KİTAPTA SIFIR KDVKeşke... Ama nerede! Tersine, yeni yeni hayatımıza giren düzenlemeyle,
e-kitap, e-gazete ve e-dergilerde KDV, oranı yüzde 18’e çıkıyor. E-kitap için basılılardaki gibi yüzde 8 KDV bile yüksek geliyordu oysa, düşürülmesi beklenirken, yüzde 18’e yükseldi. Hele ki, bilgisayar ortamında en çok tercih edilen gazete ve dergilerde bu oran sadece yüzde 1 iken, 2019 itibarıyla yüzde 18 KDV uygulamasına geçiliyor.
Yapmayın! Kitap okuma oranı yerlerde sürünen, gençleri ‘okuduğunu anlama’ sınavlarında her zaman en sonlarda yer alan bir ülkede, kitap okumayı daha da zorlaştırmayın! Zaten eğitim sistemimizin gedikleri yüzünden, günden güne daha da yok olan kitap okuma alışkanlığımıza, en güçlü silah olan ‘para’yla saldırmayın!

Okumak, mecburiyettir
Türkiye’nin güçlenip gelecekte dimdik ayakta kalması için ihtiyacı olan okuyan, daha çok okuyan nesillerdir, aksini kimse söyleyemez. Okumak, insanlar için bir lüks değil, bir mecburiyettir. Üstelik memleketimizde adım başı bir halk kütüphanesi de bulunmuyor ki insanlar okuma alışkanlığı gelişmiş ülkelerdeki gibi ücretsiz olarak gidip kitaplara ulaşabilsin!

Hatta olan kütüphanelerimiz de günden güne kapatılarak azalıyor. Sanki bu ülkede cahillikle değil, kitaplarla mücadele ediliyor. Sadece son yıllarda binlerce kütüphane kapatıldığı bilgisiyle karşı karşıyayız. Milli kütüphanemizin varlığı bile bir KHK’yla lağvedildi. İçinde çok kıymetli el yazmalarıyla birlikte taş plaklar, tablolar ve çeşitli koleksiyonlarla beraber, 3 milyona yakın eser bulunan, gelecek nesillere miras olarak aktarılacak ülkemizin hafızası yok oluşa terk edildi! Yapmayın! Bizim ülkemizin tek serveti, genç neslimizin kuvveti... Geleceği belirleyen bilek kuvveti değil, bilginin kudreti; gençlerin belleklerine giden damarları kesmeyin!

KİTAPTA SIFIR KDVDeprem yoklaması!
Son 20 yıllık yakın tarihimizde büyük bir deprem faciası yaşamış olan Marmara Bölgesi, her an yeniden yaşanması beklenen büyük bir deprem tehlikesi altında. Üç gün önce Yalova merkezli ve İstanbul’a uzanan fay hattında, 4.5 şiddetinde yaşanan ufak deprem, çaresizliğimizi bir kez daha yüzümüze vurdu!
Gerçek şu ki, depremde ne yapacağımızla ilgili hiçbir bilgimiz yok. Üstelik, bu kadar yakın zaman önce facia yaşadığımız halde, ders çıkarmışlığımız da yok!
Uzmanlar ille de büyük bir depremin göz göre göre geldiğini söylerken, ortada, bir hazırlık da yok!

Deprem toplanma alanları yapılacak diye beklerken, karşımızda AVM otoparkları bulduğumuz şu günlerde bir fıtrata doğru sürükleniyoruz hep birlikte. Artık, Metin Akpınar’ın unutulmaz film repliğindeki gibi “Kedidir kedi” demeyi bir kenara bırakmalı ve acilen bir şeyler yapmalı!

AVM’lerden pek bir yer kaldı mı bilmem ama acilen deprem toplanma alanları yapılmalı ve halka duyurulmalı. Hatta zorunlu tatbikatlarla bu alanlarda toplanmalı ve sonrasında yapılacaklar için eğitim verilmeli.
Şahsen ben deprem anında öylece kalakalıyorum. Hep de uykudayken denk geldiği için, sanki beni koruyacak olan yorganmış gibi kafama çekip, kaderime razı oluyorum! Hani bir ara öğrenmiştik ya yaşam üçgenleri vesaire, hepsi bir düz çizgi haline geliyor deprem anında...
Eğitime, tatbikata ve deprem anında yapılacakları bir refleks haline getirmeye ihtiyacımız var. Bunun için televizyonda sıkça kamu spotları dönmeli ve okullarda, iş yerlerinde hatta mahallelerde uygulamalı tatbikatlar yapılmalı.
Deprem anında, zihnimiz otomatik pilota bağlanmış gibi düşünmeden doğruları yapacak hale gelene kadar tekrar edilmeli.
Deprem sonrası acil yardım merkezlerinin yerleri, yapılacaklar ve yardımlar konusunda şemalar hazırlanmalı...

Gönüllü ekipler belirtilmeli, organizasyon planları hazırlanmalı ve o kötü gün geldiğinde, yardım alacak olan da yardım edebilecek durumda olan da ne yapması gerektiğini bilmeli. Göz göre göre gelen depreme yarın “Fıtrat” dememek için tüm önlemler, hemen şimdi, acilen hayata geçirilmeli!