Endüstri 4.0 ile her şey sil baştan

Son zamanlarda çok konuşulan ama hakkında çok az şey bilinen Endüstri 4.0, sadece sanayinin değil, turizmden eğitime hayatın tamamıyla değişimine odaklanıyor. Yakın bir zamanda bugünkü mesleklerin yüzde 60’ı olmayacak. Bu değişime ayak uydurabilmek için de ezbere dayalı eğitim sisteminden, yaparak öğrenme modeli üzerine oturan bir modele geçmek şart.

Endüstri 4.0 ile her şey sil baştan

Endüstri 4.0 süreci dünya ekonomilerinde verimliliğin yerine, niteliğin geçmesine olanak sağlıyor. Gelecek on yıllarda yapay zekâlı robotlar rutin kol ve zihin emeğinin yerine geçecekken, kritik karar alma süreçleri ve değer yaratan üretim aşamalarında aktör insan olmaya devam edecek.

İstanbul Kültür Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi, Teknoloji ve Proje Destek Birimi (TPDK) Kuluçka Merkezi Direktörü Prof. Dr. Sinan Alçın, hayatımızın tüm alanlarını kapsayan Endüstri 4.0 ile eğitim sisteminin de yeniden şekillenmesi gerektiğini kaydediyor. Alçın, artık ezbere dayalı bir eğitim modelinden hızla deneyimlemeye dayalı, yaşam becerilerini kapsayan bir modele geçmek gerektiğini belirtiyor. Peki, son zamanlarda çok konuşulan Endüstri 4.0 nedir, bu değişime ne kadar hazırız? Konuyla ilgili merak edilenleri Prof. Dr. Sinan Alçın’a yönelttik.

- Endüstri 4.0 nedir?

Endüstri 4.0, 2011’de, Almanya’da Kagermann’ın ortaya attığı ve sonra Dünya Ekonomik Forumu’nda popüler olarak kullanılan bir kavram. Endüstri 4.0, cihazların, insanların ve süreçlerin en ileri biçimde iletişime geçtiği, karar alma süreçlerinde yapay zekâ formlarının kullanıldığı, eklemeli üretimin yeni bir yöntem olarak ortaya çıktığı ve yatay/dikey entegrasyonun hayata geçirildiği bir dönemi anlatıyor.

Bir tarafta malzeme bilimindeki gelişmeler, diğer tarafta kodlama ve yazılım alanındaki ilerlemeler, ileri düzey sensör ve akıllı tasarımlarla birleşince karşımıza taklidi zor, anlık ihtiyaca anlık cevap üreten, doğa dostu ürün ve hizmetler çıkıyor. Endüstri 4.0 süreci dünya ekonomilerinde verimliliğin yerine niteliğin geçmesine olanak sağlıyor.

Endüstri 4.0 paradigması gelişmiş batı ülkeleri tarafından doğuya kayan üretimin yeniden batıya çekilmesi amacıyla ortaya atıldı. Böylece taklidi zor ürünler ve üretim süreçleri planlanıyor. Ancak son 3 yılda Endüstri 4.0’a en çok yatırım yapan ülkenin Çin olması konuyu ilgi çekici kılıyor.

- Nasıl hayata geçirilecek?

Aslında Endüstri 4.0 süreci, biz farkında olmasak da, hayata geçmeye başladı. Örneğin internette gerçekleştirdiğimiz her işlem bulut sistemler aracılığıyla büyük veri havuzunda toplanıyor, bu havuzda işlenen veriler firmalar için ‘müşteri profiline’ dönüşüyor ve talep etmesek de ihtiyaçlarımıza uygun ürünler üretiliyor. Türkiye gibi küresel üretim ve işbölümünde tedarikçi rolü üstlenen ülke firmaları da merkez ülkelerdeki ana firmaların talebiyle makina, yazılım ve insan altyapısını yeniden düzenliyor.

Robotlar, kaygılandırıyor

- Robotların iş gücüne hakim olacağına vurgu yapılıyor. Gerçekten böyle mi olacak?

Aslında robotların üretimde insanların yerini alacağı ve çalışmanın büsbütün ortadan kalkacağı söylemi yeni değil. Endüstri 3.0 diye tanımlayabileceğimiz ve 1960’ların sonuyla birlikte başlayan otomasyona dayalı robotik üretim sistemlerinin sanayiye girdiği süreçte de benzer iddialar gündeme geldi. Ancak gelecek on yıllarda yapay zekâlı robotlar rutin kol ve zihin emeğinin yerine geçecekken, kritik karar alma süreçleri ve değer yaratan üretim aşamalarında aktör insan olmaya devam edecek.

Malzeme biliminden anlayan sosyologlara, kodlama kullanan iktisatçılara, felsefe tarihi uzmanlığı edinmiş biyologlara ihtiyaç olacak. Geleceğin teknolojileri ve bu teknolojilerin kullanılacağı ekonomiler yüksek düzeyde geçişken ve ilişkiselliği en üst seviyede süreçleri ortaya çıkartacak.

- Bu geçişte, sosyal travmalar yaşanmaması için insan faktörü nasıl ele alınmalı?

Büyük bir dönüşüm sürecinin içinden geçiyoruz. Süreç her ne kadar insan odaklı olsa da dönüşümün hızı zaman zaman ‘geride mi kalıyorum?’ sorusunun sorulmasına ve hem bireysel hem de toplumsal kaygı bozukluklarına neden oluyor. Burada problemli davranışa işaret etmek gerekiyor: Yeni teknolojiyi sorgulamadan, hızla içselleştirmek ve sürecin tamamını salt dijital bir dönüşüm olarak yorumlamak.

Teknoloji felsefesi konusunda temel çalışmaları bulunan Heidegger, “Teknolojiyi yansız bir şey olarak düşündüğünüzde sizi hızla esir alacaktır” der. İnsan kendisine sürekli şu soruyu sormalı: Yeni olan benim için gerekli mi? Hayatımız son 20 yılda gereksiz yenilikleri küfemize doldurmakla geçmedi mi?

Çocuk ve gençlerdeki dikkat dağınıklığında bu yığma faaliyetinin etkileri çok büyük. İkinci olarak, Endüstri 4.0 ve genel olarak geleceğin ekonomilerinde yer edinecek toplum ve insanlar, konuyu salt yenilik ve dijitalizasyona indirgemeden geniş anlamda ele alıp değerlendirenler olacak.

Endüstri 4.0 ile her şey sil baştan

Akıllı şehirler geliyor

- Endüstri 4.0 sadece sanayide mi gerçekleşecek?

Endüstri 4.0 her ne kadar teknik ve robotik bir süreç gibi anlaşılsa da odağında insan var! Dolayısıyla söz konusu değişimi sadece sanayiyle sınırlamak mümkün değil. Endüstri 4.0 günlük tüketim alanlarından devlet işlerimize, konut alanlarından sağlık işlemlerine kadar hayatımızı ilgilendiren tüm alanları kapsıyor. Akıllı fabrikaları akıllı şehirler izliyor.

Dönüşüm insandan başlayacak

- Eğitim, Endüstri 4.0’dan nasıl etkilenecek?

Hem işgücü olarak hem de geleceğin ekonomilerinin tüketicileri ve karar alıcıları olarak Endüstri 4.0 dönüşümü kesinlikle insandan başlayacak. Geleceğin ekonomilerindeki baş aktör olan insanı yani geleceğin insanını yetiştirmek bugünkü eğitim kurumlarının görevi. Endüstri 4.0’a geçmek için öncelikle Eğitim 4.0’a geçişi başarmamız gerekiyor. STEAM, Science (Bilim), Technology (Teknoloji), Engineering (Mühendislik), Art (Tasarım) ve Maths (Matematik) olarak tanımlanan eğitim modeli Eğitim 4.0’a geçiş için üstesinden gelinmesi gereken alanları kapsıyor.

Endüstri 4.0 ile her şey sil baştan

Ezbere dayalı, sınavlarla bezenmiş bir eğitim modelinden hızla yaşam becerilerini kapsayan, yaparak öğrenme üzerine oturan bir modele geçmek gerekiyor. Dünya Ekonomik Forumu Raporu’na göre, bugün ilkokulda okuyan çocukların gelecekte yapacakları mesleklerin mevcutlardan yüzde 60 oranında farklılaşması bekleniyor. Bu yenidünyaya güvenle adım atmanın yolu, eğitim sisteminde 4.0 yaklaşımının entegrasyonuna bağlı. Geleceğin ekonomilerinde, hem robotik, kodlama gibi yeni teknolojilere hakim hem de muhakeme kabiliyetine sahip mezunlara ihtiyacımız var. Bu da farklı yetkinlikleri geliştirmeye dayalı bir eğitim modeline işaret ediyor. Bu konuda farklı yaklaşımlar olabilir. Benim geliştirdiğim modelde (edu4ware) eğitim sisteminde dört alanda yetkinleşme ve uyum öneriliyor. Bu alanlar: hardware (makine teçhizat, malzeme), software (yazılım), netware (ilişkisellik) ve wetware (zihin ve muhakeme gücü).

Niğde'de sigara kaçakçılığıNiğde'de bir tırda, 11 milyon adet gümrük kaçağı makaron ele geçirildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber