Geri Dön

Tarımda sadece geçen yıl işsiz kalan nüfus 1 milyon 84 bin

Bu hızlanma şehirlere göç ve işsizlik gibi sancıları da artıracaktır.Önümüzdeki yıllarda ortalama bir milyon köylü tarlasını, köyünü terk ederek şehirlere göçecek!Bu büyük yapı değişikliği hem kültür hem siyaset hayatımızı derinden etkileyecek.Yıllardır beş üründe; pamuk, soya, ayçiçeği, kanola ve zeytinyağında çiftçiye destekleme primi ödenir. Şimdilerde 2004 yılının destekleme primleri, 2 yıl gecikmeyle ödeniyor.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP grup toplantısında 2005 yılı pamuk, soya, ayçiçeği, kanola ve mısır ürünlerinde çiftçiye ödenecek destekleme primlerini açıklayabiliyor.Bu ürünlerin tamamı hasat edilmiş; üreticinin elinden çıkmış durumda.Destekleme primi AB ülkelerinde ekimden, dikimden beş yıl önce açıklanıyor. Çiftçi hangi ürünü ekeceğine, dikeceğine buna göre karar veriyor. Ondan sonra destek primi açıklanıyor.Türkiye, Ege ve Akdeniz yörelerinde, özellikle mısırın, buğday, arpa hasadından sonra ikinci ürün olarak ekimi maalesef sap kurdu zararlısı nedeniyle adeta olanak dışı. Halbuki bu zararlıya dayanıklı transgenik mısır çeşitlerinin ülke tarımına kazandırılması ile Türkiye genelde ithalatçısı olduğu mısırda kendine yeterli bir ülke haline gelebilir.Türkiye'de sağlıklı bilgilendirilemeyen kamuoyu ve sivil toplum kuruluşlarının olaya olumsuz yaklaşımı nedeniyle "Biyogüvenlik Yasaları"nı henüz çıkaramadı. Tarımsal biyoteknolojiye uzak kalan Türkiye, pamuk üreticisinin rekabet gücünü nasıl koruyabilir? Türkiye gen kaynakları açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Çok çeşitli bir bitki floramız var. Türkiye'nin gen kaynaklarının bulunması, karakterizasyonun yapılması ve koruma altına alınması için ciddi çalışmalar yapmak lazım. Çünkü Türkiye'ye has birtakım ürünlerimiz bulunuyor.Bunlar belirlenip patent altına alınmalı ki; bu bilgiyi kullanarak ürün haline getirebilelim.ABD'li ünlü fütürist Dr. Davis, bilgi ekonomisinin 50 yılda ömrünü tamamladığını belirterek, "Bir sonraki ekonomik yaşamın temeli biyoteknoloji olacak" diyor.Peki biz ne yapıyoruz? Resmi rakamlara göre bir yılda tarım kesiminde 1 milyon 84 bin kişi işini kaybetmiş. Demek ki, tarımsal nüfusumuzda 1950'lerden beri yaşamakta olduğumuz oransal küçülme birdenbire hızlanmıştır! İsmail Uğural'ın tarımla ilgili yazılarını Yeni Asır'da zevkle okuyorum.Uğural, çiftçinin, tarımla uğraşanların yakın dostudur. Bana göre aynı zamanda siyasette de bilge kişidir.Geçenlerde dedim ki..."Biraz da siyaset yazsana...""Ben ekonomi yazıyorum, ama senin köşen için bir iki satır yazabilirim..." dedi.Ve şu notu yolladı.Türkiye'nin kritik bu sürecinde Doğru Yol Partisi İl Başkanlığı yapmış, bunun ötesinde siyasetin şifrelerini çok iyi bilen ve çözebilen bilge kişi İsmail Uğural bakın neler diyor:"Türkiyemiz kritik günler yaşıyor. Ancak bu kırılganlık daha da artabilir ve bunun siyasete, ekonomiye yansımaları hiç beklemediğimiz ve arzu etmediğimiz düzeylere gelebilir. Öyleyse çare bellidir. Yani mutlaka seçime gidilmelidir. Ne var ki, sayın Başbakan yaşanılan reel politik ile zıtlaşma yolunu tercih etmiş görüntüsü vermektedir. Eğer bu görüntü gerçekse, o zaman önümüzdeki dönemde söz konusu zıtlaşmanın Türkiye'ye vereceği hasar bugünkünden çok daha fazla olacaktır. Peki ne yapılabilir? 'Diğer yöntemler' yerine çok daha akılcı ve demokrasiye yakışır çözümler üzerine oynanmalıdır.Sözün kısası 'sokaktaki insan' harekete geçmelidir. Bu, zaten demokrasinin ta kendisidir. Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşamayı hak ve arzu eden herkes yüksek sesle 'seçim' istediğini söylemelidir. Tabii bu ilk bakışta çok kolay gibi gözükmeyebilir, ancak daha zor mücadelelerin üstesinden gelmiş 'çılgın Türkler' bunu da başarabilir.Artık bir yerden başlamak gerekiyor. Mesela, önce internet grupları harekete geçebilir, hemen arkasından meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve sade vatandaşlar ayağa kalkabilir. Hiç şüphesiz medyanın bu süreçte oynayacağı rol çok önemli, hatta hayatidir. İşte medya bütün bu 'olağandışı' demokratik hareketlenmeye kayıtsız ve ilgisiz kalamaz. Ve gelişmeler tahmin edilmedik ölçüde, yani çığ gibi büyüyebilir.Bir diğer önemli husus ise bu hareket İzmir'den başlayabilir ve başlamalıdır. Çünkü İzmir yakın tarihte yaşadığımız en önemli milli ve demokratik oluşumların tohumlarının atıldığı bir siyasi merkezdir. Öyleyse, neden sokaktaki insanın görülmedik demokratik mücadelesi hemen başlamasın? Çünkü tarihte bütün olayların bir şimdisi vardır..." dsipahi@milliyet.com.tr Sokaktaki insan harekete geçmeli ve hareket İzmir'den başlamalı

ABD Başkonsolosluğu önünde protestoABD Başkanı Trump'ın Filistin-İsrail meselesine ilişkin açıklamaları üzerine ABD İstanbul Başkonsolosluğu önünde toplanan bir grup protesto eylemi düzenledi.
29 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni29 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber