Ödüllü dizi ‘Breaking Bad’in kahramanı Walt; kimya öğretmeniyken azılı bir suçluya dönüşür. Gerçek hayattaki çalıp çırpıcılarsa zaten güçlü, yetkili ve zengin. Peki nasıl göz göre göre suç işliyorlar?

En kriminal dizilere, en absürd filmlere rahmet okutan bir ülkede yaşıyoruz. Sadece şu son bir haftada ortaya dökülen kara para aklama, yolsuzluk ve rüşvet operasyonları ve ilişkiler ağını senaryoya dökseniz... Süper akıcı, bir o kadar da karanlık bir dizi çıkar!
Hepimizi en çok hayrete düşüren, somut kanıtlara ve suçlamalara-ayakkabı kutusunda paralar, altınlar, telefon konuşmaları, ifadeler vs-rağmen, skandala adı karışan kişilerin aşırı özgüveni... Öyle bir rahatlık ve inkar içindekiler ki, insan kendinden şüpheye düşüyor! Kâh isnat edilen suçları topyekûn reddediyorlar (Bizim içimiz rahat... Oğlum yaptıysa kafama sıkarım, gibi )... Kâh suçun ne olduğunu unutturup , ortaya çıkarılış biçimini suçmuş gibi göstermeye çalışıyorlar.
“Pes artık”ın ötesine geçeli çok oldu, psikotik karakterlerin kuşatmasındayız.

Nasıl tamah ediyorlar?
Suçluların vicdanlarını nasıl aklayabildiklerini hep çok merak ederim: Bir katil, nasıl olur da can aldıktan sonra vicdanıyla yaşayabilir? Varlıklı ve güçlü biri, nasıl olur da “iş” karşılığında pahalı bir saate tamah edebilir?
Zaten paraya para demeyen, en geniş imkanlara sahip olan “işadamı” nasıl olur doymaz, hep daha fazlasını ister ve bunu yaparken hiçbir kanun tanımaz? Devletin en tepesindeki yöneticiler, böylesine ağır suçlamalarla karşı karşıyayken nasıl olur da kameralara pişkince gülümseyebilir?
Suçlu psikolojisini anlatan müthiş kitaplar, filmler ve diziler var... “Breaking Bad”, bu anlamda çok başarılı bir dizi.
Malumunuz dizi, kendi halinde bir aile babasının uyuşturucu üreticisi ve nihayet bir kartel liderine dönüşmesini anlatıyor. (İzlemeyenler için aşağıda küçük bir özet geçtim)

Kolay paranın tek yolu
Kolay ve çok para kazanmanın dünyada tek yolu var; kanunları çiğnemek... Dizinin baş kahramanı Walter White’ın egosu, kazandıkça ve azılı düşmanlarını alt ettikçe aynı oranda şişer. Kendini yenilmez, yıkılmaz, yakalanamaz görmeye başlar. “Ben her şeyi bilirim” diyerek etrafındaki herkesi narkotikte çalışan kayınbiraderi dahil-parmağında oynatır Walt.
Walt’un hikayesinin başında, suçu işlemek için izleyiciye nispeten “kabul edilebilir” gelen gerekçeleri var: Maddi durumu, hastalığı ve ölürse geride bırakacağı karısıyla çocukları...
İnsanın aklına takılıyor: Gerçek hayatta, gözümüzün önünde cereyan eden vodvilde, hangi karakterin, neden daha fazla paraya , daha fazla güce ihtiyacı var? Banka soymanın, korkunç miktarlarda kara para aklamanın, alenen rüşvet almanın ve sahip olunan yetkileri kötüye kullanmanın gerekçesi ne? Biri çıkıp anlatsın, senaryoda tıkandık!

SUÇUN MAZERETi OLUR MU?

* Walter White, faturalarını zar zor ödeyen, ikinci kez baba olmaya hazırlanan bir kimya öğretmeni...
* Kanser olduğunu öğrenince dünya başına yıkılıyor. Çünkü Amerika’nın çarpık, acımasız sağlık sisteminde böyle hastalıkların tedavisi yüzbinlerce dolar eder.
* Hesap yapar Walt; “Ben ölünce çocukların eğitimi için şu kadar, karıma bu kadar bırakmam lazım.” İyi de öğretmenlik maaşıyla nasıl olacak?
* Devreye öğrencisi Jesse girer ve hocasını metamfetamin üretimine ikna eder. İkilinin aşçılık-satıcılık kariyeri türlü beceriksizlikler, acemiliklerle başlar.
* Ancak işin doğası gereği ikisi de giderek daha karanlık, acımasız bir dünyanın parçası olur. Walt, cinayet işlerken de çocukları alet ederken de “Her şey ailem için” bahanesine sığınır.