaşıtı eşi Alev’le genç sevgilisi Sezen arasında geçen şahane bir
komedi.
‘Plastik Aşklar’, gönül verdikleri erkek gibi kaderleri de aynı iki kadın arasındaki kuşak farkı üzerine sörf yapan, kıskançlıkla başlayıp, dostlukla biten, izleyene bolca kahkaha attıran bir oyun...
Adından da anlaşılacağı gibi günümüzün suni ve plastik ilişkilerini anlatan oyuna perdedeki ekrandan renk katan iki oyuncu daha var. Emre Karayel’in rolü, ekrandan komik haberler sunan spiker. Okan Bayülgen ise aynı taktiklerle kendine aşık ettiği kadınları aldatan erkek rolünde.

Yüksel Uzel sürprizi

‘Plastik Aşklar’ bitti, salon yavaş yavaş boşalmaya başladı. Tek şeritli çıkışta nihayet sıra bana geldi. 1-2 adım attıktan sonra koltukta oturan beyaz saçlı bir kadın önce “Ali” diye seslendi, sonra kendini tanıttı: “Yüksel Uzel.”
Müziği bıraktığı 90’lı yıllardan beri canlı olarak görmediğim, yerleştiği Güney Afrika’nın Johannesburg’daki yaşamına dair haberlerini okuyup, izlediğim sanatçı, selam verip, kendini tanıtmasaydı, geçip giderdim.
80’li yıllarda büyük gazinoların iş yapan assolisti, sonraki yıllarda Turgut Özal ve ailesinin gözdesi olan Uzel’le o dönem iyi hukukum vardı.
Uzel, sanat yaşamının en parlak döneminde, yaşadığı sağlık sorunu yüzünden sahnelere veda ettiğinde 38 yaşındaydı.
Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın araya girmesiyle dünyaca ünlü Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in İsviçre’de yaptığı beyin ameliyatından sonra Uzel, müziği bırakmakla yetinmeyip, ülke bile değiştirdi.
Güney Afrika’nın Johannesburg şehrinde yaşayan sanatçıyı neredeyse çeyrek asır sonra ve de mutlu görünce, ben de mutlu oldum. Yanında kızı Arzu ve 11 yaşındaki torunu Nur Kemal de vardı. Uzel, İstanbul’da kısa süre kaldıktan sonra Güney Afrika’ya döneceğini söyledi.

MÜZEDE KOMEDİ

Beyoğlu’ndaki İstanbul Modern’in ikinci katındayız. Ziyarete kapalı olduğu saatte müzede bulunmamızın sebebi, Mastercard’ın üyelerine sunduğu ‘Paha Biçilemez İstanbul’ projesi kapsamındaki Çağlar Çorumlu’nun ‘Yorgun Cümleler Günlüğü’ performansı. Müzenin duvarları her zamanki gibi çağdaş sanat eserleriyle dolu. Birleştirilmiş iki alışveriş sepetinin arkasında dev ekranda dönen görüntüler, duvarlardaki tablolarla uyumlu. Sahneye çıkan Çağlar Çorumlu, Arjantinli yazar, yönetmen Rodrigo Garcia’nın kaleme aldığı, Nefrin Tokyay’ın yönettiği, TiyatrOps’un ‘Yorgun Cümleler Günlüğü’ oyununu sergiledi. Proje gibi, müzede komedi izlemek ilginç bir deneyimdi.

GÜNÜN SÖZÜ

“Ünlü olmak, çok az insanda hasar bırakmayan bir şeydir.”