Dr.Eser Alptekin

Dr.Eser Alptekin

dreseralptekin@gmail.com

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Son yıllarda insan cinsel yaşamı hakkındaki bilgiler oldukça arttı. Burada cinselliğin insan kimliğinin önemli bir parçası olduğunun kabulü bu konudaki çalışmaları artırdı.Cinsel yeterlilik duygusunun kimliğimizin esasını oluşturduğuna inanılıyor.
Bugün cinsel sağlık birçok rehabilitasyon programlarının tam olarak içine girmiştir. Kronik hastalıklı ve fiziksel olarak engelli bir kişinin yapılan rehabilitasyonunda cinsel işlerliğinin olumsuz etkisi vardır.
Rehabilitasyon programlarına alınan seksüel problemli hastalarda depresyon ve saldırganlık daha sık görülmektedir. Çoğunlukla bu tür hastalarda standardize edilmiş bir seksüel rehabilitasyon programı maalesef yoktur.

Uyumda üç engel
Fiziksel engeli olan bir kişide seksüel uyum sağlamada üç engel belirlenmiştir. Bu üç engel; psikolojik reaksiyon, kişinin iletişim eksikliği ve fiziksel yetersizliğidir.
Seksüel rehabilitasyon hasta için tam bir güven ortamında sağlanabilir. Kişinin kendi imajı, değeri, kendisine saygısı ve mutluluğu üzerine engelliliğin olumsuz psikolojik etkileri olabilir. Hasta kendini değersiz ve yetersiz bulabilir. Özellikle cinsel ilişki esnasında kişinin kendi vücudu hakkında beklentileri değişik olabilmektedir. Hastada utanma duyguları oluşabilmektedir.
Bunlarla birlikte cinsel ilişkide yavaşlama ve beceriksizlik hastalarda depresyona ve umutsuzluğa neden olmaktadır.
Bazı araştırmacılar inmeden sonra gelişen cinsel değişikliklerin sakatlanmış olmanın verdiği duygulardan etkilendiğini ifade etmiştir.
Sakatlanmış olma sosyal dışlanmaya ve reddetmeye yol açar. Çünkü sakatlanan insanlara karşı kişinin yakın çevresinin ve toplumun aldığı tavırlar çeşitlidir.

Engelliler gözden ırak
Burada bir olguya değinmeden geçemeyeceğim. Ülkemizde sokaklarda ve yaşamın içinde engelli insanları çok göremezsiniz. Batı ülkelerinde farklıdır, tam tersidir. Burada Batı’da daha çok engelli var diye yanlış bir yargıya varamazsınız. Çünkü Batı’da engelliler sosyal yaşamın içine adapte olmuştur. Ülkemizde ise engellilerin çoğu insanların gözlerinden uzak, evlerine kapanmış ve kapatılmıştır.
Bu açıdan sakatlananlara karşı olumlu tavırlar insanların ve toplumun yardımsever ve anlayışlı olma eğilimleri şeklinde görülür. Bununla beraber çoğu insan sakatlanmış kişilerin varlığından rahatsızlık duyabilir, temas kurmaktan çekinebilirler. Bu tür davranışlar da sakatlanmış  kişinin psikoseksüel uyumunu etkilemektedir.
Kişinin fiziki yapısı toplumlarda önemli olduğu için fiziksel görünüme değer veren kişiler için bu cinsel sınırlamalar yıkıcı etkiler yaratabilir. Entelektüel kapasiteye sahip kişilerde bu sınırlamaların etkisi daha azdır.
Yine bir araştırmaya göre savaşta sakatlanan askerlerin iş kazası sonucu sakatlanan kişilere göre kendi görüntülerine daha olumlu şekilde baktıkları görülmüştür. Engelli kişinin dolaşabilmesinin sınırlanması ve insan ilişkilerinin de buna bağlı olarak azalması o insanda güven eksikliğine neden olmaktadır.
Omurilik yaralanmalarında korkunun ve bilgi eksikliğinin cinsel işlevi engelleyen asıl psikolojik nedenler olduğu saptanmıştır. Kişinin kendi  cinsel çekiciliğinden şüphe etmesi burada cinsel  performansı etkileyen nedenlerin başında gelir.
Anlayışlı bir eş ve alternatif tekniklerin bilinmesi ve bunların uygulanmaya gayret edilmesi engelleri yenmeye yardım edebilir.

Felçlilerde cinsel hayat
Omurilik yaralanmalarının yüzde 60’ından fazlası 15-29 yaş arasındaki kişilerde ortaya çıkmaktadır. Trafik kazaları en yaygın nedenlerdir.
Travmalardan sonraki birkaç hafta içinde cinsel ilişki önerilmez. Omurilikteki yaralanma sonucu cinsel ilişki olmaması 6 ay veya daha fazla devam edebilir. Cinsel bozukluklar genellikle omuriliğin yaralanma seviyesiyle ilgilidir. Tam olmayan omurilik yaralanmalarında sonuçlar daha iyidir.
Omurilik yaralanmalı kadınlar cinsel ilişkiye girebilmektedir. Ve erkeklere göre daha az uyum gerekmektedir. Yine bu hastalarda menstürasyon da (âdet kanaması) olabilmektedir. Doğum yapabilirler, fakat doğum ağrılarını hissetmezler.
İnmelerde (felçler) ve yarı felçlerin (hemiplegie) cinsel işlevlilikte çok olumuz etkiler yaptığı gözlenmiştir.
Yapılan bir çalışmada  inmeden sonra erkeklerin yüzde 70’inde, kadınların ise yüzde 44’ünde ilişki sıklığında azalma tespit edilmiştir. İlişki sıklığındaki azalma, sağ taraf felçlerinde daha fazla görülmektedir.
Ayrıca felçli kişinin ilişkide bulunduğu kişinin tavırlarından çok etkilendiği de bilinmektedir. Erkek hastalar kadın hastalara göre bu konuda daha çok sorun yaşamaktadır.
Felçlerden sonra kadınların yüzde 75’inde, erkeklerin yüzde 64’ünde orgazm bozuklukları görülmüştür.
Burada da hastanın psikolojik yapısı ve çevresel faktörler önemli rol oynamaktadır.
Erken yapılan seksüel rehabilitasyon, cinsel fonksiyonları en üst düzeye çıkarabilir. Onun için omurilik yaralanmalarında ve inmelerde cinsel fonksiyonların yaşatılabilmesi için seksüel rehabilitasyonun önemi büyüktür.


KAYNAK: DR. ALAATTİN DURAN, DR. MERT SAVRUN