Geri Dön

Beyaz yakalı nasıl mutlu olur?

Yaşamın zorunluluklarıyla iş yaşamının zorlukları arasında sıkışıp kalan çalışanların hep erteledikleri hayallerine kulak vermeyi amaçlayan dört kadın girişimci, beyaz yakalıları “Mutlu Yaka” etkinliğine davet ediyor

Beyaz yakalı nasıl mutlu olur?

Selin Güneş, İrem Devseren ve Zeynep Erdoğan. Bu üç kadın bir süre önce toplantı “set” eden, verileri “process” eden, müşterinin “request’ini submit” eden, “deadline” veren, kısacası plaza hayatının beyaz yakalı çalışanlarındandı. Bir gün Selin ve İrem bankadan ayrıldı. Zeynep ise çalıştığı uluslararası perakende firmasından tazminatı verilerek çıkartıldı. Sonrasında bir araya gelip plazadandunyaya.com adlı internet sitesini kurdular. Buradan, “Beyaz yakalı plazadan dünyaya nasıl karışır?” ve “Plazada nasıl mutlu çalışılır?” sorularının cevabını arıyorlar; röportajlar, metinler, listeler, öneriler... Bir gün yolları Ceres Yayınları kurucusu Tuğba Demir’le kesişince, “Mutlu Yaka” etkinliğini düzenleyerek daha fazla insana ulaşma fikri ortaya çıkıyor. Amaçları plazada çalışırken mutsuz olduğunu düşünen insanlara çıkış yolu göstermek. Tek çıkış yolu istifa etmek değil elbette, onlara göre plazada çalışırken de mutlu olmanın yolları mevcut. Nasıl olduğunu merak edenler bugün 11.00’de Habita’da gerçekleşecek olan etkinliği kaçırmasın.

“Hedefe küçük adımlarla ulaşın”

Zeynep Erdoğan

Aslında çoğu zaman o kadar düşünmeden rutine bağlı yaşıyoruz ki, mutsuz olduğumuzun farkında bile olamıyoruz. Beyaz yakalılar İstanbul’dan kaçıp bir kasabada yaşama fikrine kapılıyor. Şimdi son trend bu. Bu da bir seçenek elbette ama bunun için bir plan yapmalısınız. Mümkünse taşınmayı düşündüğünüz yeri daha önce gidip görmeli, bir süre kalmalısınız. Yapacağınız iş hakkında deneyim edinmelisiniz. Yoksa birden istifa edip, her şeyi bırakıp, hiçbir hazırlık yapmadan Ege’ye taşınmak ve orada kafe açmak sizi mutlu etmez, ayrıca başarı da getirmez. Bizim tavsiyemiz zaman içinde küçük adımlarla büyük hedefe ulaşmak. Mutlu Yaka etkinliğinde tüm bu konuştuklarımızı deneyimleyen kişilerle ve alanında uzman isimlerle yüz yüze konuşma fırsatı sunuyoruz. Ofis egzersizleri ve nefes teknikleri ile kendini tazeleme yöntemleri, mindfulness çalışmaları gibi farklı atölyelerimiz de olacak. Ayrıca “Plazadan kaçış şart mı?” konusunu açık oturumda masaya yatıracağız. Kurumsal hayatta çalışan ve mutsuz olan beyaz yakalıların bu etkinliğe gelerek ilk adımı atacağına ve mutluluk planlarını yapacaklarına inanıyoruz.

“Plazadan çıkınca giderler azalıyor”

İrem Devseren

Kurumsal hayatta çalışırken her istifayı düşündüğümüzde aynı standartlarda yaşamayacak olmanın korkusuyla vazgeçiyoruz. İyi bir gelirimiz var evet ama iyi bir giderimiz de var. Mesela işe giderken giymek için yaptığımız kıyafet alışverişleri, öğle yemekleri, doğum günleri derken şahsınız için değil sistem için para harcıyorsunuz. Kurumsal hayattan çıktığınız zaman giderler azalıyor. Eğer plazada mutlu değilseniz değişikliği yapmak adına standartlarınız gözünüzü korkutmasın. Daha az değil, yaşadığınız ölçüde kazanıyorsunuz. Çalışırken zamanı satın almak için parayı kullanıyorsunuz. Biraz daha fazla uyumak için taksi kullanmayı tercih ediyorsunuz. Mesela artık ben daha fazla yürüyüp daha fazla toplu taşıma kullanabiliyorum.

“İstifa etmek zorunda değilsiniz”

Selin Güneş

Biz kurumsal hayatı bırakmaya karar verildiği esnada iki kavramı çok önemsiyoruz. Birincisi B planı, yani hayatını geçirebileceğin bir hobi sahibi olmak. İkincisi minimalizim, yani daha az harcayarak yaşamak. Röportajlar yaptıkça görüyoruz ki insanlar güven alanından çıkmaktan korktukları için mutsuz oldukları yerlerde çalışmaya devam ediyorlar. Biliyorlar ki, ay sonunda gelecek maaşla konut kredisi ödenecek ya da okulların okul taksidi. Fakat şunu atlıyoruz, siz bireysel olarak mutlu değilseniz, ne çocuklarınızı ne de eşinizi ev satın alarak mutlu edebilirsiniz. Bazı insanlar kurumsal hayattaki işlerinden de mutlu olabilir. İşleri onları besliyor olabilir. Onlar istifa etmemeli. İçinde bulundukları ortamda kendilerine mutluluk yaratacak alanlar sağlamalı. A’dan çıkıp B’ye girmek zorunda değilsiniz. Etkinlikte bunları da anlatacağız.

“Her şey geri döner, zaman dışında”

Tuğba Demir

Her şeyi geri döndürebilirsiniz, ev gider yeni ev gelir, çocuğun okulu değişebilir ama zamanı geri getiremezsiniz. Mutsuz olduğunuz bir işi sadece mecburiyetler için direterek yapıyorsanız bilin ki zamanınızı öldürüyorsunuz ve o zamanı parayla geri almazsınız. Zaten kurumsal hayatta inanılmaz bir zaman harcaması söz konusu. Plazada da böyle sabahtan bir toplantı “set” ediyorlar. Öğlene kadar o toplantıda vakit öldürüyorlar, sonra öğlen arası, birkaç mail, 5 çayı derken akşam oluyor. Kurumsallar da bu durumun farkında ve dünya başka bir sisteme kayıyor. Şirketler kendi içlerinde personel ayırıyor ve onlardan bir komite kurarak, şirketin o işlerini dışarıdan şirket kurup kendileri için 5 yıl boyunca yapmalarını istiyor. Kurum içi girişimcilik, dünyada yükselen en önemli trendlerden biri. Böylelikle hem zamandan kazanıyor, hem daha çok verim alıyor, hem de ofis masrafı olarak ciddi bir tasarruf etmiş oluyorlar. Mesela benim çıkarttığım 100’den fazla kitabım var ama ofiste 3-4 kişiyiz. Kitabın hazırlık kısmını freelance olarak bu işlerin uzmanlarına yaptırıyor olmak, yapımızı hantallaştırmadan verimli çalışmamızı sağlıyor.

Doğum anında depreme yakalandılar! İşte o anlar...Elazığ'da yaşanan 6,8'lik deprem anında doğum ile ölüm korkusu aynı anda yaşandı. Deprem anında çekilen görüntülerde Malatya'da özel bir hastanenin doğumhanesinde deprem anında yenidoğan bebeğin sağlık kontrollerini yapan sağlık çalışanları yer alıyor. Sağlık çalışanlarının o anlardaki soğukkanlılığı ise görüntülere böyle yansıdı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber