Yazın Sakız Adası’nda arabayla otelimize biraz uzak bir plaja gidiyoruz. Yol uzadıkça baktım Zeynep “Ben bu kadar yola ancak toprak altı için katlanırım” gibi şeyler mırıldanıyor. Ben gülünce daha da kızdı. “Ay tabii yani, kargacık burgacık yollardan benzin akıta akıta; ne o bilmem ne beach’de denize gireceğiz” diye devam etti. Zeynep Abbasoğlu reklamdan uzak, sanata sessiz ama derinden bağlı iyi bir koleksiyoner. Fırsat bu fırsat bir sürü soru sordum. Birkaçını paylaşıyorum…

ÇANTA OUT SANATA YATIRIM IN-Sanata olan sevgini ne tetikledi bu kadar?

Hepimizin aslında bu işi bir yerinden tutmamız lazım. Alım gücü olan insanlar sanatın gelişiminden sorumlu. Rönesansta resmin gelişme sebebi, üst gelir sınıfının desteği mesela…

-Sanat eserinin yatırımsal bir tarafı da var değil mi?

Tabii ama burada ilk amaç ticari yatırım yani para olamaz. İnsan önce aldığı eseri sevecek. Farkında olmadan böyle bir dönüşümün var olabileceğini bilmek de keyif yaratıyor. Gençlik dönemimde babamdan para istemek yerine, bankadan kredi çekip Turan Erol’un 1960’larda Paris’te yaptığı ‘Horozlu Kadın’ tablosunu almıştım. Tablonun yağlı boya olanı şu anda Devlet Resim Heykel müzesinin koleksiyonunda diye biliyorum. Nuri Abaç vefat etmeden 2004’te evine gidip bir tablosunu koleksiyonuma eklemiştim, şimdi en az 10 katı parasal değere sahip. Bazı bankalar, en son Yapı Kredi’nin ilanını görmüştüm, sanat eserlerine yönelik kredi veriyor sanatseverlere.

-Şu aralar kısa sürede zengin olan bazı kişilerin de lüks araba ve çantadan bıkıp, sanata yönelmesine ne diyeceksin?

Çok iyi bir şey. Yemek masasının yan tarafına boydan boya varak ayna monte etmek yerine, yağlı boya tabloya yatırım yapmaları önemli bir gelişim. Önce hava atmak için başlarlar sonra da severler. Ya da en azından bir sonraki nesli temsil eden çocuklarının içinde sanat sevgisi oluşur. Benimki de babamdan geçti. Odamda hiç poster asılı olmadı mesela.

-Bir eve girdiğinde; diyelim her yerde tablolar, antika eşyalar, heykeller var… Gerçekten bilerek ve sevgiyle mi yoksa, hava olsun diye mi orada olduklarını nasıl anlıyorsun?

Öncelikle evin sahibiyle parçaları karşılaştırıyorum. Mesela tamamen mimarla çalışıldıysa ve özellikle ev sahibinin resimle alakası yoksa, tablolar koltuk döşemelerinin renklerine uyumlu seçilmiş oluyor. Çeşitliliğe bakıyorum. Çeşitlilik derken sanatçı isimleri değil, yıllara yayılmışlık. Mesela sadece Fikret Muallâ koleksiyonu yapabilir bir sanatsever. Ama bu işe çok bağlı değilse
en fazla beş tablo alır orada bırakır. Bu aşk içine işlemişse sonu olmaz. Bizim konuşma çok uzadı tabii… Yolun kalanında sıkılmadık.

ÇANTA OUT SANATA YATIRIM IN

Leyla Alaton - İnci Aksoy sanatın gelişimi için yoğun destek veren iki sanat gönüllüsü.

Dünya devleri Türk sanatçılarla el ele

Türk sanatçılarımız artık ülke sınırları dışında da ilgi görüyor. Son olarak Türk modern tasarım öncülerinden, heykeltıraş, ressam Sadi Öziş’in (1923 -2012) tasarımlarıAlman mobilya devi Walter Knoll koleksiyonuna dahil oldu. Walter Knoll & Mozaik işbirliğiyle Sadi Özişimzali Fishnet, Burgaz ve Rumi koltuklar tüm dünyada ve Türkiye’de satışa sunuldu. Bu tür haberler gitgide artacak gibime geliyor.

ÇANTA OUT SANATA YATIRIM IN