Netflix Türkiye, dijital platformun iddialı yeni projesi ‘The Irishman’ filmi için Kanyon Cinemaximum’da özel bir gösterim düzenledi.
Kanyon Cinemaximum’da çok film galası ve özel gösterime gittim. Netflix’in sinemalarda vizyona girmeyip, sadece dijital platformda yayınlanacak bir filmin özel gösterimine bayağı masraf yapıp özen gösterdiğinin altını çizeyim.
Büyükdere Caddesi’nden AVM girişine kadar başrol
oyuncularının adları yazılı kırmızı halıda yürüyen davetliler, içeriyi girince 1960’lı 70’li yılların Amerika’sıyla karşılaştı. O yılların Amerika’sını yansıtan dekor, şarkılarını çalıp söyleyen orkestra, davetlilere dağıtılan ve kamyoncular sendikasının lideri Jimmy Hoffa’nın kayboluşuna dair haberlerle dolu dört sayfalık tabloid ‘The Irishman Dally’ gazetesi, Netflix’in filme verdiği önemin göstergesiydi.

3.5 saatlik başyapıt

Çünkü Martin Scorsese’nin yönettiği ‘The Irishman’ filminin başrol oyuncuları Hollywood’un en ünlü aktörleriydi. Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci’yi buluşturan 3.5 saatlik film, Amerikan tarihinin aydınlatılmamış sendika lideri Jimmy Hoffa’nın kayboluş öyküsünü anlatıyordu.
Nuri Bilge Ceylan’ın üç saat dokuz dakikalık ‘Ahlat Ağacı’nı Soho House’daki özel gösteriminde sonuna kadar izledim, ama en sevdiğim iki aktörü buluşturan ‘The Irishman’de ‘The End’ yazısını göremeden salondan ayrıldım. Aklım efsane filmin sonunda kaldı, ama devamını Netflix’te izlemek gibi bir şansım vardı.
Film başladığında saat 20.40’tı. Saat 23.00’te kan şekerimin düşmeye başladığını fark edip, bir şeyler atıştırmak için salondan çıktım. Davet sahibi Netflix Türkiye yöneticileri, 1.5 saat daha sabretmemi söyleyince, yanıtım şu oldu:
“Haklısınız. Netflix abonesi olmasaydım; Al Pacino ve Robert De Niro, en sevdiğim iki aktörü buluşturan bir başyapıtın devamını iki gün sonra evde seyretme alternatifim olmasaydı, kan şekerimin düşmesi pahasına ‘The End’i görmeden salondan çıkmazdım. Öyle bir seçeneğim olduğu için riske girmedim.”

DEMET ÖZDEMİR, YENİ DİZİSİYLE ŞAŞIRTACAK

‘The Irishman’in özel gösteriminde karşılaştığım TV8 Genel Müdürü Aslı Çini, ayaküstü sohbetimizde İbrahim Çelikkol ile Demet Özdemir’in oynadığı yeni dizileri ‘Evim’le ilgili şunları söyledi:
“OG Medya’nın çektiği dizi şahane bir iş oldu. İlk teaser’larını hafta sonu yayınlayacağız. İzle de gör, oynadığı komedi dizileriyle yıldızı parlayan Özdemir’in dramada nasıl başarılı olduğunu.”
Sosyal medyada Çelikkol’la Özdemir’in ideal bir çift olmayacağına dair yorumları hatırlattığımda Çini, “Projedeki rol tam da Çelikkol’a göre... Dizi izleyicilerinin seveceği bir iş çıktı ortaya” dedi.

EMMY’NİN TOZLARIN IALMAYA TALİP OLDU

Toplumdaki ayrışma yüzünden Türkiye epeydir hasretti sevinçte ve tasada bir araya gelmeye... Haluk Bilginer ‘Şahsiyet’ dizisindeki performansıyla, 47’nci Uluslararası Emmy Ödülleri’nde ‘En İyi Erkek’ oyuncu seçilince nihayet oldu bu...
“Asıl Emmy Ödülü değil o... Partnerleri arasında ‘Şahsiyet’in yapım şirketi Ay Yapım’ın da olduğu ‘IEmmy Ödülü’ (International Emmy Awards) o” şeklindeki az sayıda eleştiriye rağmen, toplumun her kesiminden Bilginer’e tebrik geldi. Emmy Ödülü kazanan Bilginer, yıllardır Türkiye’de ‘Erkek oyuncu’ denildiğinde, adı ilk telaffuz edilen bir sanatçıydı. Ödülün toplumun her kesiminden bu denli destek görmesinin altında yatan şey belki de buydu...
Sosyal medya aracılığıyla Bilginer’i tebrik edenler
arasında en ilginç paylaşım
İrem Sak’tan geldi:“İrem dese, gel Emmy’nin tozunu al, derim Haluk Bey, kaç gibi müsait ev, en fiber bezlerimle oradayım” diye yazdı.

GÜNÜN SÖZÜ

“Hava soğudu. Kasımın son günleri... Kar yağacak, bembeyaz olacak unutulmuşluğum.” (Edip Cansever)