23.05.2019 21:13 | Son Güncelleme:
AA

Cumhurbaşkanı Erdoğan 'müjdeyi' verdi: Süreci başlattık...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sağlık çalışanlarıyla bir araya geldiği iftar programında yaptığı açıklamada, "Bu yıl içerisinde 29 bin 689 yeni sağlık çalışanını kamuda istihdam etmek için süreci başlattık." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam aleminin iç  karartıcı durumunun vebalinin öncelikle Müslümanlara ait olduğunu belirterek,  "1400 yıllık kardeşliğimize biz sahip çıkmazsak, kardeşlik hukukunu biz  yüceltmezsek unutmayalım ki bunu başkaları bizim adımıza yapmayacaktır." dedi. 

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu'nda sağlık  çalışanlarıyla iftarda bir araya geldi. Davete icabet ettikleri için tüm  konuklara teşekkürlerini ileten Erdoğan, tüm sağlık çalışanlarının ramazanını  kutladı.

Yurt içi ve dışında görev yapan sağlık personeline de selamlarını  ileten Erdoğan, vazife başında şehit düşenler başta olmak üzere hayatını  kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi.

Ramazanın tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan,  "Bu mübarek günlerde yoksullarla, mazlumlarla, gariplerle dayanışmasını artıran,  ihtiyaç sahiplerine el uzatan, kimsesizlerin kimsesi, mazlumların hamisi olan  milletimizin tüm fertlerine teşekkürlerimi iletiyorum. Şükürler olsun ki muazzam  bir ruh ve gönül zenginliğine sahip necip bir milletin evlatlarıyız,  mensuplarıyız. Hamdolsun ki ramazan ayının manevi ikliminde yardımlaşmasını  artıran, ekmeğini muhtaçlarla paylaşan alicenap bir milletin evlatlarıyız." diye  konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin tüm şehirleri, tüm ilçe ve  beldeleri, tüm mahalle ve köylerinin ramazanla beraber tıpkı bugün burada olduğu  gibi dayanışma, yardımlaşma ve kucaklaşma iklimini teneffüs ettiğini dile  getirerek, "Ülkemizin dört bir yanında kurulan ramazan sofralarıyla yüreklerimiz  bütünleşiyor. Paylaşılan her bir lokma ile vicdanlarımız arınıyor. Ramazanın  gelişiyle beraber milletimizin birliği ve kardeşliği de güçleniyor. Rabbim  uhuvvetimizi, muhabbetimizi bu salonda vücut bulan şu birlik ve beraberliğimizi  daim eylesin." ifadelerini kullandı.

"Kendi nefsini terbiye edemeyenler dünyaya istikamet veremezler"

Ramazanın oruç ayı, sabırla nefsin terbiye edildiği kutlu bir ay  olduğunu belirten Erdoğan, ramazana ruh veren oruç ibadetinin ise insanın kendi  iç muhasebesini, murakabesini yapabilmesi olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Oruç, kişinin kendini yoksulların, muhtaçların, mazlumların  yerine koyarak onların içinde bulundukları durumu hissedebilmesidir. Hepimiz çok  iyi biliyoruz ki oruç sadece açlık değildir, susuzluk değildir, oruç, insanın  kendisini, hayatını sorgulaması, bu fani dünyadaki varlık gayesini, nereden gelip  nereye gittiğini etraflıca tefekkür edebilmesidir. Zira kendi nefsini terbiye  edemeyenler dünyaya istikamet veremezler. Kendi evini, bahçesini, sokağını,  semtini, şehrini ihmal edenler dünya için söz söyleyemezler." şeklinde konuştu.

"Bunun için kendimize çok sayıda soru sormamız, bu sorulara da tatmin  edici cevaplar bulmamız gereken bir ramazanı idrak ediyoruz." diyen Erdoğan,  sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bilhassa yakın coğrafyamızda yaşanan hadiseler, bize İslam alemi  olarak çok ciddi bir muhasebe yapmamız gerektiğini söylüyor. O kadar acı  manzaralarla karşılaşıyoruz ki bir Müslüman olarak inanın tarif etmekte,  anlamlandırmakta zorlanıyoruz. Zaman zaman öyle hadiselere şahit oluyoruz ki  hayata ve geleceğe dair umutlarımız yerini karamsarlığa bırakıyor. Bir sapkın  çıkıp üzerine sardığı bombalarla bir ibadethaneyi içindeki masumlarla beraber  havaya uçurabiliyor. Bir başkası o ülkede yaşayan milyonlarca Müslüman'ı töhmet  altında bırakma pahasına kilisede dua eden insanları vahşice öldürebiliyor."

"Bu kötü tablonun failleri bellidir"

İslam adına hareket ettiğini zanneden zavallıların semalarından  ezanların asırlardır eksilmediği İslam beldelerini işledikleri cinayetlerle kan  ve gözyaşına boğabildiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Komşumuz Suriye'de olduğu gibi diktatörler, sırf iktidarlarını  korumak adına hiçbir kural, ahlak tanımadan kendi ülkelerini devasa bir enkaz  yığınına çevirebiliyorlar. Gönül coğrafyamızın dört bir yanına baktığımızda  maalesef barışa, sükunete, huzura aç bir İslam dünyası görüyoruz. Yüzyıllardır  esenlik yurdu olarak nam salmış ilim, irfan merkezlerimiz bugün iç çatışmalarla,  varil bombalarıyla daha kundaktaki çocuklarını kara toprağa veren annelerin  feryatlarıyla anılıyor. İşte Şam, işte Bağdat, işte Arakan, hepsi böyle. Hiç  şüphesiz bu kötü tablonun failleri bellidir. Bir damla petrolü bir damla kandan  daha değerli gören karanlık zihniyetin elbette coğrafyamızda yaşanan tüm  dramlarda rolü, payı vardır."

Erdoğan, menfaatlerine kul, köle olan tufeylilerin gerilimi  körükledikleri ve "böl-parçala-yönet" politikasıyla bölgelerini sömürdüklerinin  hakikat olduğuna dikkati çekerek, "Elbette Batı başkentlerinin şatafatlı  görüntüsünün altında yüz milyonlarca Afrikalı ve Asyalının alınteri, gözyaşı  olduğu inkar edilemez bir gerçektir ancak yüreklerimizi dağlayan, ramazan  sevincimize gölge düşüren bu sahnenin müsebbibi sadece işgalciler değildir,  sadece emperyalist güçler değildir." ifadelerini kullandı.

"Irak'ta, Libya'da, Afganistan'da, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da  hüküm süren dramların tek sorumlusu çıkarlarının peşinde koşanlar da değildir."  diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Açıkça söylemek gerekirse İslam aleminin iç karartıcı durumunun  vebali öncelikle bize aittir, Müslümanlara aittir. İmsakla birlikte oruç  ibadetine başlayanlar, günde 5 kez aynı kıbleye yönelenler, aynı yaratıcıya, aynı  mukaddes kitaba inananlar şayet kalkıp birbirlerine silah doğrultabiliyorlarsa,  birbirlerini hunharca katledebiliyorsa burada yanlış giden başka şeyler var  demektir. Kendi muhasebemizi, kendi iç sorgulamamızı yapmadan başkalarından  insaflı olmalarını bekleyemeyiz. 1400 yıllık kardeşliğimize önce biz sahip  çıkmazsak, kardeşlik hukukunu önce biz yüceltmezsek unutmayalım ki bunu başkaları  bizim adımıza yapmayacaktır. Biz problemlerimizin üzerine cesaretle gitmezsek hiç  kimse bizim için elini taşın altına koymayacaktır."

Ramazanın işte bunun için önemli ve anlamlı olduğunu dile getiren  Erdoğan, "Ramazan, hatalarımızı görmemiz, yanlışlarımızı düzeltmemiz,  yaralarımızı iyileştirmemiz, kardeşliğimizi yeniden perçinlememiz için çok büyük  bir imkandır." diye konuştu.

Türkiye'nin bugünlere geçmiş hatalarından ders çıkararak geldiğini  belirten Erdoğan, "Ülkemiz sınana sınana, önüne çıkartılan engelleri aşa aşa,  akrebin kıskacında yoğrula yoğrula bugünlere gelmiştir." diye konuştu.

Erdoğan, 2002 yılında ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiklerinde  millete daha müreffeh, daha huzurlu, her alanda daha kalkınmış bir Türkiye sözü  verdiklerini anımsatarak, son 17 yılda da vaatlerini büyük ölçüde gerçekleştirme  bahtiyarlığına kavuştuklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'yi sadece altyapı yatırımlarında değil  turizmden ticarete, diplomasiden demokrasiye pek çok alanda Cumhuriyet tarihinin  en büyük reformlarıyla tanıştırdıklarını söyledi.

Ana öncelik olarak belirledikleri eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik  alanlarında ülkeyi farklı bir seviyeye getirdiklerini vurgulayan Erdoğan,  Cumhuriyet tarihinde görülmeyen atılımları sağlıkta gerçekleştirdiklerini  kaydetti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şu anda 81 vilayetin, sadece vilayet merkezlerinde değil, ilçelerine  varıncaya kadar hastanelerimiz buralarda görev yapıyor. Ambulanslarımızla, her  şeyimizle. Gece yarılarında sıra numarası kuyruklarına girilen, şifa için  gelenlerin hasta olarak evlerine geri döndüğü, farklı meslek grupları için farklı  hastanelerin olduğu eski Türkiye manzarasına biz son verdik. Hastaların rehin  tutulduğu, ölülerin rehin tutulduğu o günlerden bugünlere geldik. İnsanların  cenazelerini almak için dahi senet imzalamak zorunda kaldığı bir ülkeyi dünyanın  en kapsayıcı ve etkin sağlık hizmetlerinin sunulduğu bir ülke konumuna getirdik."

Her bir vatandaşın yaşadığı yere, gelirine, statüsüne bakılmaksızın en  iyi sağlık hizmetlerini alabileceği bir yapı kurduklarını vurgulayan Erdoğan,  bununla kalmadıklarını, yurt dışından insanların teşhis ve tedavi için Türkiye'ye  geldikleri bir sağlık altyapısı oluşturduklarını kaydetti.

Sağlık alanında yapılanlar

Erdoğan, son 17 yılda ülkedeki mevcut hastanelerin büyük bölümünü  yeniden yaparak hastane sayısını bin 536'ya, hastanelerin yatak sayısını 2 kat  artırarak 238 bine, MR cihazı sayısını 58'den 892'ye, tomografi cihazı sayısını  323'ten bin 216'ya, diyaliz makinesi sayısını 4 bin 900'den 17 bin 330'a  yükselterek teşhis ve tedavi imkanlarını genişlettiklerini söyledi.

Ambulans sayısını bugün tamamı da yeni olmak üzere 618'den 5 bin 148'e  ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Nereden nereye?" diye sordu.

Erdoğan, konuşması sırasında geçmişte arabayla Gerede'den Ankara'ya  doğru giderken yaptıkları bir trafik kazası ve sonrasında kaldırıldıkları  hastanede yaşadıklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaşanan olumsuzlukların geçmişte kaldığını  vurgulayarak, "Şimdi ne var? Kapına hasta geldiği anda içeri alacaksın, ilk  müdahaleni yapacaksın. Böyle mi? Şu anda yaptığımız bu mu? Nereden nereye geldik.  Çünkü ben damdan düştüm. Damdan düştüğüm için... Nasreddin Hoca ne diyor? 'Bana  doktor değil, damdan düşen getirin' diyor. Şimdi biz de diyoruz ki biz damdan  düştük, onun için ilk iş nereden başladık, eğitimden ve sağlıktan başladık. Dört  temel kolon dedik. Eğitim, sağlık, adalet, emniyet."

"Avrupa buraya gelmeye başladı"

Sağlığa bu kadar önem vermelerinin sebebinin bu olduğunu belirten  Erdoğan, "Dikkat edin Avrupa buraya gelmeye başladı, İskandinav ülkeleri  hastalarını buraya gönderiyor." dedi.

Şehir hastaneleriyle beraber Türkiye'nin bir devrim yaşadığını ifade  eden Erdoğan, 30 büyükşehre, şehir hastaneleri yapacaklarını bildirdi.

Evde sağlık hizmetlerine de değinen Erdoğan, Türkiye'yi 1 milyon 337  bin vatandaşın ayağına sağlık hizmeti götüren bir ülke haline getirdiklerini  söyledi.

"Dünyada var mı bunun başka benzeri? Yok" diye konuşan Erdoğan, bunu  sadece kendilerinin yaptığını, sağlık personeli sayısını da 378 binden 1 milyon  11 bine ulaştırarak sağlık hizmetlerinin insan kaynağını da güçlendirdiklerini  vurguladı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"Tıp fakültelerinin de sayılarını artırmak suretiyle doktorlarımızın  gelişini de artıralım. Bakanıma da söyledim, 'Bak hemşire noktasında sağlık  meslek liselerine galiba sıcak bakılmıyor. Sağlık meslek liselerinden mezun  olanları da biz Sağlık Bakanlığımızın kapsamında değerlendirelim.' Çünkü hasta  başına düşen hemşire sayısını artıracağız. Dolayısıyla hemşire noktasında bir  zafiyete asla düşmeyeceğiz. Her hasta başına hemşiremizin geldiğini görecek. O öz  güven getirecek kendine. Bu yıl içerisinde 29 bin 689 yeni sağlık çalışanını  kamuda istihdam etmek için süreci başlattık."

İlk etapta 12 bin personel

İstihdam edilecek personel sayısının yaklaşık 30 bin olduğunu aktaran  Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah ilk etapta 12 bin sağlık personelinin alımını  gerçekleştireceğiz. Şimdiden hayırlı olsun." dedi.

Bugün, cihazlardan yoğun bakım servislerine, acil sağlık  hizmetlerinden nitelikli yatak sayısına kadar adeta kendisiyle yarışan bir sağlık  sistemi olduğunu dile getiren Erdoğan, özellikle temel sağlık ihtiyaçlarına  erişimde Hakkari'deki vatandaş ile Ankara'daki vatandaşların aynı standartta  hizmet aldığını söyledi.

"Şimdi bu hizmet kalitesini bir üst lige taşıyoruz." diyen  Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Adım adım hizmete açtığımız şehir hastaneleriyle Türkiye'deki sağlık  hizmetlerinin çıtasını çok daha yükseğe çıkarıyoruz. Bugüne kadar Yozgat, Mersin,  Isparta, Adana, Kayseri, Elazığ, Eskişehir, Manisa ve Ankara Bilkent Şehir  Hastanelerimizi hamdolsun milletimizin hizmetine sunduk. Böylece dünyanın en  modern tesisleri arasında gösterilen toplamda 12 bin yatak kapasiteli 9 şehir  hastanemizi ülkemize kazandırmış olduk. Halihazırda 11 şehir hastanemizin yapımı  devam ediyor, inşallah Ankara Etlik ve Bursa şehir hastanelerini de yıl bitmeden  devreye almış olacağız. 2023 yılına kadar toplam 44 bin 400 yatak kapasiteli  şehir hastanesini  vatandaşlarımızın istifadesine açmayı hedefliyoruz. Bunun  yanında sağlık turizminde de ülkemizi bölgesel bir çekim merkezi haline  dönüştürmeye çalışıyoruz. Yıllık 550 bin yabancı hasta rakamına şu anda ulaşmış  durumdayız."

"Türk doktoruna Batılı güveniyor"

Bu rakamın çok önemli olduğuna ve bu sayının her geçen gün daha da  arttığına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bir de güven var. Türk doktoruna, buradaki hizmete Batılı güveniyor.  Çünkü bizim hemşirelerimiz, doktorlarımız hastasına karşı çok müşfik. Öyle  gururlu, kibirli falan değil. Çok müşfik olduğu için tabii Batı'dan Helga da  George da buraya geliyor. Çünkü hasta şefkat ister. Doktorlarımızın kalitesi, o  da ortada. Onun için burası bir sağlık havzası haline inşallah geliyor."

Yerli ilaç ve tıbbi cihaz

Ülke bütçesinde adeta bir kara deliğe dönüşen ilaç ve tıbbi cihaz  meselesinde de yerli üretimi teşvik ettiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları  kaydetti:

"Hastalarımızı mağdur etmeden, kaliteden asla ödün vermeden, yerli  ilaç ve tıbbi cihaz sanayimizi inşallah güçlendireceğiz. Türkiye'yi sadece kendi  ihtiyaçlarını karşılayan değil aynı zamanda dost ve kardeş ülkelerin ilaç ve  tıbbi cihaz taleplerine cevap veren bir ülke konumuna getireceğiz. Atalarımız ne  demiş, 'Alet işler, el övünür.' Şüphesiz yeni hastaneler inşa etmek sağlık  kuruluşlarımızı en modern, en yeni teçhizatla donatmak önemlidir ancak bunların  hiçbiri işini sahiplenen, mesleğini ve hakkını vererek fedakarca yapan bir sağlık  personelinin yerini dolduramaz.

Vatandaşlarımızın memnuniyeti ancak sizlerin emeğine sizlerin çabasına  bağlıdır. Sağlık çalışanlarımız insan hayatına doğrudan dokunan, Rabbimin Şafi  Esma'sına her an şahitlik eden müstesna bir mesleği icra etmektedir. Hekimlerimiz  başta olmak üzere sizlerin işlerinizi iyi yaptığınızda aldığınız duaların hiçbir  maddi karşılığı olamaz. Dolayısıyla şifa bulmasına vesile olduğunuz insanlar  yanında kendi ahiretiniz açısından da bereketli bir görev yapıyorsunuz. Rabbim  her birinizden ayrı ayrı razı olsun."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yılda elde edilen başarının asil  mimarları olarak gördüğü  sağlık çalışanlarına Türk milleti adına teşekkür  ederken, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin engellenmesi başta olmak üzere,  çalışanların haklarını koruyacak adımları atmayı da İçişleri Bakanlığı ve Adalet  Bakanlığıyla beraber kararlı bir şekilde sürdürdüklerini bildirdi.
 

 

 

 

 

Bu habere ifade bırak
  • 8Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 15Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy23