Geri Dön

Bu çığlığa kulak verin

İstanbul’da bonzai adı verilen ölümcül uyuşturucunun pençesine düşen genç sayısı ve bonzaiden ölümler her geçen gün artıyor. Bonzaiye 10 yaşındaki çocuklar bile kolayca ulaşıyor

Bu çığlığa kulak verin

Başlarken...
“Odasının ışığını yaktım. Yatağından kımıldayamıyordu. ‘N’aptın oğlum’ dedim. ‘Bir şey deme baba, canıma kıyarım; vicdan azabı çekersin’ dedi. Camı açtım, ‘Atla, kıy canına’ dedim. ‘Ne olacaksa olsun artık’.”
Oğlunu esrar ve Bonzai’nin esaretinden kurtarmak için 5 yıldır varını yoğunu ortaya koymuş; bu uğurda sadece parasını değil sağlığını da kaybetmiş Hasköy’den gözüyaşlı bir babanın feryadı bu... Ve ne yazık ki o baba yalnız değil. İstanbul’un dört bir yanından benzer çığlıklar yükseliyor. Askerden izne gelen yeğenini Bonzai’ye kurban veren Başakşehir’deki bir hala, “Bu mevsimde düğünlerimiz çok olur. Onu da gelinsiz damat ettik. Uçtu gitti elimizden” diyor. Elinde büyüyen 13 yaşındaki yeğenini madde bağımlılığı yüzünden yitiren Tuzla’dan bir dayı haykırıyor: “Ciğerim yandı. Peynir ekmek gibi, 5-10 liraya her yerde satıyorlar. İşimi gücümü bıraktım bunları araştırıyorum. Biz yandık başkaları yanmasın.”
Türkiye son haftalarda sürekli Bonzai nedeniyle yaşanan ölümlere gözlerini açıyor. Ölüm yaşının 13’e kadar düştüğü, Bonzai satışının ve kullanımının yoğunlaştığı mahallelerden imdat çığlıkları yükseliyor. Kimi zaman yürüyüş yapan mahalleli kimi zaman yakaladığı satıcıyı dövüyor. Sürekli çocukları için yardım istemeye gelen ailelerin kapısını aşındırdığı muhtarlar çaresiz. Kimi Cumhurbaşkanı’na yazı yazıp yardım istiyor, kimi, mahallenin gençlerine ‘Siz satıcıların araba camını indirin, sonra bana haber verin, arkanızdayım’ diyor. Sarıyer’de ise muhtarlar kendilerine gelen başvurularla baş edemez olunca Belediye’den yardım istiyorlar ve yaptıkları başvuru sonucunda Sarıyer Belediye Meclisi kapsamında, ‘Bonzai ile mücadele’ komisyonu kuruluyor. Halk kendi ‘yöntemleri’ ile Bonzai’ye karşı mücadele verse de maalesef yerel çözümler yeterli görülmüyor.


Bonzai nedeniyle yaşanan ölüm haberlerini her gün dehşetle okusak da bir haber diğerlerinden daha farklıydı. Bu defa ‘öldü’ fiili hiç yakışmadığı bir rakamın yanında kullanılmıştı. Tuzla’da henüz 13 yaşında bir çocuk olan Batuhan Kaya’nın Bonzai sonucunda krize girerek hayatını kaybettiği yazıldı. Her ne kadar uzmanlar bonzai kullanım yaşının 10’a düştüğünü defalarca dile getirse de Batuhan’ın ölümü Türkiye’yi bonzainin soğuk yüzü ile tanıştırdı. Ailesi Batuhan’ın sadece çakmak gazı kullandığını söylerken, dayısı, “İki tüp çakmak gazı insanı o hale getirmez” dedi.
Batuhan henüz 20 günlük bir bebekken anne ve babası tarafından kaderine terk edildi. Anneanne ve dedesi Batuhan’ı yanlarına aldılar. Batuhan anneannesine ‘anne’, dedesine ‘baba’ demeye başladı. Onlar da torunlarının ellerinden geldiğince bir dediğini iki etmemeye çalıştı. Fakat yaşadıkları mahallede son yıllarda gençler arasında artan madde bağımlılığı Batuhan’ı da esir aldı. Okul ve polis madde bağımlığını yaklaşık 4 ay önce fark ettiği Batuhan’ın hayatta sözünü en çok dinlediği insan olan dayısı Erkan Çıtacı’yı arayarak çağırdı. Okula giden Çıtacı gerçeği burada Batuhan’ın öğretmenlerinden öğrendi. “Yeğeniniz çakmakgazı kullanıyor” dendiği anda Çıtacı kendi deyimiyle “beyninden vurulmuşa döndü”. Yeğenini aldı karşısına konuştu. “Bir derdin mi var? Parasız mı bıraktık, sahip mi çıkmadık, neden yapıyorsun?” diye sordu, karşılığında “Dayıcığım bir daha yapmayacağım” sözü aldı. “Ben 7 yaşında çalışmaya başladım. O yüzden hem kendi çocuklarımın hem de Batuhan ve kardeşinin sıkıntı çekmesini istemedim. Ben tersanede çalışıyorum. Batuhan’ı da tatilde çalışsın diye yanımda götürdüm. Baktım tüp taşıyor. Onu halde görünce 3. gün anneme getirdim, ‘Çalışmasın, yanınızda otursun, kıyamadım’ dedim. Annesiz-babasız oluşunu hiç hissettirmedik” diyen Çıtacı’ya göre Batuhan’ı bu karanlığa arkadaşları çekti.

“Yemeğini yiyemedi”
Çıtacı o günden sonra Batuhan’ın arkadaşlarını da aldı yanına tembihledi: “Eğer bir şey kullanırsa bana hemen telefon ediyorsunuz. Yoksa hepinizi mahvederim.” Hatta bununla yetinmedi, mahallede satışı yapanlara ulaştı: “Eğer bu çocuğa bir şey verirseniz, hepinizi ibreti alem için Yayla’da asarım” dedi. Ardından Batuhan’a evde daha çok zaman geçirmesi için bilgisayar alındı. Dayı saat başı arayıp kontrol ederken, anneanne ve dedesi evde bir dakika olsun gözlerini ondan ayırmadı. 4 ay boyunca bu sayede hiçbir şey kullanmayan Batuhan için her şey geçtiğimiz pazartesi gecesi değişti. Saat 20.50 sıralarında dayısı evi aradı, “Dışarı çıkma dayıcığım, otur evde” demek için. Batuhan da dayısına “Bu saatten sonra çıkmam zaten” dedi. Ancak tam yemeğe oturacaklarken arkadaşları kapıya geldi ve onlarla beraber çıktı gitti.
Bir süre sonra dayı Erkan Çıtacı’yı Batuhan’ın bir arkadaşı aradı ve Batuhan’ın fenalaştığını söyledi. Dayı Çıtacı, Batuhan’ı ambulansa bindirirlerken yetişti. Ancak yeğenini kurtaramadı. “O anda ölmüştü zaten” diyen Çıtacı, Batuhan’ın arkadaşlarının kurbanı olduğunu söylüyor: “Bunların hepsinin uyuşturucu, çakmakgazı, Bonzai kullanmak için gittikleri bir yer var. Mahallenin en tepesinde harabe, metruk bir bina. Sahibi ölmüş, öyle yıkık dökük duruyor. Bunlar da maddeleri alıp orada içiyorlar. Yine oraya gitmişler. Oradan çocuk ayakta duramaz haldeyken alıp aşağı kadar sürükleyerek indirmişler.”

‘Bakkalda, sucuda satılıyor’

Çocuğu gibi sevdiği yeğeninin yaşadıklarının ardından dayı Çıtak adeta dedektif gibi mahalledeki ağı araştırmaya başlamış: “Ben Batuhan öldüğünden beri bu işin peşindeyim. Biz yandık ama başkaları yanmasın. Uyumadan etmeden, işe güce gitmeden bu işi araştırıyorum. Karşıma çıkanlar çok korkutucu... Şu anda peynir-ekmek gibi Bonzai satılıyor. 5-10 TL’ye bakkaldan, sucudan alıyorlar. 10 yaşındaki çocuğa bile veriyorlar. Yeğenimin otopsisi yapıldığı gece eve geldim. Batuhan’ın da arkadaşı olan bir çocuk var, babası çocuğu ile geldi kapıma. Çocuk ayakta duramıyor. Bonzai kullanmış. Eve götürdük, yatırdık. Sabaha kadar kendine gelemedi.
Burası 3 senedir böyle... Artık biz kendimiz mücadele edeceğiz, çünkü polis bunları gözaltına alsa da yasalar nedeniyle serbest kalıyorlar; yapacak başka bir şey kalmadı.”

Batuhan burada öldü

Dayı Çıtacı bizi Batuhan’ın hayatını kaybettiği metruk binaya götürüyor. Kırık-dökük duvarları olan binaya girdiğimizde odalardan birinde kırık bir çekyat, yanında ise Bonzai paketi, çakmakgazı kutusu ve pet şişeler görüyoruz. Bir diğer odada bir halı, diğerinde battaniye etraflarında ise çakmakgazı kapakları, pet şişeler var. Bu binanın hemen bitişiğinde yaşayan semt sakini dert yanıyor: “Bıktık buradan. 2-3 gecede bir geliyorlar, burada madde kullanıyorlar. Ne yaptıklarını da bilmiyorlar. Geçen gün yangın çıkarttılar, zor söndürüldü. Korkuyoruz, buna bir çare bulunsun.”

Bu çığlığa kulak verin

İçerisinde uyuşturucu kullanıldığının kanıtları bulunan metruk binaya bölgedeki okulun yakınlığı dikkat çekiyor. Bu yakınlık Milliyet objektiflerine de böyle yansıdı.

Başakşehir’de halk platform oluşturdu

İstanbul Başakşehir’de bulunan Güvercintepe Mahallesi son bir yılda 3 kişinin hayatını kaybetmesi sonucunda bonzaiye karşı savaş açtı. Mahalle duvarları, benzer durumdaki diğer mahalleler gibi bonzai ve uyuşturucu karşıtı yazılar ile dolu. Kimi duvarda yazılar artık üstüste bindiği için okunmaz hale gelmiş.
Mahallede neler olup bittiğini öğrenmek için ilk olarak Muhtar İbrahim Dinç’in kapısını çaldık. Dinç’in anlattıkları kanımızı donduran cinsten. “Bonzai satıcılığı artık bir sektör haline geldi, mahallemizde bunun ticareti yapılıyor. Emniyet baskın yapıyor, yakalıyor ama savcılıktan serbest bırakılıyorlar. Mahalleli de kendi mücadelesini başlattı” diyen Dinç, çekmecesinden bir broşür çıkartıp, uzatıyor.
En tepesinde “Başakşehir Platformu” yazan broşür, “Halkımıza duyurulur. Uyuşturucuya hayır” diye başlayan broşürde mahallede uyuşturucu kullanımının ilkokul kapılarına kadar dayandığı belirtilerek, ‘Bu illetten kurtulmak için mahalle halkı elele mücadeleye’ çağrılıyor. Platformun çalışmalarında yer alan gençlerden biri de Hakan. Kimliğinin deşifre olmasından endişelendiği için soyadının kullanılmasını istemeyen Hakan neler yaptıklarını şöyle anlatıyor: “Her akşam 19.30-20.00 gibi toplanıyoruz. Yürüyüş yapıyoruz, toplantı düzenliyoruz. Amacımız satışları engellemek çünkü 3 arkadaşımızı kaybettik. Satmaya izin vermiyoruz. Satanları dövüyoruz. Geçen gün büyüklerimiz onlardan ikisini korkuttular, birkaç tanesi ‘Artık satmayacağız’ diye söz verdi, yemin etti. Bir kaç tane daha var şimdi onlarla uğraşıyoruz.”
Mahalleliyi harekete geçiren son olay askerden ‘hava değişimi’ iznine gelen 20 yaşındaki Volkan Şenyurt’un Bonzai kullanımına bağlı kalp krizi ile hayatını kaybetmesi oldu. Şenyurt önce acemi birliğine gitti. Ardından usta birliğine gitmden önce evine geldi, akrabaları ile hasret giderdi. Usta birliğine gideli henüz 15 gün olmuştu ki elinde psikiyatrist tarafından verilmiş, 21 günlük ‘hava izni değişimi’ izni ile çıkageldi. İlk iki gün akrabaları ile geçirdi.
Üçüncü günün akşamı arkadaşları ile çıktı ve o gece eve dönemedi. Yapılan aramalarda Şenyurt’un cansız bedeni bulundu.
Volkan’ın halası Lale Şenyurt, “Eve sersem gibi geliyordu. Sorduk ama inkar etti. Bilsek hastaneye götürür, tedavi olması için her şeyi yapardık” diyor. “Bizim bu mevsimde düğünlerimiz çok olur. Volkan’ı gelinsiz damat ettik, elimizden uçtu gitti” diyen Şenyurt kendi çocukları için de endişeleniyor.

Bu çığlığa kulak verin

Prof. Dr. SEVİL Atasoy: ‘Askerlere dikkat etmek gerek’

Sentetik bir uyuşturucu olan bonzainin bilimsel açıdan ne olduğunu Prof. Dr. Sevil Atasoy şu şekilde açıklıyor:
“Bonzai laboratuvar ortamında ‘naftalen’ türevi kimyasalların sentezlenmesi ile meydana getirilir. Genellikle esrarın ve hatta bazen çayın üzerine damlatılır. Bazen de toz haline getirilir, hapı da yapılır. İçerisinde doğal hiçbir şey bulunmuyor. 2000’lerin başında piyasaya sürülmüştür. İnternette uyuşturucu ticaretinin yoğun olarak gerçekleştirildiği ‘karanet’ adı verilen, normal arama motorları ile girilemeyen bir site var. Buradan yayıldığı için tam olarak ilk üretim merkezi neresi, nereden yayıldı bilemiyoruz fakat Çin’de üretildiğini düşünüyoruz. Son yıllarda uluslararası sözleşmelerle kontrol altına alındı. Türkiye’de 13 Şubat 2011’den itibaren imali, ithali, ihracı, satılması, devri, bulundurulması, kullanılması, tedariki suç haline geldi. Ancak sürekli yenileri sentezlendiğinden yasak listelerinin güncellenmesi gerekmektedir. Sentezde kullanılan maddeye bağlı olarak el ve ayakta karıncalanma, uyuşma, şiddetli çarpıntı, tansiyon yükselmesi ya da düşmesi, baş dönmesi, bağ ağrısı, titreme, üşüme, sıcak basması, aşırı susama, terleme, bulantı, kusma, çırpınma, kasılma, korku, panik atak, paranoya, hayal ve kabûs görme, aşırı uyarılma, zaman ve mekân algısında bozulma, renk ve ses görme-duyma, intihar dürtüsü, kalbe giden kanda azalma görülmüştür. İntihar nedeniyle can kayıplarının yanısıra yine kullanılan madde ve doza bağlı olarak enfarktüs ve ölümlere yol açmaktadır. Özellikle genç erkekler kullandığı için, genç erkek nüfusun bir arada bulunduğu yerlere, bu bağlamda da askerlere dikkat etmek gerekir.”

YARIN: Hasköy’de bir babanın feryadı ve Üsküdar’da bir mahallenin Bonzai ile mücadelesi

Azez'de bombalı saldırıSuriye-Türkiye sınırındaki Azez ilçesinde düzenlenen bombalı terör saldırısında ilk belirlemelere göre 5 sivil hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber